KEYİFLİ ANNE

İki çocuklu çalışan bir anneyim.

28 Temmuz 2015 Salı

TUVALET EĞİTİMİ

Bazı şeylere karar verip önemsememek belki de daha çözümsel olabiliyor. Oğlum  tuvalet eğitimine iki buçuk yaşını tamamlamasına rağmen kendi çok önemsemediğinden bizde önemsemedik. Yaklaşık bir aydır daha önceki yazılarımda takip edenler bilir kaka tutma problemimiz olduğundan ısrarcı olmak istemedik. İstemedik diyorum oğluşum hafta içinde yazlıkta annem ve babamla kalıyor. Bu konu hakkında daha sonra da paylaşmak istediklerim var.

Bir gün arkadaşlarımla konuşurken aynı zamanda doğum yaptığım arkadaşlarımın tuvalet eğitimi  verdiğini sorun yaşamadığını dinlerken biz de bir denesek mi dedim . Anneme telefonda anne akşam bezlerini kaldırın bez bitti annen gelince alacak paramız yok dersiniz dedim. Annem de aynı dediğim gibi yapmış hatta bir bez kaldı oldu bezlerine böcek gelmiş annen gelince alacak demiş bir bezi de akşam için ayırmışlar. O gün bu gündür bizim hatırlatmalarımızla artık lazımlığa yapıyor. Çok kolay oldu tam zamanında başladığımdan kaynaklanıyor sanırım .Oğlumda bu duruma çok hazırlıklıymış. Akşam için ayrılan o bezde hiç kullanılmadı arada kaçamaklar oluyor tabi ama zamanla ortadan kalkacağını ümit ediyorum.

EN DEĞERLİM KENDİ ÖZÜM

Kişinin en çok kendisiyle arkadaş olması lazım ne kadar doğru bir söz . Bence de en iyi arkadaşımız öncelikle kendimiz olmalı . Kendimizi çok iyi tanıyıp zevklerimizi ihmal etmemeli , değer vermeli , değerli görmeli , ihmal etmemeli ve hassas davranmalıyız. Ama çoğu zaman bir yerler de yapmadığımız oluyor . Başkalarına çok rahatlıkla ayırdığımız zamanı , değeri , anlamı ve fırsatları kendimize vermekte zorlanıyoruz. Değer verdiğimiz arkadaşlarımızı memnun etmeye çalışıyoruz bu davranışı kendi özümüze göstermekte çekiniyoruz, erteliyoruz ve ihmal ediyoruz.

En yakın arkadaşımıza değer vermediğimizi düşünelim . Öncelikle çok kırılmaz mı ? Ya biz kırılmıyoruz mu ?

Ama konu kendimiz oldu mu görmezden gelmek istiyoruz , sıralama da sonlara itiyoruz . İnsanın en çok nazı sevdiğine geçer diye kendi özümüzü sonlara itiyoruz. Belki sonuçları kendimiz olduğundan kısa süre de almıyoruz ama uzun vade de insanın kendi özü de küsüyor  ve bu küsmeyi barıştırmak çok zor hatta zorunda ötesi gibi oluyor.

Eskiden özüne değer vermemek daha yaygın hatta toplumun değer vermemeyi yücelttiği takdir ettiği kanısındayım. Saçını süpürge eden anne , kendine özen göstermeyen sırf çevresi için yaşayan insanlar, sadece toplum ne der yada ne  yaparsak iyi karşılanırlı yaşayan insanlar takdir görüp yüceltilirken , kendine değer veren bencil ve ne yapıyorsa iyiyi yakalayamayan bireyler oluyormuş.

Ben kendime değer veren bir birey olmak , özünü önemseyen , saygı gösteren olmak istiyorum ve bunu sadece kendim içinde istemiyorum . Çevremde ki yakınlarımda aynı bilinçte olması , kendini önemsemesi , değer vermesi  ve beni gereksiz zorlu bir sorumluluğa sokmamasını tercih ederim. Çünkü kendini önemsemeyen  ilk kendini önemsemediğinden karşısındakinin önemsemesinden de rahatsız olup eleştiriyor , kızıyor , suçluyor   hiç birini yapmasa da anlayamıyor.

23 Temmuz 2015 Perşembe

ZORLU VE ZORUNLU İLİŞKİLER

Kendimi özellikle oğlumun başlayan süreçten sonra hep yenilemeye çalışıyorum. Bazı düşüncelerimi değiştirdim. Bazıları düşünce olarak oturdu ama hala uygulama da sorun var. Uygulama da sorun olan konuların başında insanlarla uğraşmak geliyor.

Kabul ediyorum kimseyi değiştiremem kendimi değiştirmeliyim .Ama hep kendimi insanlara göre değiştirirsem geriye belli bir zaman sonra ben ya kalmazsa diye düşünmüyor da değilim. Bazı kişiler gerçekten dengesiz olabiliyor , bilinçli olmaya biliyor ve en kötüsü sonuçta  yine ben üzülüyorum .

Genel de böyle kişilerle arkadaş ve dış çevredense biraz denemeye karar verip ya birbirimize yaklaşıyoruz ya da tamamen uzaklaşma şeklinde ilişkiler devam ediyor. Aile ve mecburi görüşmekte olan kişilerle ise çözüm bu kadar kolay olmuyor. Çözümsüz bir durum olup çıkıyor.

O kadar okumaya . mantıklı düşünmeye , objektif bakmaya çalışmama rağmen bu sorunu tam halledebilmiş değilim. Ama en çok çözmek istediğim mükemmel sonuç istediğim bir konu aslında. Belki olur ümidimi kaybetmemeliyim.

20 Temmuz 2015 Pazartesi

SAKA GİBİ KAKA TUTMA CABASI MI OLURMUŞ OLUYOR

Oğlumla yaklaşık bir aydır kaka tutma problemi yaşıyoruz. Hepimiz ilk defa karşılaşıyoruz  ve çok zor bir süreç.

Filmler de doğum yapma sahneleri gibi ve çok uzun sürelerle  kakasını yapıyor. Bunun için  elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama sonuç şuan için olumsuz .


İyi ki yine blog yazan anneler var dedim.Okudukça sırf biz yaşamıyoruz normal bir durum diye kendime kabullendirmeye çalışıyorum. Başka anneler icin bende paylasmak istedim.Doktora  götürdük ama tatmin edici bir sonuç alamadık. Kuru kayısı , zeytinyağı, kefir aklımıza ne geldiyse denedik. Ama sonuç aldığımız  bir ürün olmadı . Sadece deniz etkili oluyor ama yine uzun süren bir süreç sonucunda oluşuyor.


Dışardan kolay gibi görünse de çok zor bir süreç. Daha büyük problem yaşayan aileler var şikayet etmiyorum ama o dönemler de ailece gözlerimiz yaşlı artık siz düşünün . Sırf kabızlık olmadığından ve direndiğinden sorun daha büyük oluyor.


Yukarıda yazdıklarımı geçen sene yazmışım.Şimdi durumlar nasıl derseniz hala normal insanlar gibi kakasi gelince tuvalete gidip yapmıyor ama baya baya iyiyiz.Zamanla daha da iyi oluyor.Ama bu süreç uzun sürüyor.Acele etmemek ve telaşlı olmamak gerekiyor.Bagirsaklarinda bir problem olmadı şükür,bu yaz atlatacagimi düşünüyorum.


15 Temmuz 2015 Çarşamba

HAKKIMDA BİLMEDİĞİNİZ 11 ŞEY BÖLÜM 2

Tekrar merhaba,yine sorular yine cevaplarla ben .Sevgili deneyimli anne Emelcim bu sefer de o beni cevaplama lk ara davet etmiş. Canakkaleye yolculuk etsem de katilirim arkadaş dedim ve başlıyorum.


1. Elinizde sihirli bir değnek olsa neyi/neleri değiştirmek isterdin?
Tüm insanlari mutlu etmek isterdim.

2. Mesleğinizi değiştirmek isteseydiniz hangi meslek dalını seçerdiniz veya ne olmak isterdiniz?

Akademisyen olmak isterdim alanı psikoloji olurdu sanırım.

3. Bir gün boyunca aç kaldınız(Ramazanda olduğu gibi) ilk ne yemek isterdiniz?

fark etmez yemek olsunda.

4. Bir dalga olsaydınız nereye vururdunuz?

Dalga olsam karaya vurmazdim.

5. Issız bir adada kalsanız yanınıza alacağınız ÜÇ KİŞİ?

Önce benle kim gelmek ister diye o k ama yapardım.

6. En çok görmek istediğiniz şehir veya ülke?

Kisaca Dünyayı desem.

7. Asla giymem dediğiniz renk?

Kahverengi.

8. Bayramda ne yapacaksınız?

ailem,deniz ,kum ve güneş.

9. Ölmeden önce yapılacaklar listesine eklediğiniz 3 şey?

ne zaman olecegime bagli değişir.

10. Bir uçurumun kenarındasınız tam atlayacaksınız aklınıza bir şey geldi o gelen şey nedir?

Allah

11. Yerde 50tl. bulsaydınız ne yapardınız?

Sahibini sorarim bulamazsam fakir birine veririm.
Bayramınız simdiden mubarek olsun.

14 Temmuz 2015 Salı

HAKKIMDA BİLMEDİĞİNİZ 11 ŞEY

Merhaba ,

Bu yazıyı ilk önce hüzün sarısının  http://www.huzunsarisi.com/2015/07/hakkimda-bilmediginiz-11-sey-11-things-you-didnt-know-about-me.html daha sonra onun vasıtasıyla nesneslis  http://nesneslis.blogspot.com.tr/2015/07/hakkmda-bilmediginiz-11-sey.html bloglarında gördüm.Kimsenin beni taglemesine yada taglememesine fırsat vermeden , sorulara cevap vermek kendimi anlatmak hoşuma gitti.Soruları cevaplamaya karar verdim. 

1.En sevmediğin özelliğin / özelliklerin? 

Aslında zaman zaman değişiyor. Bu soru en çok tez canlılığıma çok acele etmemem gerek zamanlarda kızıyorum. Birde kendime çok hedefler koyuyor bu başarı anlamında çok güzel oluyor ama hep kendimi sıkıntıya sokuyorum.

2.Sürekli anlatamadığın ama hep anlatmak istediğin bir başarın var mı ? 

Başarılarımı anlatmaktan hoşlanmam insanların fark etmesi hoşuma gider.

3.Hayalindeki meslek ve nedeni? 

Hayalimdeki meslek çok geç fark etsem de psikoloji yada sosyal danışman .

4-Neden blog yazmaya başladın? 

Paylaşmayı seviyorum ve yazdıklarım belki okuyanlara ışık tutar diye yazmak istedim.

5-Blog yazarken zaman zaman sıkılıp bırakmak istediğin oldu mu? 

İki sene evvel sıkılıp bırakmıştım hatta sıkılmadım ama paylaşmakta zorlanıyordum. Şimdi yedi aydır fırsat buldukça yazıyorum.

6-Kendini motive etmek için ne yaparsın? 

Şartlara göre değişir . Bazen bir kahve, bazen biraz yürüyüş, bazen yazmak ,bazen sohbet .

7-Sana şans getirdiğini düşündüğün bir şeyin var mı?(obje,hareket ,kişi vs.her şey olabilir.) 

Şansın hayatta rolüne inanıyorum.Ama öyle bir tek objem yok. Genelde yakınlarımın aldığı takıların şans getirdiğine inanırım.

8-Moralin bozukken kendini şenlendirmek için yaptığın bir şey var mı ? 

Moralim bozuk olduğunda en iyi kitap okumak yada uyumayı tercih ediyorum.

9-Diyelim ki piyangodan 100.000 lira çıktı. Yapacağın şey(ler) ne olurdu? 

100.000 TL çok bir hayalimi gerçekleştirmez. Bir kısmını çıktığı için hayır yaparım diğer kısmını zor zamanlarım için kenarda tutarım.

10-En sevdiğin özelliğin nedir? 

Kendimi geliştirmeyi ve çeşitliliği sevmem.

11-Blog yazmak için ne gibi özelliklere sahip olmak gerekir? Herkes blog yazabilir mi?

Blog yazmak için çok iyi bir gözlemci olmak, bence bol kitap okumak ve paylaşmayı sevmek gerekiyor.Herkes blog yazabilir ama herkes çok okunmayabilir. Okunmak için gönüllere hitap etmek gerekir. 













10 Temmuz 2015 Cuma

KARARLARIMIZ NE KADAR ÖZGÜR

Evlilik güzel bir birliktelik bence ama tabi birlikte olduğunuz kişi çok önemli oluyor. Ama genelde toplumun bu konuda diretmesi çok fazla oluyor. Belli yaşa geldin mi o yaş bile bulunduğun kültüre göre değişse de her toplumun yada grubun belli yaşta diretmesi yada çokça sorması yaşanan bir durum .Yaş küçük olduğundan o yaşta toplumun diretmesine çok fazla dirençli olamasak da bazen şansına doğru karar veriyoruz bazen yanlış yapa yapa doğruyu buluyoruz.

Bu konular aklımda hep okuduğum kitabın etkisiyle oluşuyor. Aslında sorgulamak için bir neden yok ama okudukça irdeliyorum. Yaşadığım ama bazen farkında olmadan yaşadığım bazen de bilinçli yaşadığım konuları kitaplarda okumak ilgi alanıma çok giriyor.

Aldığım kararlarda ne kadar özgürüz,  neye göre değerlendiriyoruz , kriterlerimiz de neler etkili oluyor. Genel olarak en yüksek ne kadar etkilenmiyoruz dersek  de içinde yaşadığımız toplum bence çok önemli bir etken oluyor. Özellikle genç yaşlarda yapılan evlilikler de kişiyi kafamızda değerlendirmemizde kişiliğinden çok önce aşk ve sonrasında sahip olduğu maddi değerler , ailesi , yaşam biçimi seçim kriterlerinde etkili oluyor. Aşk belki bizim kararımız ama diğer değerlendirmelerde çevremizin rolü büyük oluyor.

Kendi evlilik kararımı düşündüm. Belki çevrem de  böyle bir baskı hissetsem de istediğim zaman da ve o zaman ki birikim eksikliğime rağmen doğru kriterleri düşünebilmişim. Ne hayallere kapılmışım ne de tek mantığa dayalı kararlar vermişim.

Siz eşinizle neden evlendiniz yada evlenmek istediniz diye sorsalar bolca cevabım var bu çok güzel bir durum kitabımı okudukça daha iyi anlıyorum .

9 Temmuz 2015 Perşembe

NE DESEK DAHA RAHAT EDIYORUZ


Aklıma uzum zamandır takılan bir konu vardı .Ama bir türlü cevabını bulamadığım daha doğrusu rahat edemediğim bir sorun  oluyor benim için.

İnsanlara nasıl hitap etmeliyiz. İş ilişkileri zorunlu olanlar hariç sizli konuşmayı yada hanımlı beyli konuşmayı pek sevmiyorum. Ama bazı durumlarda isimle hitap etmekte özellikle yaş farkı varsa zor geliyor . Abla ve ağabey gibi unvanlar da kişilerin pek hoşuna gitmiyor .

Sabah serviste yeni bir kitaba başladım. Ve konu bu konuyla  başladı nasıl mutlu oldum anlatamam.

Takıldığım bir konunun kitapta beklenmedik bir konuda karşıma çıkması hoşuma gitti. Okudukça farkına varmadığım düşüncelerimin olduğunu fark ettim ve çok hoşuma gitti.

İki yeni tanışan biri aynı konuda emekli profesör olan ve aynı konuda öğrenci birbirine nasıl hitap etmeli ? Ben aynı konuda onların ikisinin de yerinde olsam ne yapardım. Öğrenci olsam hoca yada bey, hanım derim ve sizli konuşurum. Hoca olsam hanım , bey yada benle özellikle sizli konuşulmasını beklemem aynı zamanda öğrencime de sizli konuşmam . Öğrenci bana sizli konuşsa bile sizli konuşmam ve hanım,bey demem.

Ama kitapta öğrenci normal olarak hocasına beyli ve sizli konuşuyor .Ama işin bana garip gelen tarafı hocada öğrenciyle beyli konuşuyor. Haliyle öğrenci rahatsız oluyor. Hocam bana bey demeyin ismimle hitap edin  diyor. Hoca da ama sizde bana o zaman ismimle hitap edin diyor. Ama siz bende yaşça büyüksünüz ve bu konuda deneyimlisiniz diyor. Ama hoca ‘’hoca ve yaşça büyük olmak’’ siz ve bey yada hanım denmesini mi gerektiriyor diyor. Kişiye sadece kişi olduğundan birey olduğunda saygı gösterilmesi gerektiğini belirtiyor. Karşılıklı sohbet ortamı oluşması için kişilerin birbirine aynı gözle bakması gerekliliği üzerinde duruyor. Özellikle yetişme biçiminde dolayı böyle hissetiğimiz ve düşündüğümüz sonucuna varıyor.

Aslında karşımızdaki kişiye siz, hanım  yada bey diyerek kendimizi onunla aynı seviye de görmediğimizi belli etmeye çalışıyoruz .Ona sadece yaşı yada mevkiden dolayı değil kişilik olarak saygı göstermemiz gerektiğini vurguluyor.

Ben de siz , hanım ve beyli konuşmalar da çok samimi ilişkiler kurmakta zorlanıyorum . İster sizli konuşulan taraf olayım ister ben sizli konuşan taraf olayım .Ama benimle sizli konuşulmasını sevmesem de yaşça büyükse direk isimle konuşmakta da zorlanıyor.

Bu konu da sizler nasıl düşünüyorsunuz ?