KEYİFLİ ANNE

İki çocuklu çalışan bir anneyim.

29 Mayıs 2015 Cuma

8 AYLIK BEBEKLE DENİZ TATİLİ

Tatile giderken aklıma çok sorular vardı.Nasıl olacak ya pişman olursam ya geri dönmek istersem ya öyle olursa ya böyle olursa kafamı didikleyip durdum ne mi oldu özellikle sekiz aylık kızımla hiçbir sorun yaşamadık ve hatta çok mutlu oldu , çok eğlendi ve hareketleri bile değişti , güzelleşti.Tatile gideceklerin içine su serpmek için yazmak istedim.

Aklımda sorulardan biri ek gıdayla besleniyor ama hep ben yapıyorum tatilde ne yiyecekti? Doktorumuzla tatile gideceğimizi paylaştım. Doktorumuzun önerisi tuzsuz ve şekersiz olması koşuluyla beslenme çeşidini artırabileceğimiz oldu. Bu konu da cam rende mi yanıma aldım. Meyve saatini sorunsuz atlattık böylece. Akşam üstü yoğurt yiyordu ama ev yapımı olamadığından onu meyve ve bol anne sütü vererek kapatmaya çalıştım. Öğlen yemeğinde genelde çorbayı tercih ettik.Kahvaltı zaten artık normal tek tek beslenmeye başladık.

Otelde gezerken bebek arabasını tercih ettik, sahile zaten yakındık, bebek arabasının altında oyuncaklarımız  hep bulundu. Havanın her çeşidine göre kıyafetimiz de hep yanımızda oldu.

Otelimiz ilk geceden itibaren park yatak verdi ve mışıl mışıl uyudu.

Güneşten korumak için her daim 50 faktör kremimiz sürülü  ve şapkası takılı oldu.

Uyku saati geldiğinde saatini geçirmeden bebek arabasında uyutmaya çalıştım.

Denize ve havuza su soğuk geldi pek fazla girmek istemedi bir iki ıslatıp ısrarcı olmadık. Banyo olarak götürdüğümüz bebek havuzunda yıkadım iyi ki yanıma almışım dedim.

Aklıma gelenler şimdilik bunlar ama kısa ve öz bebeğiniz varsa korkmayın tatilinize gidin sadece olumsuzlukları önceden görümp çözüm bulmuş olmak insanı çok rahatlatıyor.




İKİ ÇOCUKLA TATİL İÇİN OTEL SEÇİMİNİ NASIL YAPTIK ?

Bu tatile kadar tatil seçimimiz gidilen yerin güzelse otelin temiz olması yeterli deniz tatili ise denize yakınlığı da tercih sebeplerimiz arasındaydı. Hatta çoğu kişinin aksine sadece oda kahvaltı oteli tercih edip ,diğer öğünler canımız ne isterse ve araştırdığımız tavsiye edilen mekanlarda yada kafamıza göre spontane yerler olurdu.

İlk defa tüm tatil aynı yerde kalacak olmak ve her şey dahil otel aramak tuaf gelse de  çocuklarla en iyi tercih bu olmalıydı. Daha önce yazımda belirtmiştim tercihimiz iki çocukla tatilde havasını bildiğimiz ve daha önce her yıl mutlaka uğradığımız  Bodrum- Yahşi oldu. Daha önce Yahşide her zaman Grand Levend kalıyorduk ve çok memnunduk.Tam pansiyon , yemekler güzel , denize yakın , temiz ve personel çok ilgiliydi.

https://hotelgrandlevent.com/

Ama çocuk konusunda çok çocuklu ailenin kaldığı bir otel olmadığından değiştirmeye karar verdim. Hatta çocuklarla oluğundan beş yıldızlı otel aramaya başladım.Yahşiden vazgeçmek istemediğimizden dört yıldızlı da  olur ama bari çocuk dostu otel olsun dedik. Birçok grupta , facebook sayfamda , arkadaşlarım öneriler alıp tek tek internetden inceledim. İlk girişimde kanımın ısındığı bir  otel çıktı karşıma .Oyun parkı , çocuk havuzu , çocuk klübü ve akşam çocuk eğlenceleri vardı tam istediğimiz gibiydi. İlk önce eşim oteli aradı zaten 3-4 gün kalmıştı tatilin başlamasına .Ama çok fazla fiyat verdiler internetden araştırırken Ets nin acentesi otel olduğunu öğrenip akşamında kendimizi acenta da bulduk. Hem daha detaylı bilgi aldık , hem fiyat çok daha ucuz oldu.

Kaldığımız otel http://petunyahotel.com/ inceleyebilirsiniz.

Otel hakkında genel olarak memnun kaldık diyebiliriz. Tam anlattıkları gibi çok çocuklu aile vardı .Oğlum sıkılmadı , bol bol oynadı , havuza girdi, öğlen aktivitelerine katıldı , akşam müzikli oyunlarla çok eğlendi . Yemekler çok bol çeşitli ve lezzetliydi. Odalar temiz ve otel genel anlamda temizdi. Personel çözümcü ve çok yardımcıydı.Her şey dahil olması tüm günlük yemek ihtiyacınızı tamamlıyordu.Olumsuz olarak sadece keşke çocuk havuzu ısıtmalı olsaydı çünkü oğluma serin geldi çok girmek istemedi ve internettin olmaması garip geldi.İnternet ücretli vardı bunun sebebi de çok yoğunluk olmasın diyeymiş ama biz ücretli olarak da bağlanamadık.





28 Mayıs 2015 Perşembe

İKİ ÇOCUKLA İLK TATİL Mİ DEMEYİN GÜZEL OLUYOR

Bizim çocuklu tatile başlamamız direk iki cocukla oldu. Oglumun ilk yazında annem ve babam ısrarla biz bakarız, zaten yazlıkta kalıyor, anlamaz deniz aynı deniz dediler.Bizde kabul edip başbaşa gitmiştik. Gittik ama zaten spontane gelişmiş rezervasyonsuz tatil olduğundan diş çıkarma ve huysuzluk olunca , anne baba yüreği dayanmadı ve Ayvalık 'a kadar (Sarımsaklı , Bergama görüldü) ve yazlığa geri dönülmüştü.

Geçen sene yine hamile olduğumdan oğlumu götüremedik . Benim ilgiye çok ihtiyacım vardı ve yaz dönemi 6 aylık hamile olarak çocukla tatil yine gözüm yememişti. Hamile olmak farklı bir durum belki benim için öyledir ama iki çocuklu tatili hamile tek çocuklu tatile tercih ederim.

Bu yıl eşimle mutlaka çocuklarla tatile gideceğiz kararı aldık.Çok zor yapamazsınız , oğlanı bırakın bari , gitmeseniz olmaz mı , bir sürü negatif söyleme karşı gideceğiz dedik ve vazgeçmedik.

Giderken düşündük . Önce nereye gidelim dedik. Normal şartlarda bol otel değişikliği ve maksimum 2 gün bir yerde kalarak tatillerimizi yaparız.Hep farklı yerlere gitmeye özen göstermemize rağmen bu sefer tek otel , tek yer ve bildiğimiz yer olsun dedik.Bodrum-Yahşi tek seçeneğimiz oldu. Arabayla anca iki çocukla oraya kadar dayanabilirdik .Uçak yolcuğu daha rahat görünse bol eşya , her ihtiyacımızı götürmek çok işimize yaradı. Doğru seçim yapmışız.Çocuklar arada otelde kalmak istemedi arabayla gezmelere gittik. Alışveriş merkezine yakın olmamız da iyi oldu.Eksik unuttuğumuz eşyaları takviye ettik, yazlık yerler de kıyafetler daha güzel markalar bölgeye göre ürün gönderiyor.

Genel olarak tatilimiz çok güzel geçti arada hava bazen bozdu , çocuklar bazen huysuzluk yaptı , kısa süreli sorunlar oldu ama iki çocukla tatile gidecek olanlara tavsiyem kesinlikle gidin.

 Her şeyin tadı farklı oluyor bizim rehberimiz oğlumuz oldu ve değişiklikte oldu aslında .Yeni daha önce yaşamadığımız bir deniz tatili oldu. Hiç bulunmadığımız çocuk havuzu güneşlenmesi , çocuk diskosu , oyunlar başlıca eğlence ortamlarımız oldu hatta oğlumuz sayesinde çocuklu bir çok aile ile sohbet ettik.Yeni insanlarla tanıştık.:)

neler tavsiye ederim, otel seçiminde nelere dikkat etmeliyiz devamı olacak ......



19 Mayıs 2015 Salı

TÜM ÇOCUKLARA ANNE GÖZÜYLE BAKMAK

Bu gün kendime hayret ettim annelik bana neler katmış bir kere daha görmüş oldum.Ailece pazar akşam yemeğine gittik. Daha önceden gittiğimiz bir mekan olduğundan oyun alanının tam karşısındaki masaya oturarak içimizi rahat ettirelim dedik. Bir anda  çocukların arasında bir ses yükselmesi bir kargaşa oldu. Duruma hakim olmak için incelemeye aldım. İki çocuk oğlum hariç bir oyuncağı paylaşamıyor. Biri daha büyük diğeri omdan daha küçük. Gidip müdahale etmek istedim ama sana ne oluyor dedim kendi kendime .İzlemeye devam ettim. Çıkan sesi bizden başka kimse umursamadı. Vuruşmaya başladılar büyük olan küçüğe vurdu ve oyuncağı aldı. Buraya kadar normal küçük olan ailesini çağırmak için kapıya geldi , ağlamaya başladı.Hiç gelen giden olmadı . Buraya kadar normal karşılamıştım. Kimse gelmeyince çömeldi , duvara yaslandı ve usul. usul ağlamaya başladı. Vee annelik damarım kabardı .Hemen , yerimden kalktım , çocuğu sakinleştirdim,annenin yanına götürmemi ister misin dedim ? hemen kabul etti.Kucağıma aldım boyu uzayınca ailesi fark etti ve hemen teslim ettim.

Çocuklar ağlamasın anneler dayanamaz.

18 Mayıs 2015 Pazartesi

BİR KİTAP DAHA BİTER TRENDEKİ KIZ

10 gündür okuduğum TRENDEKİ KIZ kitabım bitti. Hemen yazmak istedim . yazmak istemem kitap için daha çok zaman ayırmamı  ve hatta uykusuz kalarak okumamı sağladı. Blogger arkadaşlardan birinin tavsiyesine dayanarak aldığım kitaptı. Bende otobüs yolculuklarında özellikle uykum geldiğinde uzun süreliyse hep ışığı yanan evlere bakar onlar ne kadar yarat keşke yatağımda olsam derim.

Kitabın arkasında ve okuyanların görüşüne göre polisiye olarak geçiyor. Ama açıkçası benim için polisiye den çok üç tane farklı durumlarda olan kadının hikayesi ve yaşadıklarını hissettirdi. Kitaptan özellikle bir bölümden çok etkilendim. Daha önce bu konu hakkında yazmıştım. Kitabın özetini yapmak istemem bilince okuyası gelmiyor insanın.Katili kim olduğu kafamı çok kurcalamadı onun benim için duygusaldı. Değerlendirme yapacak olursam çok beklenti içersine girilecek bir kitap bence değil.Benden  beş üstünden üç aldı . Vaktiniz kısıtlı değilse okunabilir ama az kitap okuyan kişiler için zaman kaybı diyorum.


14 Mayıs 2015 Perşembe

NEREDEN ÇIKTI BU İTİRAF KİTAP ZEVKİME İYİ GELMEDİ

Çocuklardan evvel yaptığım gibi kitaplarıma dönme kararı aldım. Aslında hamilelikler iyi geliyor bol okuyorum ama doğumlardan sonra bir yavaşlama oluyor. Kızım yedi ayı doldurdu yine daha çok bitirmeli günlerime döndüm. Hep okuyorum ama boş zaman bulursam oluyordu.Şimdi zaman yaratıyorum.

Bu hafta TRENDEKİ KIZ yeni kitabım kitap hakkında daha bitmediğinden yorum yapmak istemiyorum .Ama dün akşam okuduğum kitap kahramanlarından birinin psikologuna itirafı beni çok sarstı. Belki  kızımı emziriyorum yakın temasımız daha fazla olduğundan aklıma ilk kızım geldi ve üzüldüm.Belki kurgu bir hikaye ama tuaf hissettim.

Kısaca  anne , babasıyla yaşayan MEGAN  ağabeyini 16 yaşında trafik kazasında kaybediyor.Mutlu bir evliliği varken eşinin tavsiyesi üzerine terapiye başlıyor. Bu hikaye aslında anlatmak istediği ve kimseye anlatamadığı esas hikayesi ve terapistine anlatıyor.Ailesinden  ayrılıp sevgilisiyle yaşamaya başlıyor. Sevgilisiyle tüm uyarıcı maddeleri neredeyse kullanıyorlar.Sevgilisiyle çok mutlular , ama bir anda hamile kalıyor. Hamile kalınca bir anda duraksıyor ama aldırmıyor , eski hayatına yaşamaya devam ediyor.Bebek bir şekilde bir hemşire yardımıyla hastaneye gitme zahmetine bile girmeden doğuyor. Bakımına falan alışıyor bu sırada sevgilisi evi terk ediyor.Terk ettikten sonra bir gün çok içiyor. Küvetin içini su dolduruyor . Bebeği de göğsüne alarak küvetin içine giriyor. Bu sırada uyuya kalıyor. Kalktığında kitapta kullanılan ifade ''kalktığımda göğsümde değildi , bedeni kolumla küvet kenarının arasına sıkışmış ve yüzü suya dönüktü''. İçimi acıktı ve devam etmekte zorlanıyorum konu bununla alakalı olmasa da. 

13 Mayıs 2015 Çarşamba

REKLAMLAR HEP MASUM MU

Ünlülerin ,belli kesimdeki  insanların yada hoşlandığımız insanların kullandıkları ürünler bizim için önemli mi ?  Ben kendi adıma bence önemli ama bu suistimal edilebilir mi bilinçli yada bilinçsiz edilebilir.

Hiçbir şirket kendi ürünüm , zararlı kötü demez ama tüm ürünleri de iyi kabul edemeyiz. Hiç reklam amaçlı olmadan kendim bir ürünü kullanıp memnun kalıp bunu tavsiye edebilirim yada memnun kalmayıp kesinlikle alam diyebilirim.Ama bunu başka bir şirket yada kişi yapmamı istese durum değişir. O zaman eskisi gibi özgür olamam .Özgür derken belki sadece kendim kullanırken önemsemediğim iyi yada kötü yanlarına daha farklı ve bilinçli bakmak gerekir. Ne boş yere övebilirim ne de haksız yere kötü bir yorum yapabilirim.Daha çok tarafsız olmam gerekir çünkü masumca sadece parasını ödediğim ürünün vebali bana ait ama sırf ben iyi dedim diye alacakların yada kötü dedim almayacaklar da şirketin zararı yine bana ait olur.


Bunlar neden mi aklıma geldi televizyonda görüyorum. Tiyatrocular , mankenler  yada farklı meslekler de ünlü kişiler zararını bilerek kendi kullanmadıklarına emin olduğum ürünlerin reklamlarına neden çıkarlar.Bazı bilnçli insanlar bu reklamlara kanmaz ama çocuklar ve bu analizi yapamayacak insanların günahlarına neden girerler.

Benim kadar bile düşünemediklerinden mi yoksa başka şeyler mi üstün geliyor.

Sizce?

12 Mayıs 2015 Salı

SAYILI ZAMAN GEÇERMİŞ GEÇTİ DE

Hep derler ki sayılı zaman geçer her ne olursa bu günlerin kıymetini bil.Evet geçiyor günlerin kıymetini bildim ve zaman da geçti.Pişman değilim ama tabi farklı duygular yaşamıyor değilim. Oğlumla kızımla beraber koca 8 ay geçirdik. Bunaldığım , sıkıldığım , kendime zaman ayıramadığım , daraldığım , çok mutlu olduğum, alıştığım , keyif aldığım koskoca 8 ay geçti ve çalışmaya başlamama tam bir ay kaldı.

Çok karışık duygular içindeyim . İki çocuğun sorumluluğu daha fazla ayarlama yapmak daha zor tabi oğlumdan sonra işe dönüşüme göre,Bir taraftan da işim sadece bana ait sadece anne olmadığım sadece ben olduğum , planlamayı kendimin yaptığı , istersem kendime zaman ayırabildiğim  bir ortam heyecanlanmıyor değilim. Ofisim değişebilir onun heyecanı da var.

Ama çocuklarımı bırakma konusunda ilk oğluma göre daha deneyimliyim. Her ikisi içinde doğru olanı yapmaya çalışıp iki çocuğumu da mahrum etmek istemiyorum. Üç alternatif vardı. İkisi de yanımızda kalacak , oğlum kreşe devam edecek , kıza bakıcı bir abla bulacağız.Ama bu durumda oğlum sadece kreşin küçücük bahçesine mahkum kalacak. Her ikisi de annemle yazlığa gelecek , ama kızım anne sütü içmeye devam ettiğinden bu fikir de anlamını yitirdi . Oğlumda bu lükse sahip değildim ama kızıma istediği kadar anne sütü vermek istiyorum. Tamam oğlum yazlıkta kalsın dedim , bu sefer kızım için kreş, abla , bakıcı arayışı başladı. Kreş zaten çok fazla yok, olanda küçük buldu.Bakıcı konusunda da içimize sinen birini bulamadık.Çok zor çok iyi tanımak lazım , canın ve anne, baba ortak kararı olmalı. Ortak bir karar alamadık eşim annesini önerdi. Ben iki buçuk yıldır daha 1 kez bile  1 saat bile bakmadığından endişeliyim. Kayın validem şehir dışında bizim için yazın bizde kalmayı , bakmaya kendi razı oldu , hemen tamam dedi. İlk eşim konuştu , geçen bende açtım konuyu tama  ne zaman geleceğim dedi sadece başka detay ne zaman döneceksin falan demedi. Ama şans vermek istiyorum kaybedecek bir şey yok biraz da mecburi şans ve en kötü anneanne-babaanne bile bakıcı tanımadığı bir abladan iyidir diye düşünüyorum.Aralarında kan bağı var ve mutlaka çok seviyordur.

Değişik duygulardayım.

Her şey çok güzel olsun ve bu yazı güzel anılarla hatırlamak istiyorum.






11 Mayıs 2015 Pazartesi

SAÇI SÜPÜRGE EDEN VE KEYİFLİ ANNELİK

Bu karşılaştırma tam bizim için ev için geçerli bir ortam diyebiliriz. Ben keyifli anneliği annem saçını süpürge eden anne ve anneanneliği oynuyor. Aralar da sorun olmuyor değil ama kimse değişmiyor , herkes bildiğini uyguluyor. 

Aslında olan benim keyifli zamanlarıma oluyor , çocukların ağlamasına kesinlikle olanak tanınmıyor, her dedikleri yaptırılıyor , kitap okuyorum , çay içiyorum molası ya da işim var demek çok sakıncalı .Hemen laf söyleniyor. Tamam torunlarının  kendince iyiliğini düşünüyor kendince haklı arada söylüyorum beni neden düşünmüyorsun diye cevap yok ne var ki aa sen iki çocuklu annesin olacak o kadar .Hep beraber olduk mu bende asker oluyorum emir eri anne .

Aslında beni yetiştiren annem beni de böyle yetiştirdi ama kendim böyle yetiştirmeyi tercih etmiyorum.Kendi evim olana oda evlenince oldu , evde sorumluluk olarak sadece kendi okulumdan ve işimden sorumlu oldum. Bu yüzden sorumsuz olmadım , evlenince de hiç zorlanmadım hatta belli süre pratik detaylarla yardımcı bile almadım.Tabi sonra çocuklarla yetişmesi zor oldu. 

Ama kendim saçını süpürge eden değil keyifli anneliği tercih ediyorum . Çocukların her dediğini yapmak , hiç ağlamaması , ay üşür , canı acır düşer  bana göre değil. Çok tehlikeli olmadıkça düşmesine bile fırsat vermek taraftarıyım. 


AHH BABALAR AHH NE TATLISINIZ

Çok garip gelen aslında bana değişik duygular tattıran bir hikaye yada bir olay paylaşmak istiyorum. Annem ve babamla beraber yazlıkta kalıyoruz . İstanbul yazlık arası mekik dokuyorum desem yeridir. Belli bir marka olan ama derisi aşınan çok kullanışlı çantamla geldim. Eskiydi biraz ama ufak cüzdan , cep teli ve anahtar alıyor , askılı benim için zaten bu mütevazi yer de yeterli diye düşündüm hatta burada bırakırım . Burada kullanmalık olsun dedim yenisini evde bıraktım. Buraya kadar sorun yok.

Babam nasıl oldu bilmiyorum konuyu bir türlü oraya getirmeye çalışıyor. Ben sana çanta aldım neden kullanmıyorsun , anneme işte bir tane daha çanta var neden bana vermediğini soruyor falan. Ve sonunda baklayı ağzından çıkarıp çantan çok eski neden kullanıyorsun , neden yenisini almadın , o kullanılır mı falan dedi.Şaşırdım kaldım. Babam hep mütevazi olmayı öğütler , her şeyi atmama kızar , ne var kullan der.Ne düşündü bilmiyorum üzüldü sanırım çantam eski diye . Baba yüreği ne hissetti şakayla karışık ama bakmış , incelemiş yani.

Baba yüreği de bir başka atıyor . 

7 Mayıs 2015 Perşembe

ANNELER VE HEDİYELERİ

Kayınvalideme ilk tanıştığımızdan beri her anneler gününde hediye gönderirim. Mutlaka anneler gününde elinde olmasını sağlarım . Hediyelerim ulaşır , bir de telefon açarız eşimle elimizden bu kadarı geliyor. Aslında kendisi böyle şeylere dikkat etmez . Doğum günüm de aynı şehirde olmamıza rağmen hatta eşimle kutlamaya yanında gitmemize rağmen doğum günün kutlu olsun bile demedi. Ben arada bir ben de yapmayacağım diye düşünsem de ne gerekiyorsa her zaman yaparım .

Ben anneme de hiç atlamam özel günleri hediyeleşmeyi severim. Ne gerek var sadece bir gün mi diyenler var tabi ama bence vesile oluyor hediye almakta insanları sevindirmekte ne kötülük var diye düşünüyorum.Bu gün annemin hediyesini alınca dikkatimi çekti her zaman annemin ki maddi olarak daha yüksek oluyor. Aslında buna önem vermiyorum ama annemi daha iyi tanıdığımdan daha özgürüm ,kayın validemin ki hep belli marka hep yakın ürünler oluyor çünkü kilolu dar geldiği oldu annem zayıf ne alsam oluyor , annem belki niye zahmet ettin der ama çok para vermeme kızsa da güzel şeyleri sever bilirim. Kayın validem tam tersi çok önemsemez hatta oğlumun paralarını nerelere harcıyor demek ki hep böyle alıyor diye düşünebilir diye çekinmiyor değilim.Çünkü normal kendime  aldıklarım bile sorduğunda ona pahallı geliyor.

Pazartesi kayın valideme ilk iş hediyesini aldım , kargoya verdik bile. Bu güne kadar anneme almamıştım ve bu akşamda 5 dakika anneme aldım. Yine anneminki çok olmasa da fark attı. Kötü niyetim yük denk getirmiyor keşke onunda beğendiği ve başka bir şey düşünmediğine emin olsam da  kayın validemin ki fark atsa içim bir an rahatsız oldu.

Siz de durumlar nasıl oluyor?


6 Mayıs 2015 Çarşamba

İYİ ANLAŞILMAK İYİ İLETİŞİMLE MÜMKÜN

Her yaptığımızın aslında göremediğimiz düşünemediğimiz bir anlamı var.Çocuk yetiştirirken dikkat edilmesi gereken önemli nokta olduğundan kendimi bu konuda donanımımı artırmak istiyorum.Daha önceden başladığım bir kısmını özetlemeye çalışmıştım. http://anneyimkeyifliyim.blogspot.com.tr/2015/03/iletisim-donanimlari-notlarim-1.html

Doğan Cüceloğlu'nun İletişim Donanımları kitabını anca bitirebildim. Neler mi öğrendim ?

Sürekli iletişim içindeyiz hiçbir hissettiğimiz tesadüf değil ve iletişim sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Beş duyumuzla algıladığımız her şey ve verdiklerimiz aslında bilinçli yada bilinçsiz iletişimimizi oluşturuyor. Duyguların iletilmesinde sözsüz mesajlar daha etkilidir.Kişinin içinde hissettikleri ve dışarıya kendini göstermek istediği yüzü çok farklı olabilir ve stres ortamı oluşturur.

İnsanlar hem bağımlı hem bağımsız olmak ister bu ikisi insanın iki bacağı gibi dengeli olmalıdır yoksa sendeleyerek yürümek zorunda kalınır.

Çocuklar bu konuda çok masumdur ve bizim yönlendirmelerimizle şekillenirler. Çocuk burası pis kokuyor çok rahat söyler ama büyüdükçe çevresel faktörlerden söylemeyi bırakır. Çünkü başkalarının ne diyeceğini önemsemeye başlar . Tabi bu durum bizim yönlendirmemizle olur.

Kişiler ancak iç dünyalarında hissettiklerini yaşayabiliyorlarsa özgün insan olabilirler. Özgün insanlar da özgür , daha az stresli ve kendi hissettiklerini yaşadıklarından daha mutlulardır.

Kişinin iletişim ortamında kendine sorduğu sorular: dikkate alınıyor muyum, kabul ediliyor muyum, değerli miyim, yeterli miyim ,sevilmeye layık mıyımdır.

Bu düşünceler eşiğinde önemsenen, düşünceleri kabul edilen, değerli hissettirilen, yeterli görülen ve sevilen çocuklar öz güvenli ve mutlu olarak yetişir.

Çocukları büyütürken kendilerine hesap vererek yada bunu öğreterek bu sana yakışmaz , senin için güzel davranış değil şeklinde büyütmek kişiliğini geliştirir.

Kabul gören kaale alınan insan zamanı ve enerjisini kendini daha da geliştirmeye harcarken kabul görmeyen insan kendini saklamaya harcar.

Karşımızdaki iyi dinlemek onu hissederek anlamaya çalışmak , sözünün bitmesini beklemek ve dikkatimizi ona vermekle mümkün olur. Söylemek istediğimiz bir şeyler var ise , kişinin sözü bitince söylenmelidir.

Çocuklarında saçma sapan bile olsa her sözünü dinlemeli ve ona kendini dinleyecek ortamlar yaratmamalıyız.Ailesinde dinlenmeyen çocuk kendisini dinleyen arkadaşlarına anlatır ve onların dediklerine uyar.

Huzurlu ortamlar gerçeklere saygılı,hakkaniyetli, bütünlük içinde ve sevgi dolu ortamlardır.

Gerçek sevgi bir insanın olabileceği en iyisi olmasına , gelişmesine olanak sağlamaya kendini adamaktır.

Çocukları bir birey olarak kendi davranışlarının kendi sorumluluğu bilinciyle yetişmek gerçek sevgidir.

Çocuklarımı nasıl yetiştirmek mi istiyorum ? Çocuğu bir birey olarak özünü kabul edip , düşüncelerine , davranışlarına saygı göstererek , özü doğrultusunda fikir vererek , özünü gelişmesine katkıda bulunan geliştirilebilen kurallarla destek olarak ve ondan istediklerimi önce kendim yaparak yetiştirmek istediğim sonucuna vardım.


            BİR ŞEYİ YAPARKEN EN İYİSİNİ YAP VE ŞEVK İLE COŞKU İLE YAP











ÖZLEMİŞİM KENDİMİ BAŞKA BAŞKA ANLARDA

İki çocuklu hayattan kısa molayla tam zamanlı tek çocuklu hayata geçmek çok kolay oldu.Oğlumu özlemedim mi özlemez olur muyum kokusu burnumda tütüyor ama çok mutlu , keyfi yerinde ve yanımda olsa sadece yan yana olmaktan mutlu olmaya çalışacaktık. Şimdi ayrıyız ama ikimiz içinde daha iyi sanki ben iyiyim onun da keyfi yerindeymiş daha ne olsun.Kızım da mutlu üç kişi hava almaya gitmekte zorlanırken , şimdiler de evde rahat rahat yuvarlanma ve hava alma özgürlüğüne kavuştu.

Zaten kısa süreli molalar herkese iyi gelir ve  farklılık iyidir . Hem iyi hem kötüyü anlamaya fırsat vermek kendini motive etmektir. Dün kendime fırsat verdim ve Büyükadaya kaçtık.Hem hıdreleze evde geçirmek istemedim hem de çocuğumla biriyle de olsa program yapmak hoşuma gitti ve süper bir gün geçirdik. Kızıma çok iyi geldi .Normalde hepsini yemediği öğlen yemeğini sildi süpürdü .Bana çok iyi geldi .Kafam dinlendi , kardeşimle uzun süre vakit geçirdim. Adanın bu mevsiminin tadını daha önceden bildiğimden tekrarlamak daha da güzeldi.Sanki eskiler de gibi ve hayatıma renk katan yavrularımla aynı şeyleri yapıp , aynı tatdın katlarını alabiliyor olmak çok iyi geliyor.

Neymiş arada kendine ve çocuklara fırsat vermek gerekiyor . Mutluluk her zaman yan yana olmak değil bazen çocuklar ve anneler özgür olmalıymış.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

KİTAP ÖNERİM VAR ''ONLAR BENİM KAHRAMANIM ''

İki çocukla hayata mola verip tek çocukla hayatta ilk işim yarım kalmış kitaplarımı bitirmek oldu. İlkini bitirdim ve paylaşmak istiyorum . Bu kitap bana çok şey kattı diyebilirim. Söyleşi ve psikoloji ile değerlendirilmesi  çok güzel  olmuş.Kitapta gerçekten iki kahraman var.Hayatlarında gerçekleri kabul edip , kendilerine göre çözümler bulmuş, hayatı doya doya yaşamış , iyi evlatlar yetiştirmiş bir çift kahramanın samimi ve dürüstçe yaşadıklarını Doğan  Cüceloğlu' nun kaleminden okumak çok zevkliydi.

YARIM GÜN KREŞ DENEYİMİ SONUÇLARIMIZ

Orki 26 aylıkken 3 ay yarım gün 14:30-17:30 arası evimize yakın olan bir yuvaya gitti. Gitmesindeki amacımız malum kış günlerinde parka götürmemize  rağmen ev dışı oynama imkanı çok olmuyor evde çok sıkılıyordu. Yarı zamanlı oyun grubu olarak kreşi gördük. Sokakta çocuklar gördüğünde oynamak istiyor can atıyordu .

Sadece 3 aylık bu düşüncelerle verdiğimiz kreşten anne ve baba olarak çok olumlu ve olumsuz şey öğrendik. Kreşin oğluma kattıkları şarkı söylemeyi  , bir yere gitmenin zamanı olduğunu , arkadaşlarıyla oynamayı, sayı saymayı öğrendi. Oyun hamuru aktivitelerini , boya yapmayı sevmeyi , karalamakta olsa kendi başına vakit geçirmeye başladı.

Gerelim olumsuz yönlerine zaten ekim doğumlu olduğundan 2012 doğumlularla beraber oldu . Ama 2012 ocak doğumlu bir çocukla oğlum arasında dağlar kadar fark olduğunu gördük. Çocuklar kendinden küçüklere vurabiliyor oğlum bu konuda çok masumdu ve okulda küçüğe vurmayı öğrendi.

Hiç düşünmediğim bir konuda saat dört buçuk gibi atıştırmalıklar veriyorlardı . Atıştırmalık genelde hazır gıda , meyve suyu ve hamur işinden oluşuyordu. Bu konu hep tasvip ettiğim bir durum değil tam zamanlı yuvaya başladığında yuva seçimimde kriter olacak.

Dış görünümle içine girip başlamasının arasındaki farkı da net gördük. Herkes konuşma da idealist olabiliyor ama uygulama da ne yapıldığı önemli. Sadece anne babaların çalıştığı için verdiği bir yuva değil kişiliğinin gelişmesine destek olacak bir yuva aradığım sonucuna vardım.

Eğer 3 yaşında kreşe vermeyi düşünüyorsanız kısa vade de yarım gün kreşi tavsiye edebilirim.Her konuda olduğu gibi her çocuktan çocuğa , kişiden kişiye yorumlar farklılık gösteriyor. Kendiniz deneyin ve yorumlayın derim.

OĞLUŞUM SENİ TATİLDE BIRAKTIM AMA

Bazen doğruya karar veremiyorum hepsi doğru gibi geliyor aslında en büyük pay oğlumun kendimi ifade edememesi neyi istediğini neye çok önem verdiğini bilememem. Belki kendini net  ifade etmeye başladığında daha kolay olacak. B yazılarımı okumaya başladığında okutmayı düşünüyorum.

On gündür bir hava almaya ve annem ve babamı görmeye yazlığa gittik. Yazlıkta tam yazlık anlamı olmasa da bahçe ve hava daha iyi geliyor. Orkim çok sevdi oraları geçen yaz da ordaydı bazı şeylerş yaptıklarını hatırlar gibi oldu . Denize girmek istedi.Denize taş attı , basketbol oynadık, bisiklete bindi, arabayla gezdi , trafiksiz alanda araba da önde oturdu , araba koltuğuna binmedi ve çok eğlendi.

 İstanbul da ki hayatından çok farklı bir hayata kavuştu.İki çocukla hayatta en kötü taraf yalnızsanız dışarı çıkmak biraz zor araları 23 ay ikisi de  tam hareketlendi , orki de bazı şeyleri anlıyor ama daha net değil bebek çocuk arası. Annem Orki burada kalsın 5 gün hafta sonu zaten geleceksiniz dedi . Orkiye uzun uzun anlattım oğlum biz babayla işe gideceğiz İstanbul'a gidiyoruz , bizimle mi gelmek istersin anneanneyle kalmak istersin , bak burada çok güzel oynuyorsun evde böyle dışarı istediğimiz zaman çıkamayız ,deniz zaten yok dedim. Gün boyu yola çıkana kadar sordum hep değişik cevaplar verdi net bir cevap alamadım bazen gidelim dedi bazen hiç umursamadı , bazen kalıcağım dedi.Ve sonuç orki yazlıkta anneanneyle kaldı. Ama tabi yola çıkarken arabayı çok sevdiğinden dürüstçe vedalaşamadık biz öptük kokladık ve orki basket oynamaya gitti ve biz yola çıktık.

Biz yola çıktıktan sonra eve gelmişler oynamak istememiş,  biraz masumlaşmış, denize gitmişler hiç taş bile atmamış sonra öğle uykusunu uyuduktan sonra eski haline dönmüş. Şimdi haber aldığıma göre biz varken ki huysuzluk hiç yokmuş ve keyfi yerindeymiş bu içimi rahatlattı. Sadece sabah kalkınca bizim odaya gitmiş bakmak için  annem işe gittiler sana mama almaya gelecekler oğlum demiş çok ısrarcı olmamış.


Bana gelecek olursak yedi buçuk aydır iki çocuklu hayata alışmış biri olarak ev boş geldi kızım var ama evde sakinlik var , herşeyi karıştıran , hep gözünün üstünde olması gereken oğluşum olmayınca bir tuaf oldum. İlk defa işe gitmem  hariç oğlumu yazlıkta bıraktım hoşuma gitmedi ama oğlum için doğrusunu yaptım diye düşünüyorum. Aralar da keşke bırakmasaydım diyorum ama bencil olma orada daha mutlu ve evde gerçekten yalnız çok sıkılıyor.