KEYİFLİ ANNE

İki çocuklu çalışan bir anneyim.

30 Mart 2015 Pazartesi

İLETİŞİM DONANIMLARI NOTLARIM 1

Daha önce de bahsetmiştim . Anneliğin bana kattığı en önemli nokta kendi eksiklerimi benimseyip düzeltmeye çalışmaya başlamam. Bunu en güzel ilk başta okuyarak, dinleyerek ve araştırarak yapmaya çalışıyorum. Takıldığım yerlerde eşimden ve arkadaşlarımdan fikir alıyorum kafamda yorumluyorum.Kendimi geliştirip uygulamayı da çocuklarım da uygulayarak yapıyorum. Bundan sonra yazacaklarım Doğan Cüceloğlu 'nun İletişim Donanımları kitabının belli bir kısmının  bende bıraktıklarıdır.

İnsanların olayları farklı algılamasının sebebi  zeminlerinin farklı olmasıdır. Zemin büyüdükleri yetiştikleri algılamalarını şekillendiren ortam olarak sayılabilir.Siyah beyaz olan bir resim düşünün , siyahı zemin olarak kabul ederek bakarsak farklı bir resim , beyazı zemin kabul edip bakarsak farklı bir resim göründüğünü varsayalım. Kişilerin bu resimden algıladıkları zemine göre değişkenlik göstermektedir.

''Olay ve fenomen aynı şey değildir. Olay , bizim dışımızda olan fiziksel bir enerjidir.Fenomen , bu olayın bizim zeminimizden geçerek algılanması yorumlanmasıdır. ''

Olaylarla bizim kendi zeminimizden geçirerek algıladıklarımız farklı olabilir. Zeminlerimiz aynı olmadığı sürece birbirimizi anlamamız zordur. Bireyin algılamasını değiştirmesi zeminini değiştirmesiyle mümkündür.Zemin ve algı ancak iletişimle değişebilir başkasının zorlamasıyla olmaz.

''İki insan birbirinin farkına varmasıyla iletişim başlar.Söylediği, söylemediği, yaptığı,yapmadığı herşeyin bir anlamı vardır.Yüz ifadesi, beden duruşu, sesi, bakışı hepsinin bir anlamı vardır.'' Verdiğimiz mesajların bilincinde olup onların sorumluluğu almak , gelişmişliğin, duygusal olgunluğun bir göstergesidir.



28 Mart 2015 Cumartesi

NEDEN Mİ KAVANOZ ÇORBA KULLANMIYORUM

Biz ek gıdaya başlayalı 8 gün  oldu.Bu güne kadar hergün sebze corbasını günlük yapıyordum. Dün de her günkü gibi fazlaydı bu sefer cam kaba koydum.Yarin da veririm diye dolaba koydum.Bu gün hem cumartesi belki vaktim olmaz yapamaz dedim.Gercekten de vaktim olmadı. Hava güzel oglum dışarı cikmak istedi.Kızın nasıl olsa hazir diye corbasını dolaptan aldim çıktık.Toplam yarım saat geçmemiştir kafede isitmak için su istedim.Isındı, yedirirken 2.kasikta fark ettim ki eskimiş. Hiç disarda kalmadı. Dolaptan çıkıp yarim saat disarda kaldı. Doktor günlük yapmamı söylemişti cok haklıymış. Ben hazır çorba kullanmıyorum .Bundan sonra hiç kullanmam bozulmuyorsa mutlaka bir takviyesi var.Yaşadım ve gördüm.

26 Mart 2015 Perşembe

SEVGİ DERSİ OLUR MU?

Dün televizyonda sevilen dizi Poyraz Karayel  açık kalmış. Arada denk gelirse izlemeye çalışıyorum.Oğlumunda çocuk oyuncu olduğundan hoşuna gidiyor. Bir cümle dikkatimi çekti. Tam olarak anlatamayacağım konu oraya nasıl geldi ama okullarda sevgi dersi olmalı , nasıl fotosentez bir dersse sevgi de öğretilmeli dedi bir oyuncu.Gerçekten duyunca düşündüm herkesin hepimizin sevgi anlayışı kendine göre ne kadar farklı. Aslında duygu olarak aynı ama algılama ne kadar fark ediyor diye düşündüm.

Bazen seviyorum diye canına kıyan başkasına yar etmem diyenler var, çocuğunu çok seviyorum diyen zarar görmesin diye hayatını kısıtlayan var , seviyorum diye sıkboğaz eden var , kendi seviyor diye mutlaka karşılık bekleyen var , seviyorum diye sorumluluk vermeyen var aklıma şimdilik gelen bunlar.

Bana göre sevgi başta kim olursa olsun saygılı olmayı gerektirir. Daha sonra karşımızdaki kendini savunamayan bir canlı bile olsa saygıyı hak eder. Küçük bir bebeğim var bazen kendimi onun yerine koyup , savunmasız ve konuşamasam nasıl isterdim diye düşünmeye çalışıyorum. Bazen anneler ve babalar çocuklarını çok sevip en doğrusunu , en güzelini yapmaya yada yaptırmaya çalışıyor.Aslında büyük hata biz yetişkine göre en güzeli .Bu konuyu da oğlumda gözlemledim. Bazen tercihleri  çok vasat bir oyuncak, bir kutu , bir ip ve onun için çok değerli ama. Anladım ki müdahale etmeden ilk başta onun düşüncesi kabul edersek daha sonra bizim seçimlerimiz daha uygun gelip kendisi değiştirmek istiyor.

Bazı insanlar sevgiyi abartıp tüm ihtiyacını gidermek ,zorladığı tüm işleri yapmak , hiç sorumluluk vermemek olarak da algılıyor.Ama uzun vade de ister eşimiz, ister annemiz, ister çocuğumuz  her konu da kendi ayakları üstünde durmalı ve kendi ihtiyaçlarını giderebilmeli. Bazı anneler kız olsun erkek olsun çocuklarına hiç sorumluluk vermez, hiç iş yaptırmaz , odasını toplatmaz, tüm zor durumlar da devreye girer .Bu durumu sevgi ile açıklar.Bana göre çok yanlış yavaş yavaş kendi yapabilirliği ölçüsünde bunların da öğretilmesi gerekli diye düşünüyorum.

Ya da tam tersi anneler babalar yaşlandığında yorulmasın , üzülmesin diye yine sevgi uğruna evlatlar devreye giriyor. Tüm aktiviteleri alışveriş, ev işlerinin hepsini , sorumluluklarını ellerinden alıyor. Kendini hiçbir işe yaramaz hissedip daha önce yaşlanıp tüm becerilerini kaybetmesine neden oluyorlar.

Bir de sevgi mutlaka  karşılık beklemeden verilmeli ve karşımızdaki cevap vermek istemeyebilir öğretilmeli bence. Birini yada bir şeyi mutlaka onun da seni sevmesini beklemeden sevmek çok önemli. Karşında ki cevap vermek istemiyorsa ya karşılıksız sevmeye devam edip ya da vazgeçmeyi kendini değiştirmeyi seçmek gerekiyor. Mutlaka o bak o seni çok seviyor seninde sevmen lazım demek çok katı bir müdahale oluyor.

Ders olarak okutulması bilemem bir eğitimci değilim ama sevgi sınırsızca, karşılık beklemeden verilmeli ve sevdiğimiz kim olursa olsun empati yapıp haklarına ve özgürlüklerine müdahale etmeden sevilmeli diye düşünüyorum.










EK GIDAYLA BİR HAFTA BİTER

Bu gün itibariyle kuşluk vakti elma püresine geçtik. Bu yazılar ilerde kızımın okuması için de olduğundan detaylı yazacağım. Bir orta boy elmanın yarısını cam rende de rendeledikten sonra tam sabah onbir gibi verdim. Çok beğendi sebze çorbası gibi olmadı .( Sebze çorbasında da günden güne isteyerek yediğimiz miktarı artıyoruz. Tabi bu farklı denemelerle oluyor.) Severek yarım elmayı bitirdi. Doktorumuz istediği kadar dedi ama fazla zorlamaya gerek görmedim zira ağabeyine de elmanın diğer yarısı bir tabak porsiyon verdim . Hepsini bitirdi ama daha da istemedi. Demek ki yeterli olmuş.Kendini daha iyi bir ifade eden ağabeyin olması ve anne deneyimi burada devreye giriyor.

Sebze çorbasında başladığımıza göre çok ilerledik. Kızım sevmeye başladı , ben kaşıkla verme miktarımı Ne kadar azalttım , sonuç daha iyi oldu. Ne kadar yemek isterse az yada çok o kadar veriyorum.

Bu günden itibaren sütünü emdikten 2 saat sonraya denk gelecek şekilde kuşluk vakti elma püresi ve öğlen yemeği olarak sebze çorbasına devam edeceğiz. Haftaya akşam üstü yoğurtta başlayacağız. Deneyimlerimizi paylaşmak üzere .....

25 Mart 2015 Çarşamba

ANILARLA ''BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ ''

Bir sömestre karne hediyesin de babam 2 tane tiyatro bileti hediye etmişti. O zaman da sevmiştim ama şimdi düşünüyorum da ne güzel bir anı hediye etmiş bana . Babam beni iş çıkışı evden almış , kardeşim küçük olduğundan babamla beraber gitmiştik.Oyunun adı ''Cilalı İbo'' çok net hatırlıyorum . Şimdi olsa biletleri falan saklardım .Tiyatro seyirci , ruhu, emeği bambaşka.

Bu anımı neden mi hatırladım .Eşimle bize kalsa ayarlayıp gidemezdik . Çocukların küçük olması , bırakacak tek yer annem olduğundan annemin uygunluğu , eşimin  esnek saatli ve yoğun çalışması  ve tiyatroya her istediğin an bilet bulunamamasından genelde sinemayı tercih etmek zorunda kalıyoruz. Aslında ikimizde daha çok tiyatroyu  tercih ederiz ama şuan şartları çok zorlamak gerekiyor.

Biletler bizim adımıza alınmış olup , elimize verilince gitmemek ayıp olurdu. Genco Erkal 'ın oynadığı ''Bir Delinin Hatıra Defteri '' oyununa gittik. Tek kelimeyle muhteşem ilk defa canlı izleme olanağım oldu.Hayran kaldım desem yeridir. Solon tıka basa doluydu, oyunculuğu değerlendirmek bana düşmez ama süperdi , nasıl bir emek harcanmış,  oyun bitiminde alkıştan sahneden gitmekte zorlandı.

Bir Delinin Hatıra Defteri

''Nikolay Gogol'un en sevilen öykülerinden olan bir Delinin Hatıra Defteri 1965 yılında sahneye uyarlanmış ve ülkemizde ilk tek kişilik oyun olarak Genco Erkal tarafından Ankara Sanat Tiyatrosu'nda oynanmıştı. Yıllar boyunca sanatçı aynı eseri üç kez, üç değişik yorumla sahneledi. Şimdiki yapım oyunun 50. yıl kutlaması olarak gündeme geliyor. Gogol'un toplumsal kara mizah başyapıtı bir kez daha güldürürken içimizi acıtacak.''

HAYATIMDA İYİ Kİ OLANLAR

Her zaman olmayanı olumsuz şeyleri düşünmek gelir insanın aklına . Aslında ya sahip olduklarımız . Bizim sahip olduğumuzdan bazısı  başkaları için belki de hayal bile olamıyor. Ama tabi bunun hem maddi tarafı hem manevi tarafı var. Bardağın dolu tarafını görmek insana ne fayda sağlar . Bir kere o dolu olan tarafı keyifle içebilirsin. Ne kaydedersiniz sadece bardağın diğer boş tarafı için üzülmeyi kaybedersiniz . Sahip olduğumuz her şey için mutlu olursak , bu mutlulukla sahip olamadıklarımız için de ilk adımı atar, yakınlaşırız.
İstekler sonsuz ama imkanlar herkes için kendi şartlarında sınırlıdır. Kendimize koyduğumuz bir hedef olduğunda ( eşya, kariyer) ulaştığımız an anlamını yitirir . Etkisi çok kısa sürer. Çok kısa bir süre sonra başka şeyler istemeye başlarız. Yani hiç kimse için istemenin sınırı yok ama var olanın kıymetini bilmenin hazzı paha biçilmez.
Sahip olduklarımızın değerini bilip ona göre yaşarsak hayat daha anlamlı ve mutlu olmaya başlar.

24 Mart 2015 Salı

KEŞKE KUŞ MİSALİ İKİ ÇALI ÇIRPIYLA OLSA

Dün kardeşimle sohbet ederken evlilik hazırlığında olan bir arkadaşından bahsetti.Ben  de geçmişe bir yolculuk yaptım. Bizde ne kadar uğraşmıştık , çok kısa sürede evimizi , eşyaları hazırlamıştık. Balayına gittiğimizde o kadar yurt dışı istememe rağmen turun otobüsle olan aralarında hep uyumuştum. Gelelim evlilik hazırlıklarında neler yapmıştık.

Eşim yurt dışında olduğundan ben sadece gelinliği diktirmeye başladım. Son bir buçuk ay eşim geldi ve her şeyi yetiştirebildik. Uzun süre ev aradık , ( yaklaşık 6 ay)  istediğimiz gibi bir ev bulamayınca bu stresi aradan çıkaralım dedik ve kiraya çıktık. Kirada oturduğumuz ev büyük bir salon ve şimdiki evimizden de büyüktü. İkimiz de öğrencilikte dahil ilk defa evimiz olacağından çok heyecanlıydık. Her şeyi almak ,ne görürsek bakmak  istiyorduk. Evi doldurmak için uğraştık durduk.Aslında babam bizi uyarmıştı evi doldurmayın tecrübe tabi dinledik mi  hayırr.

Hiçbir eşyayı toplu bir yerden alamadık , elimizde fotoğraf makinesi dolanıp durduk. Bin bir emek derler ya o şekilde parça parça , renk uyumu , model , ahenk derken eşyalarımızı aldık. Bazısını yaptırdık , masayı beğensek sandalyeleri beğenmeyince en iyisi birini seçip diğerini ona göre yaptırmak oldu. Tam istediğimiz gibi oldu mu oldu ama baya yorucu bir süreç oluyor.Bol bol eşya aldık, sanki kıtlık olucak gibi beğendiğim modelin her rengi battaniyeler , nevresim takımları,yemek takımları vs.

Sonra ne mi oldu 2 yıl sonra istediğimiz evi bulduk. Taşındık ama hem semt,  hem belli bir bütçe, hem konum derken evin biraz küçük olması gözümüze batmadı ve daha küçük bir eve taşındık. Hemen küçülmeye gidip en sevdiklerimizi , en kullanışlı olanları seçerek eşyalarımızın hepsini yeni evimize getiremedik. Yeni evleneceklere duyurulur eviniz varsa evinize göre eşya alın , evi doldurmayın , kiraya çıkacaksanız ise fazla eşyaya hiç gerek yok. Birde evi doldurmayın çünkü sonra çoook takviye eşya geliyor. (Bebek odası , oyun alanı, mama sandalyesi,daha bir sürü. )  Sizde dinlemezsiniz büyük ihtimal ama kulağınıza küpe olsun:)

23 Mart 2015 Pazartesi

MAMA SANDALYESİ TERCİHİ

Mama sandalyesi sorulmuştu ama bir türlü toparlayamadım.Aslında samimi olmak gerekirse araştırma yapıp almadım. İki  mama sandalyesini de onları almak zorunda aldık gibi oldu.Ama kullanış açısından öneri verebilirim.

Oğlumda aldığımız  mama sandalyesi taşınmada çok problemli  hadi arabayla taşınsa bile bagajda çok yer kaplıyor. Yazlıkta aldığımızdan orada kullanırken fark etmesem de temizlenmesi çok problemli , kıvrımları var içine giriyor. Yazlıkta bahçe de yıkaya biliyorduk ama evde silmesi hatta günde kaç kez çok zor.

Kızıma İKEA dan aldığımız parçalanabiliyor, taşınabilir , fiyatı gayet uygun hatta çok uygun, temizliği oturma yeri de plastik olduğundan daha kolay , kızım sevdi sırf yemek için değil normalde oturup oynamayı seviyor.

21 Mart 2015 Cumartesi

YARDIM ALMA ÖZÜRLÜ MÜSÜNÜZ?

Yardım almanın özrü olur mu demeyin bende var. Nasıl R özürü oluyor insanlar R harfini söylemeyemiyorsa ben de yardıma ihtiyacım olduğunu söyleyemiyorum. R leri söyleyeyememek normal karşılanabilir de  benim ki normal değil.Bunun bir yanlış olduğunu biliyorum ve yapamıyorum. Neden mi ya işi varsa , ya yardım etmek istemezse , ya yardım eder ama içinden gelmeyerek ederse uzayıp gider. Aslında herkesten de yardım istenmez ama senin için canını dişine takacak bir sürü insan varken o insanlara da sana yardım etme zevkini vermemek haksızlık. Hem yardım alacaksın , hem işini sorununu kolaylıkla çözeceksin hem sevdiklerini de sana yardım ettikleri için mutlu edeceksin. Kendimi düşünüyorum benden sevdiği biri yardım istese elimden ne geliyorsa yapmaz mıyım ? yaparım ee niye o zaman yardım isterken zorlanıyorum. Ben ne mi istiyorum eşim, dostum,arkadaşım unvanı önemli değil o hissetsin , düşünsün ,yardıma ihtiyacın var mı desin , yardıma ihtiyacın vardır desin ve yardım etsin. Zor anımda benden beklemesin yardım istiyorum yardım eder misini .
Çok mu şey istiyorum  belki çok belki hakkım belki de hakkım yok. Bazı  bazı zamanlar da kendinden gelen bu yardımlar çok hoş  , beni düşünmüş , hissetmiş, yardım etmiş . Ne mi yapıyorum o bazı bazı zamanların tadını çıkarmaya çalışıyorum.

EK GIDAYA GEÇİŞ

Ek gıdaya bu gün itibariyle başladık. Daha önce yazdığım 5 gün sebze çorbasıyla başlıyoruz. Sebze çorbamız öğlen emdikten iki saat sonra olarak başlayacaktı.Ama ben anca akşam üstü altıya denk getirebildim. Sebze çorbamız  bir küçük kabak, bir küçük havuç, bir küçük patates, 1 silme tatlı kaşığı pirinç, 1 silme tatlı kaşığı zeytinyağı  1 bardak suyla sebzeler yumuşayana kadar haşlanıp , robottan  geçirilip istediği kadar zorlamadan verilecekti. Verilirken mama sandalyesine oturtacağız , zorlama yok , istediği kadar yiyecek. SONUÇ hepsini uyguladım , 1 bardak suda katı olacağını tahmin ettim ama doktorumuzu ilk gün dinleyelim dedim. Evet  katı oldu , kızım tadını sevmedi  , çok az yedi. Zorlamadan anne sütümü verip , ilk günü tamamladım. Zorlayarak soğutmaya gerek yok. İlk gün alışma dönemi sonuçta diye düşünüyorum. İkinci gün haşlama suyunu  2 bardak yapacağım bakalım sonuç değişecek mi?

Oğlumun ek gıdaya geçişi elma püresi ile olmuştu, ilk gün ekşi elma denk gelmesinden hüsranda olsa , sonraki günlerde çok severek sorunsuz yemeye başlamıştı.



Not: Bu konuda uzman değilim , bir doktorun tavsiye ile uyguluyorum. Doktordan doktora ve uzmandan uzmana ek gıdaya geçiş süresi değişiyor. Başta kendi doktorumuzu dinlemekte fayda var diye düşünüyorum.

İKİ TANE DE OLSA PAYLAŞILMAZ

Dün doktora gittiğimizden ve ek gıdaya geçeceğimizden bu gün ilk işimiz mama sandalyesi almaya gitmek oldu. Daha önceden niye almadık ? Güzel bir soru.

Aslında oğlumdan kalma bir mama sandalyemiz vardı. Ek gıdayla bir sorun yaşamadığımızdan, daha sonradan da yemekle bir problem yaşamadığımızdan memnun kalmıştık.Uzun süre öncede masada bizle yemeğe başladı.Yaklaşık bir yıl öncede ortadan kaldırmıştık.Geçenlerde mama sandalyemizi ortaya çıkardık. 

Kızımız yavaş yavaş otursun , alışmaya başlasın diye. Mama sandalyesi çok kıymetli oldu, oğlum hemen oturdu , kardeşin otursun dediğimizde neredeyse bütün günü mama sandalyesinde geçirmeye başladı. Durum böyle olunca hiç zorlamaya gerek yok.İkinci bir mama sandalyesi şart oldu. 

Daha önceki oğlumun kullandığı mama sandalyesini apar topar yazlıktan almıştım. Ünlü bir markanın ve incelenerek alınmış bir mama sandalyesi değil. Yazlık küçük bir yerde zaten 2 seçenek vardı ve birini seçtik. Düşündük , şimdi de çok gösterişli bir mama sandalyesi alsak yine paylaşılamayacak ve oğlumuzu üzmeye gerek yok. İş görsün yeter diye IKEA nın bir çok arkadaşımın memnun kaldığı klasik modelini aldık. Ama hiç tahmin ettiğimiz gibi olmadı.Oğlumun sandalyesi daha gösterişli olmasına rağmen yeni alınan çok kıymetli oldu.Şimdide yeni olana oturmak istiyor. Allah tan biri bebek olduğundan hangisi verse kabul eder . Eee çocuk kısmı işte ne düşünür belli olmaz.

20 Mart 2015 Cuma

EK GIDAYA GEÇİŞ

Oğlumda ek gıdaya geçişte herhangi bir sorun yaşamadık. Bende bir ek gıdaya geçiş hikayem var olduğundan ve nasılsa aynısını uygularız diye bu güne kadar rahattım. Kızımı da bu aya kadar aynı doktora götürdüğümden her şey rutin olarak aynı şekilde ilerliyordu.Ama doktorumuzun hastaneden ayrılmasıyla hatta işe ara vermesiyle , aynı hastanede kalıp çok sevdiğim bir arkadaşımın önerdiği çocuk doktoruyla devam etmeye karar verdik.

Ama doktorların hayata bakışı , yorumlaması uyguladıkları yöntemlerde farklılık arz ediyor. Önceki bildiklerimi gerektiğinde kullanmak üzere rafa kaldırıp , şimdiki doktorumuzun bana aktardıklarını yazıyorum. Öncelikle altı ayı doldurduk. Bu zamana kadar sadece anne sütü ile beslendik. Yarından itibaren 1 hafta geçerli olmak üzere istediğim öğlenleri anne sütü emdikten 2 saat sonra sebze çorbasıyla ek gıdaya başlayacağız. Sebze çorbası  yarım kabak, yarım patates, yarım havuç, bir tatlı kaşığı pirinç, 1 tatlı zeytinyağı haşlanıp robottan geçirip istediği kadar yediği kadar verilecek.İkinci hafta yediği kadar istediği kadar cam rende de elma püresi yapıp sabah yine emdikten iki saat sonra istediği kadar verilecek ve sebze çorbasına devam edeceğiz. Üçüncü hafta da evde yaptığımız günlük inek sütünden yoğurta akşam üstü yine emdikten 2 saat sonra , elma ve sebze çorbasına devam şekilde sürdüreceğiz. Bir daha ki ay tekrardan değerlendirme yaparız dedi .

Anne sütü emdikten 2 saat sonra özellikle belirttim eski doktorumuz önce emzirip sonra ek gıda vermemi söylemişti. Bu kadar aynı kurumun doktorlarında fark etmesi ilginç ama benden iyi bildikleri kesin olduğundan doktorumuzun önerisi de mantıklı geldiğinden şuan bu şekilde başlamak için bir neden yok.


 Kesinlikle aklınız karışmasın , fazla bilgiden zarar gelmez , doktorunuz dediklerini uygulamaya devam edin. 

17 Mart 2015 Salı

HEM ANNE HEM HAMİLE

Bir anne varmış , hızlı hızlı kararlar alırmış ve uygularmış. Bir gün bir tane erkek bebeği varken bir bebeği daha olacağını öğrenmiş. Çok şaşırmış.( sadece bu kadar gerisi silinmiş) Oğlunu düşünmüş erken mi  karar verdim, ya kıskanırsa, ya üzülürse ,ya oğlumu ihmal edersem diye . Kendini hazırladığı gibi olmamış , kendi kendinin moralini bozar olmuş. Oğlum üzülürse diye kaygılanır olmuş.

İlk zamanlar da hiç kimseyle konuşmadığını , suratı asık olduğunu , değişik bir ruh hali olduğunu şimdilerde geri dönüşlerle daha iyi anlıyormuş.Zor karmaşık günler geçirmiş hem değişik bir hamilelik , hem ilgi bekleyen bir bebek , hem karışık duygularla günler geçmiş. İkinci bebeği dünyaya gelmiş aradan altı ay geçmiş. Şimdi o anne niye boşa kaygılandım , kendimi üzdüm diyormuş.Çünkü hiç düşündüğü gibi olmamış, oğlu bebeği ilk günden çok sevmiş , arada sırada çok az kıskançlık yapsa da bu kötü bir kıskançlık değilmiş.Hatta çalışan bir anne olarak bu sayede oğlunun ilk kreş günlerinde yanında olmuş, beraber bolca vakit geçirmişler , okula beraber gidip gelmişler , beraber kahvaltılar yapıp kahveler içmişler. O anne anlamış ki her şeyin bir sebebi varmış ve kendini boşa üzmek kaygılanmak saçmaymış.

16 Mart 2015 Pazartesi

YARIM SENE OLDU

Kızım dün itibariyle altı ayını doldurdu. Altı ayı güzel atlattık diyebilirim , özellikle son bir aydır her şey daha düzene oturdu.Bu ay itibariyle doktorumuzla ek gıdaya başlamaya karar vermiştik. Ana öğün anne sütü takviye tadına alışma  olarak ek gıdaya olacak. Doktorumuz hastaneden ayrıldığından ya hastane değiştirecektik ya doktor seçimimizi doktor değişimden yana yaptık. Doktorumuzun ne kadar süre yeni yerinde olacak ve herhangi bir bilgilendirme yapmadığından böylesini uygun gördük.Bazı zamanlar da yediklerimizin tadına bakmak istiyor . Karınca tanesi kadar başlayarak sevmesine göre çok fazla olmamakla beraber tadına baktırıyoruz. Hareketlenmemiz arttı, kendi başına oturmalar, ağabeyin hareketlerini anlamalar, hatta beraber çok kısa olsa da oynadıkları oluyor. Banyomuz gün aşırı olarak devam ediyoruz. Suyu çok seviyor, hafif sıcak olduğunda ayırt edip davranışıyla belli ediyor, banyodan sonra rahatladığını fark edebiliyorum.Yavaş yavaş oyunlara başladık. Konuşmaya devam ediyorum.Tepkilerden katılımda bulunuyor. Dişlerimiz kaşınıyor ama daha diş çıkarmadık. Damak kaşıdığı oyuncaklarını çok seviyor, etrafı tanımaya çalışma , tepkilere karşılık vermeler başladı. Korku, heyecan, mutluluk daha fark edilebilir şekilde gözlemleniyor.Çığlıklar, ağabeyi taklide çalışmalar, yalnız kalmak istememe , ilgi gösterilmesi çok hoşuna gidiyor.

15 Mart 2015 Pazar

SOSYAL MEDYA

Sosyal medya hayatımıza yavaş yavaş sızarak yerleşti.İlk facebook çıktığında benim hesabım yoktu.Uzun zamanda olmadı. Sonra bir gün ev telefonundan ilk okul arkadaşım aradı.İlkokul arkadaşlarım birbirlerini bulmuşlar.Randevular verilmiş beni de davet etti.İlk buluşmamız gerçekten çok güzeldi , duygu dolu anlar , birbirimizi tanımaya çalışmalar, eski günler anılar .Daha sonra iki üç kere daha buluştuk ama yavaş yavaş tadı kaçtı. Beraber bir şey yapmaya çalıştıkça yaklaşık 10 kişiydik sayı gittikçe azalmaya başladı  , ne kadar imse değiştiğimizi anladık ve şimdi kimse kimseyle görüşmüyor.

Bende facebookla böyle tanışmıştım. Sonra bazen aktif bazen pasif kullanıyorum. Tabi oda ilk tanıştığımız gibi kalmadı geliştirdi kendini resimler,kitaplar,filmler, gittiğin yerler paylaşılır oldu. Hevesle zaman zaman birşeyler paylaşmaya başladım.Baktım hafta sonu geçiyor pazartesi çok geziyorsun , bravo valla , ona nasıl zaman buluyorsun , resimlerle , giydiklerim her şeyle ilgili yorumlar gerçek hayatta gelmeye başladı.Bu durumdan sıkıldım hiç paylaşmamaya başladım. Bu seferde hayatımda çocuklar vs değişikliklerle bağlantı yine bu seferde negatif yorumlar  başladılar. Şimdiler de canım nasıl göstermek istiyorsa öyle davranıyorum.Çok fazla irdelendiğini ve bazen gereksiz durumlara sebep olduğunu gördüm.Derken keyifli annenin facebook sayfasını açtım.Çok zevkli yeni gruplara üye oldum.

Twitterla ilk tanışmam da oğlumun doğumundan sonra sıkıntıdan başladı. Çok sevdim , sohbet muhabbet , okuduğum bloglardan çok kişi ile tanıştım, fikir aldım, fikirlerimi paylaştım,başım sıkıldığında annelere danıştım ,yeni şeyler öğrendim.Hatta o zaman 1- 2 konu hakkında blog yazmaya başlamıştım , ama zamanı değilmiş demek ki. İşe başlamamla yine pasif kullanmaya başladım.Kızımın hamileliğiyle birlikte aktif bir kullanıcısıyım , kendim için olumlu görüyorum , kendime dur demesini biliyorum .

14 Mart 2015 Cumartesi

ÇOCUKLUĞUM VE ANNELİĞİM

Bu gün fikir paylaşımları yaptığım, kendimi başkalarından dinlediğim ve sonuçlara vardığım bir gün oldu. Anneliğimi bu gün net değerlendirdim.Ben iyi bir anne miyim? Karşılıklı esas konunun anneliğim olmadığı konulardan bu sonuçlar nasıl çıktı şaşkınım ama çıktı.

Kendimi iyi bir anne görüyorum , elimden gelenin en iyisini yapıyorum , içim rahat , hatalar yapıyor muyum mutlaka ama çıkmazlarda bildiklerimi tüketip sonuç bulamayıp doğruyu arama evresinde  ,boş ver demeyen , okuyan okumakla hepsini pratikte uygulanamasa da  mutlaka bir kısmı hayata geçiyordur,gelişen öğrenen bir anneyim ve en önemlisi geçmişle gelecek arasında bağlantı kurarak anneliğimi geliştiriyorum.

Annelikle psikolojiye merak sardım. Kendi çocukluğumu şimdi hayatımla bağdaştırıp sonuçlar çıkarıyorum. Beni yetiştirirken kimler neler yapmış ne etkisi olmuş değerlendiriyorum. İyi olan davranışları örnek alarak aklımın bir köşesine not alıp uygulamaya geçiriyorum .Kötü davranışları (ya da iyi olduğunu sanıp sonucu beni kötü etkileyen davranışları ) yapmamaya neden olumsuz etkilenmişim belirleyip doğrusunu nasıl yapılsa daha iyi olur duyu yapmaya çalışıyorum.

Yani çocuklarım için  iyi yanlarımdan etkilenip bir o kadar olumlu , kötü olanlarından değerlendirilip düzeltmeye çalışacağımdan daha bilinçli sağlam adımlar atmaya çalışıyorum.
Örnek vermek gerekirse annem bana çok kitap okudu , kitapları okumaktan ezberlerdim . Kitap okumayı sevmemin temeli o zamanlardan atılmış. Annem kaygılı davranıp  belli yaşa gelene kadar sokağa pek çıkarmazdı.Bu davranışta kötü etkilendiğime örnektir.

İKİ ÇOCUKLA NASIL GEZMEKTEN GERİ KALINMAZ

Bu gün itibariyle altı aydır iki çocuk annesiyim. Kitap okumak , gezmek ve yazmak hobilerim arasındadır. Hiç kimse nasıl kitap okuyorum , yazıyorum çok merak etmese de gezmek konu pek bir merak konusu. Gezmek benim hobim, kendimi iyi hissettiriyor, değişik yerler, değişik insanlar, bir terapi gibi geliyor. Ama bu önüme sunulmuyor. On beş günde  gelen bir yardımcım var. Onun haricinde evin bir kaç işi hariç işler benden sorulur. Eşim yoğun bir çalışma temposuna sahip, mümkün olan zamanlar da yardımcı olmaya çalışır. Çocuklarla gitmenin mümkün olmadığı yerlere rahatlıkla bırakabileceğim annem ve babam var. Bunların haricinde ,kafamda hep planlarla yaşarım,evde olduğum zamanlarda pek yerime oturmam, işlerimi kısa sürede halletmeye çalışırım,iki çocuğum olduğunu bilir ve çok yorucu ve zor yemeklerden kaçınırım,bana göre önemli olan besin değeri yüksek ve düzenli yemek bulunmasıdır,hijyene önem veririm gereksiz detaylara takılmam  ve takıntı haline getirmem,bulaşık ve çamaşırı için özel zaman harcamam,  iki arada bir derede makinaya atıveririm,vaktimi çok iyi değerlendirir , çocuklar uyurken özel işlerimi halletmeye çalışırım.Bunun dışında çocukların temiz hava alması gerektiğini ve dışarı çıkmanın onlara da iyi geldiğinin farkında olduğumdan hava şartlarına uygun giyinir , gezmemize gideriz.

13 Mart 2015 Cuma

KIZIMLA BİR GÜN ......

Dün kızımla kazayla  minibüse bindi. Elimde bebek olduğundan yer verdiler. Bu çok hoştu .En son ilk hamileliğimde toplu taşıma kullanmak zorunda kalmıştım . Yol uzun olmasına rağmen gençler uyuyor numarası yapar, yaşlılardan gönül razı olmaz , en favori babam yaşındaki amcalar  biner binmez kalkarlar ve güler yüzle yer verirlerdi. He en son minibüse binmiştik, oturduk . Kızım hemen minibüs star oldu .Daha ön koltuktan öpücük verenler , yüzünü göremeyenlerin görme çabaları ve  soru sormaya hazır teyzeler gözler üstümüzde.
Hemen ilk sorulacak şey bulundu. Kızımın üstünde benim doğumunda el örmesi gelen pantolon vardı. Aa yandaki teyzeden ilk yorum geldi  ne güzelmiş. Yine iyi niyetle evet benden kalma annem saklamış giydiriyorum. cevap hiç gecikmedi.Tabi giydirirsin. Gelin olsa giydirmez , ben bir sürü ördüm giydirmiyor.Neymiş çocuk sevmiyormuş. Giydirmezsen sevmez tabi giydir bak nasıl sevmiş. Şaşırdım gelinler adına bir savunma başladı. Ya aslında kızmayın  kızmayın sevmiyorlar gerçekten , bizde de bir torba var , hatıra diye giydirdim dedim.Ama yeterli olmadı. Kız Çocuğu bir başka bak giydirmiş deyip durdu. Sonunda nasıl örmüşler bir bakayım ordan mı bir sürü sorular. Ben anlamam pek siz bakın isterseniz  dedim. Neyse baktı, bende yaparım kolaymış aslında dedi. biz inene kadar gelinler , kız çocuk mu , erkek çocuk mu tartışması sürüyordu ki biz indik.Toplam 10 dakika  bile sürmeyen minibüs yolculuğundan bir hikaye çıktı.

11 Mart 2015 Çarşamba

ÇOK BILMISLER İŞ BAŞINDA

Çalışan bir anne olarak oğlumuza ilk  9 ay ben bakabildim. Kızımıza da daha aynı süre bakıp yeniden anneanneye teslim ediceğim. Çok fedakar bakmaktan üşenmeyen , canını dişine takan bir , benim kadar iyi baktığına inandığım bir anneannemiz var.Sağ olsun Allah başımızdan eksik etmesin.

Pozitif çok tarafı var. Gözüm arkada kalmadan işe kafam rahat gidiyorum. Kültür açısından sıcacık bir ortamda yetiştirmek istediğime yakın bir ortamda büyüyor.Bakıcıdan alamayacağı sevgiyi alıyor. Mutlu bir çocuk gözlemleyebiliyorum.Büyüklerin tolerans seviyesi çok yüksek oluyor .(Şımarıklığa bazen kaçsa bile ) çünkü sadece onlara yapıyor.Dedesiyle yemediği yemekleri yiyor , sağlıklı besleniyor.Yazları denize giriyor, bol bol parkta oynuyor , temiz hava da büyüyor, organik besinlerle besleniyor.

Gelelim negatif taraflara .Çocuğun her kararında tamam annesi babası biz karar veriyoruz. Ama her alınan kararda kaus çıkar.Mutlaka fikir beyan edilir. Her yaptığın sorgulanır.Yazlar benim için kabus oluyor . Çünkü anneanne yazları yazlığa gitmekten vazgeçmiyor çocuklara da orada bakmak istiyor .Bizim içinde hafta sonu gel-git dönemler başlıyor.  Bir bakıcı tutalım dediğim an bencil çocukların rahatı düşünmeyen bir anne oluyorum. Hangisi daha iyi hala karar verebilmiş değilim.Yazlık müstakil ev , temiz hava ,çocuklar için çok güzel , arkadaşlarıyla oynuyor , bol bol denize giriyor .Geçen senelerde bizi özlüyor ama olmayınca annemlerle yokluğumuzu aramıyordu.

Birde dış çevreden görünümü var o daha da sıkıcı ve baskıcı benim için.Daha ne istiyorum ,çocukları yaptın annene bıraktın, hala calisiyor musun,çalışmaya devam edicek misin,calismana ne gerek var ,keyfine bak çocuklarını sen büyüt,annenin hakkını ödeyemezsin. Şimdiler de ikinci de olunca iki tane annen nasıl bakıcak, özlemiyor musun , nasıl bırakıyorsun, annende ki iyi cesaret.
Ya sizce

KIRILAN BARDAKLA KURTULMAK

Reklamlarda sık sık görüyorsunuzdur.Eski bardaklarından sıkılan bir hanım atmaya kıyamıyor yada kırılıp atmak istiyor.Sonunda kırılması için elinden geleni yapıyor , bardak kırılıyor  ve değiştirmek zorunda kalıp değiştiriyor. Saçma gelebilir ama niye bardağı değiştirmek için kırılmasını bekliyor ya da kırılsın istiyor. Kendi seçimini kendisi yapabilir. Karar almaktan mı korkuyor.Kırılmadan atsa müsrif mi olucak , ama kırılınca değiştirmek zorunda açıklaması var kırıldı. Hayatımızda eşyalardan  sıkılabiliriz , ihtiyaçlarımızı karşılayamayabilir mutlaka kırılmasını beklemek saçma ama kırmakta saçma . Sıkıldığımız eşyaları çok değerli olabilecek kişilere verip hem onları hem kendimizi mutlu edebiliriz.
Tıpkı insanlar gibi.Hoşlanmadığımız ve sevmediğimiz  insanları kırmadan hayatımızdan çıkarabiliriz . Kırmak bir çözüm değil sanki.

DOKTOR SEÇİMİ

Evlenmeden önce ve evlenip bebeğim olana kadar arkadaşlarımın önerilerde bulunduğu kadın- doğum doktorlarını tanıyıp , seçimimi yapmaya karar vermiştim.Bu dönem çok uzun sürmedi.Üçüncü denememde tam bu benim doktorum olmalı dediğim doktorumla karşılaştım. İlk başlarda yadırgadığım durumlar oldu .Pozitif taraflar negatif taraflar fazla olduğundan aynı doktoruma gitmeye devam ettim. .Birbirimizi kısa sürede tanıdık ve bu süreçte kısa sürdü . Hamile kalmaya karar verdiğimi , hamilelik dönemlerimde ve doğum anlarım da bana yoldaş oldu. Çocuk doktorumu da kendisinin teslim ettiği ve önerdiği doktorumuzla bu güne kadar geldik.
Çocuk doktorumuzla bu güne kadar geldik. Bu gün itibariyle randevu için aradığımda hastaneden ayrıldığını öğrendim. Yaklaşık 2.5 yıldır kendisine güvenmiş , arada tatmin olmadığım durumlar olsa da  değiştirmek istememiştim.Kendisi tam bana göre bir doktor değildi fazla evhamlı davranıyordu.Bu gün itibariyle ya kendisinin peşinden gideceğim hastahaneyi  değiştireceğim , yada kendisini değiştireceğim.
Siz olsanız ne yapardınız ??????

7 Mart 2015 Cumartesi

EVLİLİK ÇOCUKLARLA DEĞİŞİR Mİ?

Okudum okudum duygularım depreşti galiba yazmak istedim.Evlilik çocuklarla beraber çok değişiyor.Ama bu değişimde zaman alıyor.Önce durumu anlaması alışması gerekiyor.Zamanla kuvvetler bağlıysa ve düşünüp, konuşulabiliyorsa yeni duruma göre zamanla şekilleniyor.Özellikle hamilelik ve bebek ilk doğduğu dönemlerde anne sadece yaşadıklarını yansıtıyor. Babada yansıyanlardan sonuç çıkarmaya çalışıyor. Bir  fiil yaşamadığı için yanlış anlıyor olabiliyor,anlayamıyor yada anladığını zannediyor.En kötü durum anladığını zannetmesi , anladığını düşündüğü için anlamaya çalışmayı bırakıyor ve anlamadıklarını hayata geçirmeye çalışıyor.

Bizde bu dönemlerden tek tek geçtik.Evlendik evliliğe alıştık tam oturdu , ilk hamilelik, ilk çocuğun doğması , ona alıştık ,ikinci hamilelik, iki çocuk fikrine alışmak, ikinci doğum ve dört kişilik aile olmaya alışma çabası ve alıştık.Bıkmadan usanmadan konuştum anlattım yaşadıklarımı. Kendi kendilerine anlamalarını beklemeden.Faydası oldu mu?Tabi ki oldu ama bir anda değil zamanla eklemeler yaparak gelişerek oldu.Genelde her yeni oluşumda üç ay deneme süresi geçirdik.Yani umutsuzluğa kapılmayın herkes yaşıyor ve ne okusan,ne bilsen de yaşamadan öğrenemiyorsunuz.

Okumak bakış açınızı  , göremediklerini görmenizi  ve eşinizi ( babayı) anlamanıza yardımcı oluyor.Bu aşamalarda çocuksuz olarak yaptığınız aktiviteleri fırsat buldukça tekrarlamak , hafta da bir bile olsa en azından bir kahve baş başa içebilmek ,bebek arabaları ile bile olsa yürüyüşler yapabilmek , eve kapanmamak, evde olması gereken  (yemek,çamaşır,temizlik) değil bireylerin birinci sırada tutulması yeni düzenlere uyumu kolaylaştırıyor.

İyi niyet ve samimiyet oldukça evlilikler de yeniden doğuyor, gelişiyor, kendini yeniliyor.

5 Mart 2015 Perşembe

ÖFKE KONTROLÜ SAĞLAMA ÇABALARI

Kendimde değiştirmek geliştirmek istediğim bir duyguda öfke ve öfke kontrolünü elimde tutabilmek. Bu konu en belirgin oğlum  iki yaşla sendromuyla tanışınca baş gösterdi. Bazı zamanlar öfkeleniyorum ne sorunu çözebiliyorum ne mutlu oluyorum ne oğlumu mutlu ediyorum. Aslında asıl amacım oğlumu mutlu etmek değil mi neden böyle yapıyorum bunun sebebini araştırıp çözüm bulmaya karar verdim. Okumaktan daha çok dinlemek daha faydalı oluyor. Youtube dan öfke kontrolü yazıp aradım .Dinlemek istediğim Uzm.Psk.Zafer Akıncı nın bir tv programında öfke kontrolü programı oldu. Daha bir kısmını dinleyebildim dinlediğim kadarıyla paylaşmak istiyorum.

''Öfke çok sağlıklı bir duygu ama dozu önemlidir. Öfkelenecek bir duruma da hayırlısı ,ne olucak ki demek te sağlıksız karşılanıyor.Öfke sıfırsa normal davranış sayılmıyor. Sağlıklı öfke ne kadar olmalıdır ? amacımız bu olmalıdır. İnsanlar  ya tehdit edildiğini düşünüyor  yada engelleniyorsa öfkelenir. Öfkeli kişiyi tehdit etmek ,lafını kesmek  daha da öfkelendirir. Öfkeyi bastırmak insan için çok sakıncalıdır. Tepki vermemiz gereken yerlerde tepki verir haksız duruma düşeriz.Bastırılmış öfkede en sık karşılaşılan sağlık problemi migren olarak ortaya çıkar.Bizim kültürümüzde öfkelenmezsek sözümüz geçmez ve karşımızdaki kişi bizi öfkelendirir.Şiddet görüntüleri , şiddetli davranışlar bizim de şiddet duygumuzu harekete geçiriyor.

Kızım uyandı gerisi uygun zamanda :)

4 Mart 2015 Çarşamba

BEN ÇOCUK BÜYÜTÜRKENE

Oğlum 28 ayı doldurdu ,kızım 5.5 aylık oldu.Ne durumdayız bir günümüz bir önceki günümüze hiç benzemeyen ,spontane gelişen zamanlar yaşıyoruz. Oğlum bir gün bir yemeği sevip diğer gün o yemeği oyuncak yapıp yemiyor. Paltosunu ve şapkasını yaninda getirirseniz dışarı cikiyor diye giyinmeye talipli oluyor.Ama hiç umrunda değil oglum kolunu ver ,oglum ayağını ver.Kardeşini azcikta olsa kıskanması başladı. Allahtan kötü yönlü degil,kardeşiyle beraber olmak oynamak istiyor.Kötü davranmıyor maasallah ama kucagimdaysa anakucagina yada kendi yanına oturtmami istiyor. Banyo hiç sorun yasamadigimiz tek eylem evde bir havuz olsa icinden çıkmaz. Yavaş yavaş konusmaya çalışıyor, söylenenlerin taklitleri yaparak tekrar ediyor.Gece bazen yanımıza gelmek istiyor.Cizgi film seviyordu bi aralar hiç izlemek istemiyor.Kizildigini, kusuldugunu anlıyor gönül almaya şakalar yapmaya çalışıyor. Okulunu seviyor gitmek istiyor.Sevdiği her yeri aklında tutuyor daha sonra hatırlıyor ve tarif ediyor.Gündüz 1 saat uyuyoruz cok iyi geliyor yoksa aksam saatlerinde huysuz oluyoruz.

KIZIM konusmak istiyor devamlı konusulsa dinler,yemekleri ayırt edip almak istiyor,elleriyle cekistirme  halinde, saç cekmeler başladı, gülücükler devam ediyor,ağabeyin her hareketi izleniyor. Ek gıdaya gecmemize son 15 gün kaldı. Banyo yapmayı ağabeyi gibi cok seviyor soymaya başlayınca ayaklar hızlı hızlı harekete başlıyor. Geceleri uykumuz düzenli sayilir gunde 2 kere gündüz uykumuz var.Simdilik bu kadar. 

3 Mart 2015 Salı

BİLEN DEGİL ÖĞRENEN OLMAK

Bu gün Doğan Cüceloglunun konuk olduğu bir program izledim.Fırsatım varsa hiç kaçırmam hatta şartları zorlarım.Bu günde oglumun oglen uyumamasini göze aldım. Bu günden bende kalanlardan bahsetmek istiyorum.Evde türkçe konusuyorsaniz cocugunuzdan fransızca konusmasini ebeveynler beklememeli dedi.Tabiki davranışların ogretilmek istenenden daha önemli olduğunu biliyorum ,yaşıyorum ama bu ornek tam yerine oturttu.Çocuğuna siddet gösteren bir anne aradı. Kendine yapılan duygusal ve fiziksel siddettin aynısını cocuguna yaptığını simdi çocuğun 9 yasinda olduğunu hiç laf dinlemedigini ve kardeşine aynısını yaptığını anlatti.Hocanın önerisi mış gibi yetişkinler kitabını okuması oldu.Bu kitapla büyümemiş yetişkinlerin öncelikle kendi eksiklerini gormeleri ve ben daha iyi bir insan nasıl olurum mu kendilerine sormaları gerekiyor.Zaten kendi davranışlarını düzelten ebeveyn daha iyi çocuk yetiştirmek için örnek olacaktı. Birde kendisinin hayatının  hep doğru örnek olmadigindan bunun için yadirgandigini duyduğunu belirtti.Bunun cevabı cok güzeldi. Ben bilen değil ogrenen insanim dedi.Gerçektende her yaptığımız dogru olmayabilir ama doğrusunu yapmak icin öğrenmeye çalışmak yeterli oluyor. İlk olarak kendimize yüzde yüz fayda saglayamasakta başkalarına ışık olabiliriz. Babamda hayatta tecrübelere kulak vermemi her konuda tecrübe edinmek için cok zamanım olmadığını söyler.

2 Mart 2015 Pazartesi

ÖNCE MERAK SONRA CAN

Oğlum yaşa basmaz, bu huyuyla kendime benzetirim.Parkta,bahçede, oyunlarında hep canının kiymetini bilir.Sonunu göremediği canını acitacak hamlelere bile girismezdi.Taki bu güne kadar.Kızımız doğduğunda evde iki bebek yatağı olacagina ogluma yatak almaya karar verdik.Doğumdan 15 gün evvel yatakları değiştirdik. Merak ettik kızın. odasına girip yatağını ister mi diye ama denedik.Tahmin ettiğimiz gibi olmadı yeni yatağına hemen alıştı ve hiç istemedi.Dönenceyi koydugumuzdan beri gidip kenarindan bakıyor. Inceliyor ama çıkmak istemediğinden onemsemedim.Bu gün cok kısa sürede müzik calarken bıraktığım için ilgisini çekmiş ki bir bardak su icerken yataga çıkmış oturmuş. Nasıl oldu cesaret etti nasıl çıktı merak ettim.Indirdim tekrar denedi bastiktan sonra kafa üstü yataga atlıyor. Yeterki iste merak et ,merak candan önde geliyor.Cok hoşuna gitti ,yatakta oturmak istiyor.Benim en çok hosuma giden merakının peşinden gitmesi ve gerçekleşmesi.

FİLM ÖNERİM VAR

Bu filmi ilk eşimden dinledim.Eşim NTV de filmin tanıtımını dinlemiş çok etkilenmiş benimle paylaşmıştı. Bir türlü fırsat olup gidememiştik.Pazar akşamı hafta sonumuzu sinemayla bitirmek istedik.Saatimiz kısıtlı olduğundan ve çocuklara göre plan yaptığımızdan genelde film seçiminde saatimize uyanla yetiniyoruz. Şansımıza 5 dk kala yetişerek istediğimiz filme gidebildik. Film biyografi olması ve gerçek yaşanmış olmasından dolayı beni çok etkilemişti. Matematikçi ve zeki insanlara saygım sonsuz ve ilginç buluyorum gerçekten diğer insanlardan belirgin olarak değişik oluyorlar.Oyunculuk çok güzeldi iyi çalışmışlar. İnsanlarin cinsel tercihlerinden dolayı yargılanmış olması cok üzücü, gercek arkadaşlık dostluk ,hayat arkadasliginin vefasini cok güzel bir örneği olmuş. Bu gün yanımızdan ayirmadigimiz bilgisayarın ilk nasıl olustugunun da göstergesi. Her yönüyle izlemeye değer. 

'' I. Dünya Savaşı Nazi Almanyası'nın hâkimiyetinde birden çok cephede çok çetin biçimde devam etmektedir. İngiliz İstihbaratı tüm yoğun çabalarına ve yüzlerce kişiyi çalıştırmasına rağmen Almanların kullandığı Enigma şifreleme sistemini çözmeyi başaramamıştır. Almanların çok gizli bir biçimde şifrelediği bu yazışmalar, İngilizlere ve müttefiklerine çok ağır kayıplara mal olmuştur. Çözüm olarak İngiliz hükümeti Deniz Kuvvetleri Komutanlığı çatısı altında ülkenin en iyi şifre çözen beyinlerini ve kriptoloji uzmanlarını toplar. Bu isimlerden biri de farklı çalışmalarıyla tanınan ve kendi yöntemlerinden ödün vermeyen genç profesör Alan Turing'dir. Turing'in ekibe katılması dengeleri alt üst edecek ama o güne kadar hiç denememiş büyük çaplı bir girişimin de kapısını aralayacaktır. 
Ünlü İngiliz matematikçi Alan Turing'i filmde Benedict Cumberbatch canlandırırken kendisine Keira Knightley, Matthew Goode, Rory Kinnear ve Allen Leech eşlik ediyor. ''













http://www.beyazperde.com/filmler/film-198371/

1 Mart 2015 Pazar

ÇOCUKLARLA YEMEK MEKAN ÖNERİSİ

Çocukları bırakma olanağımız olsa bile  ailece gidebileceğimiz yerleri arttırma ve hep çoğunlukla hep beraber olmak gayretindeyiz . Sık aralıklarla gittiğimiz yerlerden biri Salacakta bulunan Simit Sarayı ve Maltepe E-5 üstünde Cemil Usta favori mekanlarımız arasında sayılır. Ailece huzurlu ve güzel zaman geçirmek isteyen herkese tavsiye ederim.
Simit Sarayını kahvaltı için tercih ediyoruz.Oyun alanı var , genelde hafta sonu çocuklu aileler tercih ediyor, fiyatları uygun , damak tadı olarak çok mükemmel olmasa da vasat üstü, personel sıcak davranıyor, mama sandalyesi var, self servis ama  çay ve kahve servisi personelce yapılabiliyor.
Cemil Usta oyun alanı var, mama sandalyeleri tekerlekli ( oğlumuzun çok hoşuna gitmişti onun için belirttim), yemekleri özellikle köfte,piyaz  ve tatlısı mükemmel diyebilirim, oyun alanı yemek yerken izleyebiliyorsunuz,personel sıcak ve müşteri odaklı, fiyat benzerleri ile kıyaslandığında makul , öğlen ve akşam yemekleri için önerebilirim kahvaltısını deneme fırsatımız henüz olmadı.