KEYİFLİ ANNE

İki çocuklu çalışan bir anneyim.
KEYİFLİ ANNENİN NOTLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KEYİFLİ ANNENİN NOTLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2016 Salı

HAYAT ALIŞTIRIR İNSANA



Eşim artık eskisi gibi ağlayarak dönmüyorsun neydi öyle yol boyu ağlardın dedi.

Gerçekten ilk oğlum yazlıkta kalmaya başladığında çok zor gelirdi. Ağlamadan çıkmazdım evden şimdi normal karşılayıp yapmam gerekeni yapıyorum. Belki hormonlarında rolü vardır. Doğum yapalı bir yıl olmamıştı, hamileydim ve ikinci bir bebeğim olmuştu bu ağladığım dönemlerde.

Bu sene hem oğlum, hem kızım yazlıkta kalıyor. Oğlum kendini ifade  edebiliyor ve benim dönme zamanım daha gelmedi diyor. Geçtiğimiz  pazar bende mi gelsem dedi gel oğlum dedim yok biraz daha kalayım dedi hatta arkamızdan su döktü. Kızım derseniz o abisi nerede ise orda mutlu çünkü kendine hem eşit davranılsın abisi gibi davranılsın istiyor.

Hayat öğretiyor insana her hafta sonu beraberiz doyasıya ve avutmayı öğrendim kendimi mutlu olsunlar yeter.



Posted via Blogaway


25 Haziran 2015 Perşembe

ANLAYACAK OLMAK VE ANLAMAK

İlk işe başladığımda ne büyük hayallerim , ne kadar çok acelem vardı. Her şey hemen olsun, hemen iş bitsin , hemen zaman geçsin , öyle olsun böyle olsun .Hızlı hızlı yaşamaya çalışıyordum. Sonra bütün hemenlerim oldu ama kısa sürdü.

Ve bir anda başladığım yere geldim. Sıfırdan başlamak zor olmadı .Hatta aynı yoldan tekrar yürümek çok zevkli. Hemenlerim olduğunda nereye gideceği bildiğimden artık yavaş yaşamaya başladım. Hatta özellikle çocuklardan sonra her durumdan iyi bir ders çıkarıp , bunda da var bir hayır demeye başladım.

Gerçekten de öyle oldu .Ben böyle düşünmeye başladıkça aklımdan geçirdiklerim , kendiliğinden olmaya başladı. Ben daha düşünürken hayat önüme sundu.Böyle olsa daha iyi olur dedi, böyle olsun dedi ve bende kabullenmeyi , sabretmeyi öğrendim. Çok da iyi oldu .Ama tabi  bunları yaşça büyük bir arkadaşım taa en başında demişti.O da büyük ihtimal bu yollardan geçmişti .Ama o zaman onu anlayamamıştım.Artık ne demek istediğini anlıyorum.

Bu yazıyı acaba anlayanlar mı çoğunlukla okur yoksa anlayacak olanlar mı ? Siz ?

4 Haziran 2015 Perşembe

İSTE OLMASIN İSTEME OLSUN

Aslında hep kötü şeyler de genellikle böyle yaparlar. Aslında iyi şeyler içinde öyle değil mi ?

Hayatıma şöyle bir baktım. Neyi aklıma bile getirip istemediysem önüme sunuldu , neyi çok istediysem olmadı. Sonrasında çok üzülmem her işte vardır bir hayır , mutlaka iyiliğim içindir , daha iyisi olacak demek ki der kendimi avuturum ama neden böyle olur ?

Lise yıllarımdan beri hep kariyer istemiştim .Otuzumdan önce evlenmem derdim. Her şey oturmadan çocuk yapmam. Hatta çalışan bir kadın olurum .Geçen de lise arkadaşım gelmişti bebek ziyaretine aferim kız hepsini istediğin gibi yaptın tam sırasıyla dedi. Onun gözünden öyle görünmüştü . O liseden sonra evlenmiş , çok üniversite de iken , çocukları büyümüş ve ben çocuk büyütürken iki kocaman çocuk annesi , canının istediğini yapıp kurslara gidiyor .

Uzaktan böyle görünse de ilk tercihim olan kariyer istediğim nokta da değil maalesef. Kafam da olan yerde değil belki başka kişiler için iyi görünse de başka planlarım vardı.Ama daha sonra ki sıradakiler ben çok istemeden önüme sıralandı , kendi kendi yeniledi ve istediğim gibi oldu. İstesem de böyle olmasını isterdim.

Hadi kötüyü kınarsak , istemezsek başımıza gelmesi normal karşılanabilir ama istemenin ne zararı var .Demek ki var sonradan çocuklar için düşündüklerime baktım .Önemsediğim şeyler sorun olarak bana dönüyor ama umursamadığım kendi haline bıraktığım şeyler mükemmel şekilde ilerliyor.

Çözemedim ama olmuyor çok isteyip olmayan şeyleri istemeyi bırakmayı deniyorum Bakalım ne olacak .


3 Haziran 2015 Çarşamba

İKİ ÇOCUKLA TATİLDEN NOTLAR

Eşimle tatilde en çok güldüğümüz konu çocuklarla ilgiliydi . Oğlumuz bir şeyler yaparak , kızımız da tatilin keyfini çıkararak güldürdü bizi.

Otele giriş yapmamız akşamı bulmuştu.Otele girdik hemen eşim çocuklara göz kulak oldu ben yerleştim. Hemen yemeğe indik. Hiç beklemediğimiz bir durumla karşılaştık. Yemeğe giderken çocuk parkından ve çocuk diskosunun önünden geçiyorsun tam önü olmasa da görülüyor. Zorla yemekten sonra geleceğimize ikna ettik .Buraya  kadar normal görünse de yemek bitip geri döndüğümüzde bir anda bizi bırakıp sadece kontrol ederek diskoya gitti. Çocuklarla çok aynı şeyleri yapmak istemedi ama müzik bitene kadar sahnede kalmayı istedi. Çok ilginç bir durumda sandaletlerini çıkarıp hatta bir kere şortunu çıkarıp sahile atmasıydı.Sebebini anlayamadık ama komikti.Özellikle turistlerin ve animasyon ekibinin çok ilgisini çekti.

Çok girişken ve komik oğlum bir kız kendinden büyük babası arada kaydıraktan kaymadan kızı gıdıklıyor . Bizim ki hemen olaya dahil oldu. Kendini bir şekilde gıdıklattı ve oyunlarına dahil oldu. Sonradan anladım ki adamı dedesine benzetmiş.Oyun bitince peşlerinden dede dede seslendi . Otelde gördüğümüz her yerde hatırladı ve dede dedi.Allahtan turist olduklarından anlamadılar bazen büyüklerde tuaf olup kendini kötü hissedebilirdi. Çünkü gerçek olan adam babam gibi ama kızıydı.

Eşim anlattı ben sonradan dahil oldum . Parkta kendini sallarken güzel uzun saçlı sarışın beş yaşında bir kızı da babasına sallatmış. Kızı beğendi sanırım çok ilgilendi. Biz de eşimle kızı beğendik ve sahiplendik.Hoşumuza gitti güzel kız , İngiliz, sarışın , uzun boylu neden olmasın ve kızıma geçecektim ki anlatmamı istemiyor sanırım uyandı bir daha ki uyuma döneminde yazmak üzere artık.

1 Haziran 2015 Pazartesi

ANNELER EVLAT AYRIMI YAPAR MI ?

İki üç gündür kafamı bu soru kurcalıyor. Aslında yapmaz , yapmadığıma eminim ama çok yakınım bir kişiden ayrım yapıyorsun eleştirisini aldım. Ne kadar kendimden emin olsam da içim burkuldu. Ne yapmıştım da böyle düşünmesini sağlamıştım.Öylesine söylenmiş bir söz müydü yoksa gerçekte böyle mi düşünüyordu.

İlk göz ağrısı farklı olur denir ama benim ayrım yaptığımı düşünen kişi bu yönde de düşünmüyordu.İlk göz ağrımı ikinci göz ağrımdan ayırdığımı söylüyordu. Düşündüm , düşünüyorum ama yok eminim yapmıyorum. Oğlumda böyle düşünüyorsa diye yazmak istedim.İnsan çok sonları dinliyor kendini oğlum da böyle düşünüyor mu kafasına yer ediyor mu dert ettim.Yazmaya karar verdim. Bloğum  evlatlarıma kalacak , hayatta olursam sorarsa anlatırım , olmazsam okumak isterse aklından geçirse okusun diye yazıyorum.

Sevgili oğlum ve kızım bunu bile kaç kere yer değiştirdim. Önce kızım mı desem yok sa oğlum mu . Ama doğum yılı sırasına göre olsun dedim. Kesinlikle ikinizi de aynı derece de seviyorum. Canımsınız.
Oğlum özellikle sana söylüyorum kesinlikle kardeşin gelince yerin değişmedi . Senin yanına kardeşini sığdırmaya sevgimi genişletmeye çalışıyorum. Şuan kardeşin sekiz buçuk aylık anne sütü emiyor , anne kokusuna daha bir düşkün ve bebek olduğundan zaman zaman fazla ilgilendiğim oluyordur. Çünkü kardeşin senin gibi değil bana daha düşkün , yadırgıyor . Sen ilk göz ağrısın deden , anneannen ve teyzen sana öncelik tanıyorlar. Sen üzülürsen diye fazla senin yanında kardeşine yaklaşmak istemiyorlar .Ben de denge kurmaya çalışıyorum. Sen iki buçuk yaşını doldurdun, çok hareketlisin, artık bebeklik dönemi bitip çocukla geçiş dönemindesin. Seni hep mutlu edip hem kendimce eğitim vermek istiyorum. Onun için her yaptığını onaylamayıp arada kızdığım uyardığım oluyor. Ama daha mutlu olman için bunu sakın unutma. Tekrar söylüyorum ikinizi de çok seviyorum .Anneler evlatlarını ayıramazlar sadece denge kurmaya çalışırlar.

YENİ BAŞLANGIÇLAR ZAMANI

Bu gün kendim için yeni başlangıçlar yapmaya karar verdim. Karar vermek yetmiyor tabi hemen uygulamaya geçirdim. Kaçında başarılı olabilir bilmiyorum ama en azından başarılı olacağıma inanıyorum . İnanmak çok önemli hem karar almaktan korkuyorsun inanmayınca , hem çaresi hissedip mutsuz oluyorsun ve hem karar alamamış hem de mutsuz olmuş olarak daha da mutsuz oluyorsun.

Karar almada yeni okuduğum kitabın rolü olmadı desem yalan olur. Kitabım bitince daha ayrıntılı açıklama yapacağım ama tam beklentimi karşılamasa da olumlu düşünmeme katkısı oldu. Bakış açıma farklı düşünmeme yardımcı oldu.

Aslında böyle kararlar almayı planlamamıştım .Ama biz plan yaparken kader gülermiş ne kadar da doğru olduğu yine tekerrür etti.

Bu belki de benim için bir fırsattı . Yeni bir ay , yeni bir mevsim  ve bir kandil günü bana belki de bir işaretti. Belki planladığım gibi tatilim  devam etmese de daha önemli şeyleri düşünme , karar alma ve hatta uygulama şansını elde ettim.

İnanmak başarmanın yarısı gerçekten doğru başaramaya bilirsin ama başaracağına inanmak bile insana huzur veriyor ve mutlaka başarmayı kolaylaştırıyor.

İstediğimiz şeyleri ertelemeyelim , er yada geç başarırız yeter ki inanalım belki çoğu kişi okurken çok hava da lafta kalıyor olabilir düne kadar benim içinde öyleydi ama inandım ve her şey değişti.Sizde ne isterseniz yapabilirsiniz yeter ki inanın.

Hadi  kolay gelsin Allah utandırmasın yar ve yardımcımız olsun.

19 Mayıs 2015 Salı

TÜM ÇOCUKLARA ANNE GÖZÜYLE BAKMAK

Bu gün kendime hayret ettim annelik bana neler katmış bir kere daha görmüş oldum.Ailece pazar akşam yemeğine gittik. Daha önceden gittiğimiz bir mekan olduğundan oyun alanının tam karşısındaki masaya oturarak içimizi rahat ettirelim dedik. Bir anda  çocukların arasında bir ses yükselmesi bir kargaşa oldu. Duruma hakim olmak için incelemeye aldım. İki çocuk oğlum hariç bir oyuncağı paylaşamıyor. Biri daha büyük diğeri omdan daha küçük. Gidip müdahale etmek istedim ama sana ne oluyor dedim kendi kendime .İzlemeye devam ettim. Çıkan sesi bizden başka kimse umursamadı. Vuruşmaya başladılar büyük olan küçüğe vurdu ve oyuncağı aldı. Buraya kadar normal küçük olan ailesini çağırmak için kapıya geldi , ağlamaya başladı.Hiç gelen giden olmadı . Buraya kadar normal karşılamıştım. Kimse gelmeyince çömeldi , duvara yaslandı ve usul. usul ağlamaya başladı. Vee annelik damarım kabardı .Hemen , yerimden kalktım , çocuğu sakinleştirdim,annenin yanına götürmemi ister misin dedim ? hemen kabul etti.Kucağıma aldım boyu uzayınca ailesi fark etti ve hemen teslim ettim.

Çocuklar ağlamasın anneler dayanamaz.

14 Mayıs 2015 Perşembe

NEREDEN ÇIKTI BU İTİRAF KİTAP ZEVKİME İYİ GELMEDİ

Çocuklardan evvel yaptığım gibi kitaplarıma dönme kararı aldım. Aslında hamilelikler iyi geliyor bol okuyorum ama doğumlardan sonra bir yavaşlama oluyor. Kızım yedi ayı doldurdu yine daha çok bitirmeli günlerime döndüm. Hep okuyorum ama boş zaman bulursam oluyordu.Şimdi zaman yaratıyorum.

Bu hafta TRENDEKİ KIZ yeni kitabım kitap hakkında daha bitmediğinden yorum yapmak istemiyorum .Ama dün akşam okuduğum kitap kahramanlarından birinin psikologuna itirafı beni çok sarstı. Belki  kızımı emziriyorum yakın temasımız daha fazla olduğundan aklıma ilk kızım geldi ve üzüldüm.Belki kurgu bir hikaye ama tuaf hissettim.

Kısaca  anne , babasıyla yaşayan MEGAN  ağabeyini 16 yaşında trafik kazasında kaybediyor.Mutlu bir evliliği varken eşinin tavsiyesi üzerine terapiye başlıyor. Bu hikaye aslında anlatmak istediği ve kimseye anlatamadığı esas hikayesi ve terapistine anlatıyor.Ailesinden  ayrılıp sevgilisiyle yaşamaya başlıyor. Sevgilisiyle tüm uyarıcı maddeleri neredeyse kullanıyorlar.Sevgilisiyle çok mutlular , ama bir anda hamile kalıyor. Hamile kalınca bir anda duraksıyor ama aldırmıyor , eski hayatına yaşamaya devam ediyor.Bebek bir şekilde bir hemşire yardımıyla hastaneye gitme zahmetine bile girmeden doğuyor. Bakımına falan alışıyor bu sırada sevgilisi evi terk ediyor.Terk ettikten sonra bir gün çok içiyor. Küvetin içini su dolduruyor . Bebeği de göğsüne alarak küvetin içine giriyor. Bu sırada uyuya kalıyor. Kalktığında kitapta kullanılan ifade ''kalktığımda göğsümde değildi , bedeni kolumla küvet kenarının arasına sıkışmış ve yüzü suya dönüktü''. İçimi acıktı ve devam etmekte zorlanıyorum konu bununla alakalı olmasa da. 

13 Mayıs 2015 Çarşamba

REKLAMLAR HEP MASUM MU

Ünlülerin ,belli kesimdeki  insanların yada hoşlandığımız insanların kullandıkları ürünler bizim için önemli mi ?  Ben kendi adıma bence önemli ama bu suistimal edilebilir mi bilinçli yada bilinçsiz edilebilir.

Hiçbir şirket kendi ürünüm , zararlı kötü demez ama tüm ürünleri de iyi kabul edemeyiz. Hiç reklam amaçlı olmadan kendim bir ürünü kullanıp memnun kalıp bunu tavsiye edebilirim yada memnun kalmayıp kesinlikle alam diyebilirim.Ama bunu başka bir şirket yada kişi yapmamı istese durum değişir. O zaman eskisi gibi özgür olamam .Özgür derken belki sadece kendim kullanırken önemsemediğim iyi yada kötü yanlarına daha farklı ve bilinçli bakmak gerekir. Ne boş yere övebilirim ne de haksız yere kötü bir yorum yapabilirim.Daha çok tarafsız olmam gerekir çünkü masumca sadece parasını ödediğim ürünün vebali bana ait ama sırf ben iyi dedim diye alacakların yada kötü dedim almayacaklar da şirketin zararı yine bana ait olur.


Bunlar neden mi aklıma geldi televizyonda görüyorum. Tiyatrocular , mankenler  yada farklı meslekler de ünlü kişiler zararını bilerek kendi kullanmadıklarına emin olduğum ürünlerin reklamlarına neden çıkarlar.Bazı bilnçli insanlar bu reklamlara kanmaz ama çocuklar ve bu analizi yapamayacak insanların günahlarına neden girerler.

Benim kadar bile düşünemediklerinden mi yoksa başka şeyler mi üstün geliyor.

Sizce?

12 Mayıs 2015 Salı

SAYILI ZAMAN GEÇERMİŞ GEÇTİ DE

Hep derler ki sayılı zaman geçer her ne olursa bu günlerin kıymetini bil.Evet geçiyor günlerin kıymetini bildim ve zaman da geçti.Pişman değilim ama tabi farklı duygular yaşamıyor değilim. Oğlumla kızımla beraber koca 8 ay geçirdik. Bunaldığım , sıkıldığım , kendime zaman ayıramadığım , daraldığım , çok mutlu olduğum, alıştığım , keyif aldığım koskoca 8 ay geçti ve çalışmaya başlamama tam bir ay kaldı.

Çok karışık duygular içindeyim . İki çocuğun sorumluluğu daha fazla ayarlama yapmak daha zor tabi oğlumdan sonra işe dönüşüme göre,Bir taraftan da işim sadece bana ait sadece anne olmadığım sadece ben olduğum , planlamayı kendimin yaptığı , istersem kendime zaman ayırabildiğim  bir ortam heyecanlanmıyor değilim. Ofisim değişebilir onun heyecanı da var.

Ama çocuklarımı bırakma konusunda ilk oğluma göre daha deneyimliyim. Her ikisi içinde doğru olanı yapmaya çalışıp iki çocuğumu da mahrum etmek istemiyorum. Üç alternatif vardı. İkisi de yanımızda kalacak , oğlum kreşe devam edecek , kıza bakıcı bir abla bulacağız.Ama bu durumda oğlum sadece kreşin küçücük bahçesine mahkum kalacak. Her ikisi de annemle yazlığa gelecek , ama kızım anne sütü içmeye devam ettiğinden bu fikir de anlamını yitirdi . Oğlumda bu lükse sahip değildim ama kızıma istediği kadar anne sütü vermek istiyorum. Tamam oğlum yazlıkta kalsın dedim , bu sefer kızım için kreş, abla , bakıcı arayışı başladı. Kreş zaten çok fazla yok, olanda küçük buldu.Bakıcı konusunda da içimize sinen birini bulamadık.Çok zor çok iyi tanımak lazım , canın ve anne, baba ortak kararı olmalı. Ortak bir karar alamadık eşim annesini önerdi. Ben iki buçuk yıldır daha 1 kez bile  1 saat bile bakmadığından endişeliyim. Kayın validem şehir dışında bizim için yazın bizde kalmayı , bakmaya kendi razı oldu , hemen tamam dedi. İlk eşim konuştu , geçen bende açtım konuyu tama  ne zaman geleceğim dedi sadece başka detay ne zaman döneceksin falan demedi. Ama şans vermek istiyorum kaybedecek bir şey yok biraz da mecburi şans ve en kötü anneanne-babaanne bile bakıcı tanımadığı bir abladan iyidir diye düşünüyorum.Aralarında kan bağı var ve mutlaka çok seviyordur.

Değişik duygulardayım.

Her şey çok güzel olsun ve bu yazı güzel anılarla hatırlamak istiyorum.






11 Mayıs 2015 Pazartesi

SAÇI SÜPÜRGE EDEN VE KEYİFLİ ANNELİK

Bu karşılaştırma tam bizim için ev için geçerli bir ortam diyebiliriz. Ben keyifli anneliği annem saçını süpürge eden anne ve anneanneliği oynuyor. Aralar da sorun olmuyor değil ama kimse değişmiyor , herkes bildiğini uyguluyor. 

Aslında olan benim keyifli zamanlarıma oluyor , çocukların ağlamasına kesinlikle olanak tanınmıyor, her dedikleri yaptırılıyor , kitap okuyorum , çay içiyorum molası ya da işim var demek çok sakıncalı .Hemen laf söyleniyor. Tamam torunlarının  kendince iyiliğini düşünüyor kendince haklı arada söylüyorum beni neden düşünmüyorsun diye cevap yok ne var ki aa sen iki çocuklu annesin olacak o kadar .Hep beraber olduk mu bende asker oluyorum emir eri anne .

Aslında beni yetiştiren annem beni de böyle yetiştirdi ama kendim böyle yetiştirmeyi tercih etmiyorum.Kendi evim olana oda evlenince oldu , evde sorumluluk olarak sadece kendi okulumdan ve işimden sorumlu oldum. Bu yüzden sorumsuz olmadım , evlenince de hiç zorlanmadım hatta belli süre pratik detaylarla yardımcı bile almadım.Tabi sonra çocuklarla yetişmesi zor oldu. 

Ama kendim saçını süpürge eden değil keyifli anneliği tercih ediyorum . Çocukların her dediğini yapmak , hiç ağlamaması , ay üşür , canı acır düşer  bana göre değil. Çok tehlikeli olmadıkça düşmesine bile fırsat vermek taraftarıyım. 


AHH BABALAR AHH NE TATLISINIZ

Çok garip gelen aslında bana değişik duygular tattıran bir hikaye yada bir olay paylaşmak istiyorum. Annem ve babamla beraber yazlıkta kalıyoruz . İstanbul yazlık arası mekik dokuyorum desem yeridir. Belli bir marka olan ama derisi aşınan çok kullanışlı çantamla geldim. Eskiydi biraz ama ufak cüzdan , cep teli ve anahtar alıyor , askılı benim için zaten bu mütevazi yer de yeterli diye düşündüm hatta burada bırakırım . Burada kullanmalık olsun dedim yenisini evde bıraktım. Buraya kadar sorun yok.

Babam nasıl oldu bilmiyorum konuyu bir türlü oraya getirmeye çalışıyor. Ben sana çanta aldım neden kullanmıyorsun , anneme işte bir tane daha çanta var neden bana vermediğini soruyor falan. Ve sonunda baklayı ağzından çıkarıp çantan çok eski neden kullanıyorsun , neden yenisini almadın , o kullanılır mı falan dedi.Şaşırdım kaldım. Babam hep mütevazi olmayı öğütler , her şeyi atmama kızar , ne var kullan der.Ne düşündü bilmiyorum üzüldü sanırım çantam eski diye . Baba yüreği ne hissetti şakayla karışık ama bakmış , incelemiş yani.

Baba yüreği de bir başka atıyor . 

7 Mayıs 2015 Perşembe

ANNELER VE HEDİYELERİ

Kayınvalideme ilk tanıştığımızdan beri her anneler gününde hediye gönderirim. Mutlaka anneler gününde elinde olmasını sağlarım . Hediyelerim ulaşır , bir de telefon açarız eşimle elimizden bu kadarı geliyor. Aslında kendisi böyle şeylere dikkat etmez . Doğum günüm de aynı şehirde olmamıza rağmen hatta eşimle kutlamaya yanında gitmemize rağmen doğum günün kutlu olsun bile demedi. Ben arada bir ben de yapmayacağım diye düşünsem de ne gerekiyorsa her zaman yaparım .

Ben anneme de hiç atlamam özel günleri hediyeleşmeyi severim. Ne gerek var sadece bir gün mi diyenler var tabi ama bence vesile oluyor hediye almakta insanları sevindirmekte ne kötülük var diye düşünüyorum.Bu gün annemin hediyesini alınca dikkatimi çekti her zaman annemin ki maddi olarak daha yüksek oluyor. Aslında buna önem vermiyorum ama annemi daha iyi tanıdığımdan daha özgürüm ,kayın validemin ki hep belli marka hep yakın ürünler oluyor çünkü kilolu dar geldiği oldu annem zayıf ne alsam oluyor , annem belki niye zahmet ettin der ama çok para vermeme kızsa da güzel şeyleri sever bilirim. Kayın validem tam tersi çok önemsemez hatta oğlumun paralarını nerelere harcıyor demek ki hep böyle alıyor diye düşünebilir diye çekinmiyor değilim.Çünkü normal kendime  aldıklarım bile sorduğunda ona pahallı geliyor.

Pazartesi kayın valideme ilk iş hediyesini aldım , kargoya verdik bile. Bu güne kadar anneme almamıştım ve bu akşamda 5 dakika anneme aldım. Yine anneminki çok olmasa da fark attı. Kötü niyetim yük denk getirmiyor keşke onunda beğendiği ve başka bir şey düşünmediğine emin olsam da  kayın validemin ki fark atsa içim bir an rahatsız oldu.

Siz de durumlar nasıl oluyor?


6 Mayıs 2015 Çarşamba

İYİ ANLAŞILMAK İYİ İLETİŞİMLE MÜMKÜN

Her yaptığımızın aslında göremediğimiz düşünemediğimiz bir anlamı var.Çocuk yetiştirirken dikkat edilmesi gereken önemli nokta olduğundan kendimi bu konuda donanımımı artırmak istiyorum.Daha önceden başladığım bir kısmını özetlemeye çalışmıştım. http://anneyimkeyifliyim.blogspot.com.tr/2015/03/iletisim-donanimlari-notlarim-1.html

Doğan Cüceloğlu'nun İletişim Donanımları kitabını anca bitirebildim. Neler mi öğrendim ?

Sürekli iletişim içindeyiz hiçbir hissettiğimiz tesadüf değil ve iletişim sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Beş duyumuzla algıladığımız her şey ve verdiklerimiz aslında bilinçli yada bilinçsiz iletişimimizi oluşturuyor. Duyguların iletilmesinde sözsüz mesajlar daha etkilidir.Kişinin içinde hissettikleri ve dışarıya kendini göstermek istediği yüzü çok farklı olabilir ve stres ortamı oluşturur.

İnsanlar hem bağımlı hem bağımsız olmak ister bu ikisi insanın iki bacağı gibi dengeli olmalıdır yoksa sendeleyerek yürümek zorunda kalınır.

Çocuklar bu konuda çok masumdur ve bizim yönlendirmelerimizle şekillenirler. Çocuk burası pis kokuyor çok rahat söyler ama büyüdükçe çevresel faktörlerden söylemeyi bırakır. Çünkü başkalarının ne diyeceğini önemsemeye başlar . Tabi bu durum bizim yönlendirmemizle olur.

Kişiler ancak iç dünyalarında hissettiklerini yaşayabiliyorlarsa özgün insan olabilirler. Özgün insanlar da özgür , daha az stresli ve kendi hissettiklerini yaşadıklarından daha mutlulardır.

Kişinin iletişim ortamında kendine sorduğu sorular: dikkate alınıyor muyum, kabul ediliyor muyum, değerli miyim, yeterli miyim ,sevilmeye layık mıyımdır.

Bu düşünceler eşiğinde önemsenen, düşünceleri kabul edilen, değerli hissettirilen, yeterli görülen ve sevilen çocuklar öz güvenli ve mutlu olarak yetişir.

Çocukları büyütürken kendilerine hesap vererek yada bunu öğreterek bu sana yakışmaz , senin için güzel davranış değil şeklinde büyütmek kişiliğini geliştirir.

Kabul gören kaale alınan insan zamanı ve enerjisini kendini daha da geliştirmeye harcarken kabul görmeyen insan kendini saklamaya harcar.

Karşımızdaki iyi dinlemek onu hissederek anlamaya çalışmak , sözünün bitmesini beklemek ve dikkatimizi ona vermekle mümkün olur. Söylemek istediğimiz bir şeyler var ise , kişinin sözü bitince söylenmelidir.

Çocuklarında saçma sapan bile olsa her sözünü dinlemeli ve ona kendini dinleyecek ortamlar yaratmamalıyız.Ailesinde dinlenmeyen çocuk kendisini dinleyen arkadaşlarına anlatır ve onların dediklerine uyar.

Huzurlu ortamlar gerçeklere saygılı,hakkaniyetli, bütünlük içinde ve sevgi dolu ortamlardır.

Gerçek sevgi bir insanın olabileceği en iyisi olmasına , gelişmesine olanak sağlamaya kendini adamaktır.

Çocukları bir birey olarak kendi davranışlarının kendi sorumluluğu bilinciyle yetişmek gerçek sevgidir.

Çocuklarımı nasıl yetiştirmek mi istiyorum ? Çocuğu bir birey olarak özünü kabul edip , düşüncelerine , davranışlarına saygı göstererek , özü doğrultusunda fikir vererek , özünü gelişmesine katkıda bulunan geliştirilebilen kurallarla destek olarak ve ondan istediklerimi önce kendim yaparak yetiştirmek istediğim sonucuna vardım.


            BİR ŞEYİ YAPARKEN EN İYİSİNİ YAP VE ŞEVK İLE COŞKU İLE YAP











ÖZLEMİŞİM KENDİMİ BAŞKA BAŞKA ANLARDA

İki çocuklu hayattan kısa molayla tam zamanlı tek çocuklu hayata geçmek çok kolay oldu.Oğlumu özlemedim mi özlemez olur muyum kokusu burnumda tütüyor ama çok mutlu , keyfi yerinde ve yanımda olsa sadece yan yana olmaktan mutlu olmaya çalışacaktık. Şimdi ayrıyız ama ikimiz içinde daha iyi sanki ben iyiyim onun da keyfi yerindeymiş daha ne olsun.Kızım da mutlu üç kişi hava almaya gitmekte zorlanırken , şimdiler de evde rahat rahat yuvarlanma ve hava alma özgürlüğüne kavuştu.

Zaten kısa süreli molalar herkese iyi gelir ve  farklılık iyidir . Hem iyi hem kötüyü anlamaya fırsat vermek kendini motive etmektir. Dün kendime fırsat verdim ve Büyükadaya kaçtık.Hem hıdreleze evde geçirmek istemedim hem de çocuğumla biriyle de olsa program yapmak hoşuma gitti ve süper bir gün geçirdik. Kızıma çok iyi geldi .Normalde hepsini yemediği öğlen yemeğini sildi süpürdü .Bana çok iyi geldi .Kafam dinlendi , kardeşimle uzun süre vakit geçirdim. Adanın bu mevsiminin tadını daha önceden bildiğimden tekrarlamak daha da güzeldi.Sanki eskiler de gibi ve hayatıma renk katan yavrularımla aynı şeyleri yapıp , aynı tatdın katlarını alabiliyor olmak çok iyi geliyor.

Neymiş arada kendine ve çocuklara fırsat vermek gerekiyor . Mutluluk her zaman yan yana olmak değil bazen çocuklar ve anneler özgür olmalıymış.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

KİTAP ÖNERİM VAR ''ONLAR BENİM KAHRAMANIM ''

İki çocukla hayata mola verip tek çocukla hayatta ilk işim yarım kalmış kitaplarımı bitirmek oldu. İlkini bitirdim ve paylaşmak istiyorum . Bu kitap bana çok şey kattı diyebilirim. Söyleşi ve psikoloji ile değerlendirilmesi  çok güzel  olmuş.Kitapta gerçekten iki kahraman var.Hayatlarında gerçekleri kabul edip , kendilerine göre çözümler bulmuş, hayatı doya doya yaşamış , iyi evlatlar yetiştirmiş bir çift kahramanın samimi ve dürüstçe yaşadıklarını Doğan  Cüceloğlu' nun kaleminden okumak çok zevkliydi.

OĞLUŞUM SENİ TATİLDE BIRAKTIM AMA

Bazen doğruya karar veremiyorum hepsi doğru gibi geliyor aslında en büyük pay oğlumun kendimi ifade edememesi neyi istediğini neye çok önem verdiğini bilememem. Belki kendini net  ifade etmeye başladığında daha kolay olacak. B yazılarımı okumaya başladığında okutmayı düşünüyorum.

On gündür bir hava almaya ve annem ve babamı görmeye yazlığa gittik. Yazlıkta tam yazlık anlamı olmasa da bahçe ve hava daha iyi geliyor. Orkim çok sevdi oraları geçen yaz da ordaydı bazı şeylerş yaptıklarını hatırlar gibi oldu . Denize girmek istedi.Denize taş attı , basketbol oynadık, bisiklete bindi, arabayla gezdi , trafiksiz alanda araba da önde oturdu , araba koltuğuna binmedi ve çok eğlendi.

 İstanbul da ki hayatından çok farklı bir hayata kavuştu.İki çocukla hayatta en kötü taraf yalnızsanız dışarı çıkmak biraz zor araları 23 ay ikisi de  tam hareketlendi , orki de bazı şeyleri anlıyor ama daha net değil bebek çocuk arası. Annem Orki burada kalsın 5 gün hafta sonu zaten geleceksiniz dedi . Orkiye uzun uzun anlattım oğlum biz babayla işe gideceğiz İstanbul'a gidiyoruz , bizimle mi gelmek istersin anneanneyle kalmak istersin , bak burada çok güzel oynuyorsun evde böyle dışarı istediğimiz zaman çıkamayız ,deniz zaten yok dedim. Gün boyu yola çıkana kadar sordum hep değişik cevaplar verdi net bir cevap alamadım bazen gidelim dedi bazen hiç umursamadı , bazen kalıcağım dedi.Ve sonuç orki yazlıkta anneanneyle kaldı. Ama tabi yola çıkarken arabayı çok sevdiğinden dürüstçe vedalaşamadık biz öptük kokladık ve orki basket oynamaya gitti ve biz yola çıktık.

Biz yola çıktıktan sonra eve gelmişler oynamak istememiş,  biraz masumlaşmış, denize gitmişler hiç taş bile atmamış sonra öğle uykusunu uyuduktan sonra eski haline dönmüş. Şimdi haber aldığıma göre biz varken ki huysuzluk hiç yokmuş ve keyfi yerindeymiş bu içimi rahatlattı. Sadece sabah kalkınca bizim odaya gitmiş bakmak için  annem işe gittiler sana mama almaya gelecekler oğlum demiş çok ısrarcı olmamış.


Bana gelecek olursak yedi buçuk aydır iki çocuklu hayata alışmış biri olarak ev boş geldi kızım var ama evde sakinlik var , herşeyi karıştıran , hep gözünün üstünde olması gereken oğluşum olmayınca bir tuaf oldum. İlk defa işe gitmem  hariç oğlumu yazlıkta bıraktım hoşuma gitmedi ama oğlum için doğrusunu yaptım diye düşünüyorum. Aralar da keşke bırakmasaydım diyorum ama bencil olma orada daha mutlu ve evde gerçekten yalnız çok sıkılıyor.


30 Nisan 2015 Perşembe

İKİ ÇOCUKLU ANNE Mİ HAMİLE ANNE Mİ OLMAK

Geçen yıl bu zamanlar hamileydim ve bir buçuk yaşında bir oğlum vardı. Düşündüm geçen yıl ne kadar zordu.Hamile psikolojisi beni tuaf etkilemişti.Aslında sorunlu bir hamilelik değildi, her şey yolundaydı ama kendimi özellikle ilk 3-4 ay iyi hissedemedim. Kafamda hep sorular oğlum üzülür mü, ya ikisine yetemezsem  ve özellikle oğlumun çok ilgi isteyen ve anlamayan bir dönemde olması da tetiklemiş olabilir. Sonrasında yaz dönemi geldi biraz toparlamaya başladım .

http://anneyimkeyifliyim.blogspot.com.tr/2015/03/bir-anne-hamile-varmis.html

Bir yıl böylece geçti. Şuan da biri yedi buçuk aylık ve diğeri tam iki buçuk yaşında iki çocuk annesi olarak geçen yıla kendimi çok daha iyi hissediyorum. Oğlumla daha iyi vakit geçiriyoruz , sorumluluklarımı paylaşabiliyorum hamilelik gibi devredilemez bir durum değil bebek sahibi olmak, vücut olarak daha sağlıklı fit olduğumdan çabuk yorulmuyorum .İki çocukla hayatta başlarda zorlandım ama küçük olan 3-4 aylık olduğunda işler biraz daha kolaylaşıyor. Kıskançlık zaman zaman oluyor ama bence insanın doğasında var ve hangi yaşta olursa olsun kardeşler birbirini kıskanır. Anne ve baba bir tane paylaşmak demek en az ikiye bölünmesi bazen senin bazen kardeşinin istediği olması demek.

Bu yazıyı ben geçen sene böyle bir yazı okumak istediğim için yazdım . Hep yaşamamış merak ediliyor ne yaşayacağını bilmek istiyor insan . Merak eden ve daha fazla sorusu olan varsa hepsine cevap vermek isterim ama aklıma gelen kısa öz bu kadar.

Sizce hangisi ?


27 Nisan 2015 Pazartesi

TEL DOLAPTAN İNTERNETE GEÇİŞ

23 nisan tatilini fırsat bilip , cuma gününü de eşim için için evden çalışma yaparak uzaklara kaçtık. İlk günler harala gürele geçti de sonrasında bana cep telefonundan  internete bağlanmak yetmemeye başladı.Aslında babam ttnet için başvurmuş , biraz da sezon açılmadan gelmeye cesaret bu yüzden etmiştim. Ama hatlarda bir yavaşla oldu ve anca 4 gün sonra açabildiler. Dört günün sonunda açmak için telefon ettiler ve açıldı bizim evde bir bayram havası oldu. Ben   banka , alışveriş,  yazılarımı , okuduklarımı ,araştırma , öğrenmek , sosyal medya internetle halletiğimden bu bayram normal de annem ve babama ne demeli :) Babam hemen bizim bilgisayarı da ayarlayın , annem telefonumu yapın facebooka giriceğim demez mi :)

Annem ve babam için aslında kötü olduğunu düşünmüyorum çok yeni ve çok geç kavuştular . Onlar yama yapılan , çok eşyanın olmadığı , buzdolabının bile tek tük olduğu genelde tel dolap varmış ,oyuncak çeşidi pek yok kendi oyuncaklarını kendileri yaparlarmış  , kot pantolon kaçak gelirmiş , telefon bile nadir evde varmış dedem personel olduğundan ilk dedemlere takılmış.Sanırım buralardan bizim şuan her şeyin kolaylıkla halledildiği seviyeye gelinince çok daha farklı algılanıyor 

18 Nisan 2015 Cumartesi

SEZON PİRİNÇ BLOGGER BRUNCH BULUŞMASI

Sevgili İlknur  (http://www.ilknurundunyasi.com ) 'un davetiyle SEZON PİRİNÇ  in  Queen Hotel & Spa de bloggerlarla brunch etkinliğine katıldım. Çok güzel bir etkinlikti , İlknur'un ve Sezon Pirinç misafirperverliği sayesinde güzel bir zaman dilimi geçirdik. 

Sezon Pirinç A.Ş,  1950 yılında M. Kemal Erdoğan tarafından kurulmuş olup 1983 yılından itibaren Sezon markası ile piyasada yer almaktadır. Sezon Pirinç A.Ş 2000 yılından beri Türkiye'de pirinç üretiminin merkezi sayılabilecek Edirne- İpsala’daki fabrikasında faaliyetlerini sürdürmektedir. 15 ton/saatlik kapasitesi ile Türkiye’nin en büyük çeltik işleme tesislerinden birine sahip olan Sezon Pirinç A.Ş 2008 yılında paketleme bölümünün de ilave edilmesiyle entegre bir üretim tesisi haline dönüşmüştür. Bu sayede pirinç, tarlada çeltikten paketlenmiş ürüne kadar hiç el değmeden otomatik olarak üretilerek tüketiciye sunulmaya başlanmıştır. Ürün yelpazesinde calrose, baldo, basmati, jasmine, osmancık, kırık pirinç, kepekli, risotto, siyah pirinç, kırmızı pirinç olmak üzere 10 pirinç türü ile toplam 22 değişik tarım ürünü bulunmaktadır. Tüketicileri farklı tatlarla buluşturmayı amaçlayan niş ürün serisinde 0,5 kg’lık paketlerle satışa sunula siyah pirinç, kırmızı pirinç, siyah fasulye ve beluga mercimeği yer almaktadır. 

Hediyeler için de çok teşekkür ederim.