KEYİFLİ ANNE

İki çocuklu çalışan bir anneyim.

26 Ekim 2015 Pazartesi

ÇOCUKLA UÇAK YOLCULUĞU

Bir çok insanın aksine uçağın rahatlığına rağmen araba yolculuğunu tercih edenlerdenim. Durum böyle olunca oğlumda üç yaşında uçakla tanışmak zorunda kaldı. Kızım bu durumda şanslı bir yaşında tanışmış oldu.  Aslında yurtdışına gitme ihtimali yada Kıbrıs olmasa belki de daha uzun süre tanışamazdı.

Uçağa binmek oğluma çok ilginç geldi . Uzun süre check-in yaptıktan sonra camdan uçakları izledi. Çok hoşuna gitti hayran hayran baktı. Binerken hiç sorun çıkarmadı. Tek sorun uçağa bindikten öndeki masayı açmak istemesi oldu. Kalkarken kapatmak istedi. Açıp kapatmak çok hoşuna gitti ama öndeki yolcu daha 1-2 dakika da aa ben böyle gidemem açıp kapatmasın dedi. Tabi biz anne baba olarak oğlum yapma demek zorunda kaldık. Böyle olunca inat etti ve daha fazla açıp kapatmak istedi ve ağlamaya başladı. Ben tabi söylendim çok ısrar edildi ve inat yapmaya başladı diye böyle davranılmasa bu kadar uzamayacaktı diye. Arkamızda yüzüne bile bakmaya tenezzül etmediğim bir bayan bizim çocuklar böyle şımarıkmış , hiç laf anlamazmış ve yetiştiremiyormuşuz  laflarını duydum. Öndeki bey yanındaki bayan bir şeyler fısıldadıktan sonra ağmasın onun için mi ağlıyor yapsın rahatsız olmam dedi. YOK beyefendi gerek yok yapmasına izin vermeyeceğimizi belirttik.

Bu sırada oğlum öndeki amca üzülüyor canı acıyormuş yapma tamam mı diye anlatmaya çalıştım ve bir süre sonra kapalı konuma getirdi ve ellemedi. İnsanların böyle davranışlarından sonra ne yapmam gerektiğini bilemiyorum çocuklu aile bir yere gitmesin mi .Empati yapıyorum bende rahatsız edilmek ve ağlama sesi duymak istemem. Haklılar ama çocuk işte bilerek yapmıyor ailesi de sırf çocuk ağlar diye saldım çayıra Mevlam kayıra diye düşünmüyor. Zaten üzülüyor , bakışlardan etkileniyor tuz , biber ekmeye ne gerek var.

Hava basıncından etkilenme durumu kızıma yolculuk boyunca süt verdim hiç etkilenmedi . Oğluma da sakız çiğnettirdik ve uçakta önleri tercih ettik. Dönüş yolunda süt vermediğimde kızım çok etkilendi ve çok ağladı devamlı kulaklarını tuttu. Oğlum sakız çiğnemedi ve sorun yaşamadı.

Çocukla uçak yolculuğunda bence uçakta önler her ihtimale karşı tercih edilmeli , çocuğu oyalamak için yiyecek gıdalar alınmalı , emziren anneler süt vermeli ve sakız çiğnemek basınçtan az etkilenmeyi azaltıyor.

İKİ ÇOCUKLA KIBRIS TATİLİ

İki çocukla Kıbrıs tatili nasıldı ?  çok uzun zamandır yazmak istediğim bir yazı ama anca hem fırsat bulabildim hem de yazmak isteyebildim diyebilirim. Kıbrıs tatilinden geldiğimiz cumartesi günü bir anda ne olduğu şaşırdık  canlarımızı yitirdik ve tatil dönüşü olmasına rağmen kendimi çok zor topladım.

Eşimin uyarılarına rağmen çocukların ikisini de götürmek istedi. Kızım hala anne sütü emdiği için benle gelmek zorunda oğlum zaten çok eğlendiği ve kardeşi geldiği için gelmek zorunda , içim rahat olsun dedim ve dört kişilik bir program yaptık. Öncelikle en önemli tercih otel tercihimiz oldu. Otel olarak sahili uzun olması ve Girneye yakınlığından dolayı ACAPULCO OTEL’ i   tercih ettik. Otel nasıldı diye sorulursa beklentilerimi karşıladı . Temizlik ve yemekler çok iyiydi ,  tesis zaten her ne istersen  hepsini karşılayabilecek alanlara sahip , kumsal ve deniz çok güzel , havuzu temiz ve kalabalık olsa bile herkes bir kenarda kendi çevresini oluşturabiliyor. Çocuk aktiviteleri olarak bu iki çocukla  ikinci tatilimiz olduğundan BODRUM-PETUNYA OTELİ tercih ederim. Bunun dışında çok çocuklu aile yoktu tabi biraz ekim dönemi olmasından kaynaklanıyor. Ama çok çocuklu otelde çocuklu aileler daha rahat ediyor bunu net olarak söyleyebilirim. Çocuk sayısı artıkça herkes birbirini anlıyor , yardımcı olmak istiyor ve gereksiz rahatsız edici bakışlar olmuyor. Tabi bende bu tatile sadece çift olarak eşimle gitmiş olsam çok daha fazla memnun olurdum. Aslında otel personeli çok fazla yardımcı oldu . Hep hayatımızı kolaylaştırmaya çalıştılar .Bende sadece  bazı bakışlardan rahatsız oldum .

İki çocukla tatil tavsiye eder misin diye sorsalar bence mutlaka kendi özel arabanız yanınızda olmalı derim. Bunu için Kıbrıs iyi bir örnek olmuyor maalesef. Araba olduğunda hem çok eşya her an ev gibi yanınızda ve çocukların ilgisini istediğiniz dağıtıp ortamdan uzaklaştırdığınızda daha iyi sonuç alabiliyorsunuz. Yani iki çocukla tatil de araba şart ikisini de yaşamış hatta Bodruma kadar arabayla gitsek de araba yine de şart derim.

Çocuklarımızdan biri bir diğeri üç yaşında ve bu duruma yakın Kıbrıs tatili düşünen arkadaşlar bence ya zamanı erteleyin ya da yeri değiştirin derim. Kıbrıs sahili ve sıcaklığı hariç çocuklar için uygun değil ,  gelen yetişkinler   kumar amaçlı gelenler  , balayı çiftleri ve  yaz dönemini kaçırmış dinlenemeyen kişiler olduğundan  çocukla olduğunuzda aynı duyguları paylaşamıyorsunuz ve mutlaka olumsuz yorumlara ve bakışlara maruz kalıyorsunuz.

Devamı var ……

1 Ekim 2015 Perşembe

OĞLUM BÜYÜYOR


Canım oğlum , bir ay sonra 3 yaşında olacaksın. Sana biraz senden bahsetmek istedim. Bayramda 5 gün hep beraberdik .Çok komiksin kardeşine eskiden bebek derdin artık uzunda olsa ismini söylüyorsun . Arada da kardeşim kardeşim diyorsun. Hep oyuncaklarını merak ediyor ilk önce kardeşim alma diyorsun ama sonra kafasına vuruyorsun . Biz sana vurmuyoruz neden vuruyorsun bunu sana hep soruyorum J

Kardeşinin doğum günü oldu yakın zamanda iyi ki doğdun şarkısı hoşuna gitti arada hep söylemek istiyorsun. Bir de beraber söylediğimiz okul şarkıları ve İngilizce parmak şarkısı var. Ben söyleyince çok hoşuna gidiyor. Yazlıktan alışmışın hep atlet tarzı  penye , penye şort ve crockslarla dolaşmak istiyorsun. Sana ışıklı ayakkabı aldık çok sevdin ve ayakkabını artık giymek istiyorsun . Pantolon konusunda her gün ağladın ama ilk günlere göre daha iyisin hava çok sıcak değil pantolon giyme zamanı geldi. 

Babanla beni bayram da çıldırttın neden ağladın ama gittiğimiz yerleri çok sevdin . Hep kendinden büyük çocuklarla oynadın. Top oynadın , jetonlu oyuncaklara bindin , top oynadın ,  bol bol kayacaktan kaydın , ilk gün bütün gün dedenle ve babanla geçirdin.

Arkadaşına kazayla vurdun ve hemen kendin özür diledin ağladı diye teselli ettin.  Ama arkadaşın özrünü hemen kabul etmedi sonradan kabul etti çok hoştu.

Bu arada bazen kardeşini taklit ediyorsun sana çok yakışıyor. Kardeşinin gel gel demesi , yemek yemesi , bize davranışlarını yapıyorsun ama kısa sürüyor.  Kardeşinin beşiğinden kardeşinle oynadın , bize onun gibi seslendiniz sizi aldık.

Çok sevgi dolusun , arkadaş  çok seviyorsun . şimdilik bunlar geldi aklıma .

29 Eylül 2015 Salı

ÖZGÜRLÜK

Yeni bir kitap  hakkında yorum yapmak istiyorum. Doğan Cüceloğlu’ nun Gerçek Özgürlük kitabı  .Kitap diğer Cüceloğlu kitapları gibi gerçekle iç içe  ve  hem düşünmemizi  hem kendimizi tamir edebildiğimiz kadarıyla onarmamızı sağlıyor. Tamir etmek derken bunca yıl yetişme biçimi , yaşadığımız ülke, içinde bulunduğumuz ortam , çevremiz gerçek özgürlükte etkili olduğundan tamamen başarı sağlamasa  da  farkındalık yaratıp karar verecekken farklı düşünmemizi sağlıyor.

Tabi bir de bazı duygularda yalnız olmadığımızı iki kitap kahramanının da neler düşündüğünü çok samimi bir dille ifade ettiğinden okunmasını kesinlikle tavsiye ederim.

Kendi özgürlüğümü sorguladığımda benimde gerçekten özgür olmadığımı fark ettim. Ama yukarı da belirttiğim sırf kendi kararlarımızda sonucunun tek bizi etkilediği kararlarda gerçek özgürlüğü sağlamak  çok kolayken , ekip çalışmasında , aile yaşamında bu çok da mümkün olmuyor. Ama özgür olmadığım kadar neyi niye istediğimin bilincinde olmam , açık şeffaf yaşamam  çevreden daha az etkilenmemi sağlamış.

Gerçek özgürlük ne kadar mümkün bilmiyorum ama elimizden geldiğimizce özgür hayatlar yaşamamız ve yaşatmamız dileğindeyim.

28 Eylül 2015 Pazartesi

YENİDEN MERHABA

Nereden başlayacağımı bilmiyorum çok uzun süre  yazmaya fırsat bulamadım .Ama bir yerlerden başlamak lazım dedim ve başladım .  Öncellikle  tüm okuyanların  geçmiş kurban bayramı mübarek olsun . Herkes ailesiyle ve sevdikleriyle daha çok bayramlar geçirsin.

Kurban bayramı benim için genelde çok yoğun ve yorucu geçer. Özellikle evliliğimizle beraber kurban kesme olayına eşimle beraber bizde dahil olunca kesim , dağıtım  ve yorgunluk da beraberinde geldi. Geçen sene bu duruma dur demek isteyip bağış yaptık ama bekleyeneler var herkese açıklama yapmak zorunda hissetim kendimi. Sırf bunun için yine eski düzene geri döndük. Cümlemizin  Allah kabul etsin .

Özellikle sosyal medya da denk geliyorum tamamen kurban bayramına karşı , vahşet olarak gören  bir çok kişi var. Saygı duyuyorum her şey inanmakla başlar inanmadığınız  her yapılan bir anlam ifade etmez . Ben inanıyorum , paylaşmayı seviyorum ve sevinen insanlar olduğunu biliyorum ve  bu gözle bakıyorum . Bana da hiç görüşmeyen insanların sadece bayram da laf olsun diye görüşmesi saçma geliyor mesela ve yapmıyorum . 

Ama bayramların samimi , doğal , içten bayram sabahı kahvaltılarını , harçlıklarını , hediyeleşmelerini , bayramlık heyecanını , sevindirmesini , çocukların coşkusunu yaşamış ve yaşatmak isteyen biri olarak çok önemsiyorum .

Tüm çocukların bayram coşkusunu her gün yaşamasını diliyorum .

11 Ağustos 2015 Salı

BENDEN HABERLER

Bloğumdan ve paylaşmaktan maalesef biraz uzak kaldım. Çok parçaya bölünüp hafta sonu başka şehir hafta içi başka şehir yaşantısı düzen pek bırakmadı. Sağlık olsun , çocuklar mutlu olsun anne ve baba elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

Yaz döneminin gelmesiyle işe başlamam , çocukların anneanne ve babaanneye paylaştırılması , bakıcıyı kabul etmeyen babaannenin şehir değiştirerek kızımıza bakmaya gelmesi , bu sırada yazlıkta yaşayan oğlumuzun kendini kötü hissetmemesi her hafta ziyarete gidilmesi , bu kadar yoğunlukta çılgın annenin kariyer yapmaya karar vermesi yoğunluk sebeplerimdir. Sayarken bile yoruldum bir de yaşayınca tadından yenmiyor.

Sadece yorgunluk ve kısa süreli olumsuzluk durumlar hariç iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Oğlum anneanne ve dedeyle mutlu artık üç yaşına 3 ay var . Algılar daha kuvvetli gidip gelmemizin farkında ve gitme sebebimizde kredi kartını doldurmak olduğundan çok normal karşılıyor. Yokluğu anlamaya fırsat olmadan hafta sonu geliyor. İş dışında kızımla vakit geçirip ilgilendiğimden düşünüp üzülmeye fırsatım olmuyor. Tabi bu sırada evi de düzenlemeye ve yaşamaya elverişli halini korumaya çalışıyorum.

Kızım babaannesine çok alıştı annem kadar olmasa da biz yokken sorun çıkarmıyormuş. Sadece eşim ve ben varken babaannesini tercih etmiyor. Kızım da baya büyüdü bir yaşına bir buçuk ayımız kaldı. Artık yemek düzeni oturdu. Sabah ve akşam anne sütü almaya devam ediyor . Süt izni nedeniyle iki saat erken çıkmak da bu dönemde çok iyi geliyor.

Gelelim kariyer konusuna aslında her zaman istediğim ama çocuklardan fırsatım olmadığı hamilelik ve iki  ücretsiz izin de araya girince bu zamana kalması kötü oldu. Neden mi istiyorum şunu anladım ki anne olmak emekliliği olmayan bir durum ve kariyer istiyorsam doğru zaman emekliliğe kadar olmayacak onun için çocuk da yaparım kariyer de dedim ve kolları sıvadım .İnşallah alnımın akıyla ve istediğim gibi sonuç alarak bu durumu aşarım.  

Aslında çocuklarla ve bu kadar sorumlulukla yapabilirsem benim için çok daha değerli olacağını düşünüyorum. Yapamazsam da canım sağ olsun .

28 Temmuz 2015 Salı

TUVALET EĞİTİMİ

Bazı şeylere karar verip önemsememek belki de daha çözümsel olabiliyor. Oğlum  tuvalet eğitimine iki buçuk yaşını tamamlamasına rağmen kendi çok önemsemediğinden bizde önemsemedik. Yaklaşık bir aydır daha önceki yazılarımda takip edenler bilir kaka tutma problemimiz olduğundan ısrarcı olmak istemedik. İstemedik diyorum oğluşum hafta içinde yazlıkta annem ve babamla kalıyor. Bu konu hakkında daha sonra da paylaşmak istediklerim var.

Bir gün arkadaşlarımla konuşurken aynı zamanda doğum yaptığım arkadaşlarımın tuvalet eğitimi  verdiğini sorun yaşamadığını dinlerken biz de bir denesek mi dedim . Anneme telefonda anne akşam bezlerini kaldırın bez bitti annen gelince alacak paramız yok dersiniz dedim. Annem de aynı dediğim gibi yapmış hatta bir bez kaldı oldu bezlerine böcek gelmiş annen gelince alacak demiş bir bezi de akşam için ayırmışlar. O gün bu gündür bizim hatırlatmalarımızla artık lazımlığa yapıyor. Çok kolay oldu tam zamanında başladığımdan kaynaklanıyor sanırım .Oğlumda bu duruma çok hazırlıklıymış. Akşam için ayrılan o bezde hiç kullanılmadı arada kaçamaklar oluyor tabi ama zamanla ortadan kalkacağını ümit ediyorum.

EN DEĞERLİM KENDİ ÖZÜM

Kişinin en çok kendisiyle arkadaş olması lazım ne kadar doğru bir söz . Bence de en iyi arkadaşımız öncelikle kendimiz olmalı . Kendimizi çok iyi tanıyıp zevklerimizi ihmal etmemeli , değer vermeli , değerli görmeli , ihmal etmemeli ve hassas davranmalıyız. Ama çoğu zaman bir yerler de yapmadığımız oluyor . Başkalarına çok rahatlıkla ayırdığımız zamanı , değeri , anlamı ve fırsatları kendimize vermekte zorlanıyoruz. Değer verdiğimiz arkadaşlarımızı memnun etmeye çalışıyoruz bu davranışı kendi özümüze göstermekte çekiniyoruz, erteliyoruz ve ihmal ediyoruz.

En yakın arkadaşımıza değer vermediğimizi düşünelim . Öncelikle çok kırılmaz mı ? Ya biz kırılmıyoruz mu ?

Ama konu kendimiz oldu mu görmezden gelmek istiyoruz , sıralama da sonlara itiyoruz . İnsanın en çok nazı sevdiğine geçer diye kendi özümüzü sonlara itiyoruz. Belki sonuçları kendimiz olduğundan kısa süre de almıyoruz ama uzun vade de insanın kendi özü de küsüyor  ve bu küsmeyi barıştırmak çok zor hatta zorunda ötesi gibi oluyor.

Eskiden özüne değer vermemek daha yaygın hatta toplumun değer vermemeyi yücelttiği takdir ettiği kanısındayım. Saçını süpürge eden anne , kendine özen göstermeyen sırf çevresi için yaşayan insanlar, sadece toplum ne der yada ne  yaparsak iyi karşılanırlı yaşayan insanlar takdir görüp yüceltilirken , kendine değer veren bencil ve ne yapıyorsa iyiyi yakalayamayan bireyler oluyormuş.

Ben kendime değer veren bir birey olmak , özünü önemseyen , saygı gösteren olmak istiyorum ve bunu sadece kendim içinde istemiyorum . Çevremde ki yakınlarımda aynı bilinçte olması , kendini önemsemesi , değer vermesi  ve beni gereksiz zorlu bir sorumluluğa sokmamasını tercih ederim. Çünkü kendini önemsemeyen  ilk kendini önemsemediğinden karşısındakinin önemsemesinden de rahatsız olup eleştiriyor , kızıyor , suçluyor   hiç birini yapmasa da anlayamıyor.

23 Temmuz 2015 Perşembe

ZORLU VE ZORUNLU İLİŞKİLER

Kendimi özellikle oğlumun başlayan süreçten sonra hep yenilemeye çalışıyorum. Bazı düşüncelerimi değiştirdim. Bazıları düşünce olarak oturdu ama hala uygulama da sorun var. Uygulama da sorun olan konuların başında insanlarla uğraşmak geliyor.

Kabul ediyorum kimseyi değiştiremem kendimi değiştirmeliyim .Ama hep kendimi insanlara göre değiştirirsem geriye belli bir zaman sonra ben ya kalmazsa diye düşünmüyor da değilim. Bazı kişiler gerçekten dengesiz olabiliyor , bilinçli olmaya biliyor ve en kötüsü sonuçta  yine ben üzülüyorum .

Genel de böyle kişilerle arkadaş ve dış çevredense biraz denemeye karar verip ya birbirimize yaklaşıyoruz ya da tamamen uzaklaşma şeklinde ilişkiler devam ediyor. Aile ve mecburi görüşmekte olan kişilerle ise çözüm bu kadar kolay olmuyor. Çözümsüz bir durum olup çıkıyor.

O kadar okumaya . mantıklı düşünmeye , objektif bakmaya çalışmama rağmen bu sorunu tam halledebilmiş değilim. Ama en çok çözmek istediğim mükemmel sonuç istediğim bir konu aslında. Belki olur ümidimi kaybetmemeliyim.

20 Temmuz 2015 Pazartesi

SAKA GİBİ KAKA TUTMA CABASI MI OLURMUŞ OLUYOR

Oğlumla yaklaşık bir aydır kaka tutma problemi yaşıyoruz. Hepimiz ilk defa karşılaşıyoruz  ve çok zor bir süreç.

Filmler de doğum yapma sahneleri gibi ve çok uzun sürelerle  kakasını yapıyor. Bunun için  elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama sonuç şuan için olumsuz .


İyi ki yine blog yazan anneler var dedim.Okudukça sırf biz yaşamıyoruz normal bir durum diye kendime kabullendirmeye çalışıyorum. Başka anneler icin bende paylasmak istedim.Doktora  götürdük ama tatmin edici bir sonuç alamadık. Kuru kayısı , zeytinyağı, kefir aklımıza ne geldiyse denedik. Ama sonuç aldığımız  bir ürün olmadı . Sadece deniz etkili oluyor ama yine uzun süren bir süreç sonucunda oluşuyor.


Dışardan kolay gibi görünse de çok zor bir süreç. Daha büyük problem yaşayan aileler var şikayet etmiyorum ama o dönemler de ailece gözlerimiz yaşlı artık siz düşünün . Sırf kabızlık olmadığından ve direndiğinden sorun daha büyük oluyor.


Yukarıda yazdıklarımı geçen sene yazmışım.Şimdi durumlar nasıl derseniz hala normal insanlar gibi kakasi gelince tuvalete gidip yapmıyor ama baya baya iyiyiz.Zamanla daha da iyi oluyor.Ama bu süreç uzun sürüyor.Acele etmemek ve telaşlı olmamak gerekiyor.Bagirsaklarinda bir problem olmadı şükür,bu yaz atlatacagimi düşünüyorum.


15 Temmuz 2015 Çarşamba

HAKKIMDA BİLMEDİĞİNİZ 11 ŞEY BÖLÜM 2

Tekrar merhaba,yine sorular yine cevaplarla ben .Sevgili deneyimli anne Emelcim bu sefer de o beni cevaplama lk ara davet etmiş. Canakkaleye yolculuk etsem de katilirim arkadaş dedim ve başlıyorum.


1. Elinizde sihirli bir değnek olsa neyi/neleri değiştirmek isterdin?
Tüm insanlari mutlu etmek isterdim.

2. Mesleğinizi değiştirmek isteseydiniz hangi meslek dalını seçerdiniz veya ne olmak isterdiniz?

Akademisyen olmak isterdim alanı psikoloji olurdu sanırım.

3. Bir gün boyunca aç kaldınız(Ramazanda olduğu gibi) ilk ne yemek isterdiniz?

fark etmez yemek olsunda.

4. Bir dalga olsaydınız nereye vururdunuz?

Dalga olsam karaya vurmazdim.

5. Issız bir adada kalsanız yanınıza alacağınız ÜÇ KİŞİ?

Önce benle kim gelmek ister diye o k ama yapardım.

6. En çok görmek istediğiniz şehir veya ülke?

Kisaca Dünyayı desem.

7. Asla giymem dediğiniz renk?

Kahverengi.

8. Bayramda ne yapacaksınız?

ailem,deniz ,kum ve güneş.

9. Ölmeden önce yapılacaklar listesine eklediğiniz 3 şey?

ne zaman olecegime bagli değişir.

10. Bir uçurumun kenarındasınız tam atlayacaksınız aklınıza bir şey geldi o gelen şey nedir?

Allah

11. Yerde 50tl. bulsaydınız ne yapardınız?

Sahibini sorarim bulamazsam fakir birine veririm.
Bayramınız simdiden mubarek olsun.

14 Temmuz 2015 Salı

HAKKIMDA BİLMEDİĞİNİZ 11 ŞEY

Merhaba ,

Bu yazıyı ilk önce hüzün sarısının  http://www.huzunsarisi.com/2015/07/hakkimda-bilmediginiz-11-sey-11-things-you-didnt-know-about-me.html daha sonra onun vasıtasıyla nesneslis  http://nesneslis.blogspot.com.tr/2015/07/hakkmda-bilmediginiz-11-sey.html bloglarında gördüm.Kimsenin beni taglemesine yada taglememesine fırsat vermeden , sorulara cevap vermek kendimi anlatmak hoşuma gitti.Soruları cevaplamaya karar verdim. 

1.En sevmediğin özelliğin / özelliklerin? 

Aslında zaman zaman değişiyor. Bu soru en çok tez canlılığıma çok acele etmemem gerek zamanlarda kızıyorum. Birde kendime çok hedefler koyuyor bu başarı anlamında çok güzel oluyor ama hep kendimi sıkıntıya sokuyorum.

2.Sürekli anlatamadığın ama hep anlatmak istediğin bir başarın var mı ? 

Başarılarımı anlatmaktan hoşlanmam insanların fark etmesi hoşuma gider.

3.Hayalindeki meslek ve nedeni? 

Hayalimdeki meslek çok geç fark etsem de psikoloji yada sosyal danışman .

4-Neden blog yazmaya başladın? 

Paylaşmayı seviyorum ve yazdıklarım belki okuyanlara ışık tutar diye yazmak istedim.

5-Blog yazarken zaman zaman sıkılıp bırakmak istediğin oldu mu? 

İki sene evvel sıkılıp bırakmıştım hatta sıkılmadım ama paylaşmakta zorlanıyordum. Şimdi yedi aydır fırsat buldukça yazıyorum.

6-Kendini motive etmek için ne yaparsın? 

Şartlara göre değişir . Bazen bir kahve, bazen biraz yürüyüş, bazen yazmak ,bazen sohbet .

7-Sana şans getirdiğini düşündüğün bir şeyin var mı?(obje,hareket ,kişi vs.her şey olabilir.) 

Şansın hayatta rolüne inanıyorum.Ama öyle bir tek objem yok. Genelde yakınlarımın aldığı takıların şans getirdiğine inanırım.

8-Moralin bozukken kendini şenlendirmek için yaptığın bir şey var mı ? 

Moralim bozuk olduğunda en iyi kitap okumak yada uyumayı tercih ediyorum.

9-Diyelim ki piyangodan 100.000 lira çıktı. Yapacağın şey(ler) ne olurdu? 

100.000 TL çok bir hayalimi gerçekleştirmez. Bir kısmını çıktığı için hayır yaparım diğer kısmını zor zamanlarım için kenarda tutarım.

10-En sevdiğin özelliğin nedir? 

Kendimi geliştirmeyi ve çeşitliliği sevmem.

11-Blog yazmak için ne gibi özelliklere sahip olmak gerekir? Herkes blog yazabilir mi?

Blog yazmak için çok iyi bir gözlemci olmak, bence bol kitap okumak ve paylaşmayı sevmek gerekiyor.Herkes blog yazabilir ama herkes çok okunmayabilir. Okunmak için gönüllere hitap etmek gerekir. 













10 Temmuz 2015 Cuma

KARARLARIMIZ NE KADAR ÖZGÜR

Evlilik güzel bir birliktelik bence ama tabi birlikte olduğunuz kişi çok önemli oluyor. Ama genelde toplumun bu konuda diretmesi çok fazla oluyor. Belli yaşa geldin mi o yaş bile bulunduğun kültüre göre değişse de her toplumun yada grubun belli yaşta diretmesi yada çokça sorması yaşanan bir durum .Yaş küçük olduğundan o yaşta toplumun diretmesine çok fazla dirençli olamasak da bazen şansına doğru karar veriyoruz bazen yanlış yapa yapa doğruyu buluyoruz.

Bu konular aklımda hep okuduğum kitabın etkisiyle oluşuyor. Aslında sorgulamak için bir neden yok ama okudukça irdeliyorum. Yaşadığım ama bazen farkında olmadan yaşadığım bazen de bilinçli yaşadığım konuları kitaplarda okumak ilgi alanıma çok giriyor.

Aldığım kararlarda ne kadar özgürüz,  neye göre değerlendiriyoruz , kriterlerimiz de neler etkili oluyor. Genel olarak en yüksek ne kadar etkilenmiyoruz dersek  de içinde yaşadığımız toplum bence çok önemli bir etken oluyor. Özellikle genç yaşlarda yapılan evlilikler de kişiyi kafamızda değerlendirmemizde kişiliğinden çok önce aşk ve sonrasında sahip olduğu maddi değerler , ailesi , yaşam biçimi seçim kriterlerinde etkili oluyor. Aşk belki bizim kararımız ama diğer değerlendirmelerde çevremizin rolü büyük oluyor.

Kendi evlilik kararımı düşündüm. Belki çevrem de  böyle bir baskı hissetsem de istediğim zaman da ve o zaman ki birikim eksikliğime rağmen doğru kriterleri düşünebilmişim. Ne hayallere kapılmışım ne de tek mantığa dayalı kararlar vermişim.

Siz eşinizle neden evlendiniz yada evlenmek istediniz diye sorsalar bolca cevabım var bu çok güzel bir durum kitabımı okudukça daha iyi anlıyorum .

9 Temmuz 2015 Perşembe

NE DESEK DAHA RAHAT EDIYORUZ


Aklıma uzum zamandır takılan bir konu vardı .Ama bir türlü cevabını bulamadığım daha doğrusu rahat edemediğim bir sorun  oluyor benim için.

İnsanlara nasıl hitap etmeliyiz. İş ilişkileri zorunlu olanlar hariç sizli konuşmayı yada hanımlı beyli konuşmayı pek sevmiyorum. Ama bazı durumlarda isimle hitap etmekte özellikle yaş farkı varsa zor geliyor . Abla ve ağabey gibi unvanlar da kişilerin pek hoşuna gitmiyor .

Sabah serviste yeni bir kitaba başladım. Ve konu bu konuyla  başladı nasıl mutlu oldum anlatamam.

Takıldığım bir konunun kitapta beklenmedik bir konuda karşıma çıkması hoşuma gitti. Okudukça farkına varmadığım düşüncelerimin olduğunu fark ettim ve çok hoşuma gitti.

İki yeni tanışan biri aynı konuda emekli profesör olan ve aynı konuda öğrenci birbirine nasıl hitap etmeli ? Ben aynı konuda onların ikisinin de yerinde olsam ne yapardım. Öğrenci olsam hoca yada bey, hanım derim ve sizli konuşurum. Hoca olsam hanım , bey yada benle özellikle sizli konuşulmasını beklemem aynı zamanda öğrencime de sizli konuşmam . Öğrenci bana sizli konuşsa bile sizli konuşmam ve hanım,bey demem.

Ama kitapta öğrenci normal olarak hocasına beyli ve sizli konuşuyor .Ama işin bana garip gelen tarafı hocada öğrenciyle beyli konuşuyor. Haliyle öğrenci rahatsız oluyor. Hocam bana bey demeyin ismimle hitap edin  diyor. Hoca da ama sizde bana o zaman ismimle hitap edin diyor. Ama siz bende yaşça büyüksünüz ve bu konuda deneyimlisiniz diyor. Ama hoca ‘’hoca ve yaşça büyük olmak’’ siz ve bey yada hanım denmesini mi gerektiriyor diyor. Kişiye sadece kişi olduğundan birey olduğunda saygı gösterilmesi gerektiğini belirtiyor. Karşılıklı sohbet ortamı oluşması için kişilerin birbirine aynı gözle bakması gerekliliği üzerinde duruyor. Özellikle yetişme biçiminde dolayı böyle hissetiğimiz ve düşündüğümüz sonucuna varıyor.

Aslında karşımızdaki kişiye siz, hanım  yada bey diyerek kendimizi onunla aynı seviye de görmediğimizi belli etmeye çalışıyoruz .Ona sadece yaşı yada mevkiden dolayı değil kişilik olarak saygı göstermemiz gerektiğini vurguluyor.

Ben de siz , hanım ve beyli konuşmalar da çok samimi ilişkiler kurmakta zorlanıyorum . İster sizli konuşulan taraf olayım ister ben sizli konuşan taraf olayım .Ama benimle sizli konuşulmasını sevmesem de yaşça büyükse direk isimle konuşmakta da zorlanıyor.

Bu konu da sizler nasıl düşünüyorsunuz ?

29 Haziran 2015 Pazartesi

ANNEMLE BIOBLAS SAÇ BOYASI DENEYİMİMİZ

Annem hep saçlarının rengini beğenmez, koyu oldu der açık oldu der beyazlarım kapanmadı der. Kuaföre gitmek ise hiç anneme göre değil. Sevmiyor bende sevmem annemin kızıyım işte onun için çok iyi anlıyorum.

#BİOBLAS dan gelen saç boyasını annemle deneyimlemek istedim.Aslında ya kötü olursa ya beğenmezse diye korkmadım değil. Oruçlu olduğundan iftardan sonra tam çay keyfi yaparken boya deneyelim dedik. Kutunun içinden gerekli olan her şey çıktı desem yeridir. ( bakım yağı, şampuan,maske,eldiven,boya)

Daha önceden annemin saçını boyamıştım. Boyarken beni rahatsız etmişti.Ama bu sefer boyadan rahatsız olmadan boyadım. Annemin de aradaki farkı görmesi için öncesini ve sonrasını resimledim.
Beyazlar kapandı , her zaman kumral istediği halde hiç beğenmediği rengi bu sefer çok beğendi, parlak olması çok hoşuna gitti.Sonuç olarak bundan sonra BIOBLAS kullanıcakmış.

BIOBLAS sayesinde anneme mahçup olmadım ve mutlu ettim.







28 Haziran 2015 Pazar

YANLIŞ ANLAMA BİR ŞEY SÖYLEYECEĞİM

Genel de eleştiriler , laflamalar bana hep bu şekilde söyleniyor. Neden yanlış anlıyorum demek ki şüphen var seninde söylediğinden .Madem yanlış anlamamdan korkuyorsun söyleme . Çok mu önemli .İçinde tut  , söyledin de ne oldu başın göğe mi erdi. Yanlış anlama dedin de yanlış anlıyorum beni rahatsız ediyorsun özellikle kararsız olduğum sonucunun 1+1 = 2 etmediği durumlarda, ucu açık durumlarda.

Geçen bir arkadaşım sakın yanlış anlama sana bir şey söyleyeceğim diye başladı.Çocuklar ayrı kalıyorlar birbirinden nefret etmesin dedi. Bir tanıdığı varmış.Öyleymiş. Bu kararı ben verdim , zorunda değiliz. Tercih ettik .Dedim hala devam etti kırmadan konuyu değiştirdim.Yanlış mı yapıyorum diye sorgulamadım değil ama .Bu hafta sonu hep çocukları izledim, buluttan nem kapıp durdum.Ama zaten kızım dokuz aylık , oğlum iki buçuk yaşında beraber oynamak kız kendini koruyana kadar zor görünüyor. Müdahale etmesek kız abisinden korkar oldu çünkü bilemiyor oynarken canını acıtıyor, karışınca da oğlum kızıyor hareketleri değişiyor. Bence yan yana iken de farklı davranırsak birbirinden nefret edebilirler .Yan yana ayrım yapabiliriz bunu mesafeye bağlamak ne kadar doğru. Bana bunları düşündürttün vicdanımı acaba mı dedirttin mutlu musun ?

(Kızım İstanbul da kalıyor babaannesi bakıyor, oğlum yazlıkta kalıyor anneannesi bakıyor. Annemlerim aslında ikisine de bakarız diyor bu kararı biz eşimle verdik. Kızım bebek süt içtiği için İstanbul da kalıyor. Oğlumda İstanbul da kalsa yuvaya gidecek , küçük bahçeye hapsolacak.Yazlıkta imkanlar sonsuz , keyfi yerinde gözüküyor.Kızım da babaannesine alıştı .Durumları yoluna koyduk)

26 Haziran 2015 Cuma

HEP KALBİMİZDE YAŞAYANLAR

Yanlış mı düşünüyorum çok mu duygusal düşünüyorum bilemedim ama ölüm yada ölen kişi eğer çok seviyorsam benim için aynı değerini koruyor. Sanki hayattaymış gibi istemediği şeyleri yapmamaya , onun olan şeylere sahip çıkmaya , düşüncelerini savunmaya , sanki hayattaymış gibi devam etmek bana huzur veriyor. Ama bazen bu konuda kendimi çok yalnız hissettiğimde oluyor. Aslında bunlar aklıma hep bir yakınlarımızın ölmesi ve en yakınlarının tutumuyla daha da çok aklıma geliyor. Ama genelde yalnız kalıyorum düşüncelerim de .

Geçen sene çoğu zamanımızı beraber geçirdiğimiz bir komşumuz vefat etti. Yazlık komşusu ama tanıyalı kısa sürede olsa şahsına münasır saygı değer, ne zaman ne yapması gerektiğini bilen bir insandı. Benim kendisini sevmemde o asil duruşu daha da etken oldu. Tam bir İstanbul hanımefendisi. Ruhu şad olsun .Allah rahmet etsin ikinci çocuğum olmasına ne kadar çok sevinmişti. Kendisinin tek çocuğu var ve hep keşkeleri vardı.

Bu yaz maalesef yanımızda değil ama kızıma aldığı cici pembeli tayt takımıyla hep anıyorum kendisini. Bana tuaf gelen evinde artık o yok başkaları var , eşyalarını başkaları kullanıyor. Eşyasıyla kiraya verildi . Savunma ihtiyaç ama bu sene çok erken olmadı mı . Ben dayanamazken kanından sen nasıl dayanıyorsun buna.

25 Haziran 2015 Perşembe

ANLAYACAK OLMAK VE ANLAMAK

İlk işe başladığımda ne büyük hayallerim , ne kadar çok acelem vardı. Her şey hemen olsun, hemen iş bitsin , hemen zaman geçsin , öyle olsun böyle olsun .Hızlı hızlı yaşamaya çalışıyordum. Sonra bütün hemenlerim oldu ama kısa sürdü.

Ve bir anda başladığım yere geldim. Sıfırdan başlamak zor olmadı .Hatta aynı yoldan tekrar yürümek çok zevkli. Hemenlerim olduğunda nereye gideceği bildiğimden artık yavaş yaşamaya başladım. Hatta özellikle çocuklardan sonra her durumdan iyi bir ders çıkarıp , bunda da var bir hayır demeye başladım.

Gerçekten de öyle oldu .Ben böyle düşünmeye başladıkça aklımdan geçirdiklerim , kendiliğinden olmaya başladı. Ben daha düşünürken hayat önüme sundu.Böyle olsa daha iyi olur dedi, böyle olsun dedi ve bende kabullenmeyi , sabretmeyi öğrendim. Çok da iyi oldu .Ama tabi  bunları yaşça büyük bir arkadaşım taa en başında demişti.O da büyük ihtimal bu yollardan geçmişti .Ama o zaman onu anlayamamıştım.Artık ne demek istediğini anlıyorum.

Bu yazıyı acaba anlayanlar mı çoğunlukla okur yoksa anlayacak olanlar mı ? Siz ?

21 Haziran 2015 Pazar

SİZ BABANIZIN KEP TÖRENİNİ GÖRDÜNÜZ MÜ ?

Geçen hafta çok anlamlı bir gün paha biçilmez saatler yaşadım.Ben evlendiğim sene üniversite de af çıktı.Babam ani bir kararla okula geri dönmeye karar verdi. Tamam dönmesinde sorun yok ama okuduğu bölüm sporla alakalı ve mutlaka bedensel yapması gereken bir bölümdü.

İlk başta hayal gibi öylesine tam inanmadan başladı .Baktı ki oluyor üniversiteye çantayla gitmeye , kendine terliyorum diye ek kıyafet götürmeye ve hayatını okuluna göre planlamaya başladı.Bu arada benden üniversite ile ilgili bilgiler almaya çalışıp , söylediklerimi beğenmeyip , benle tartıştığı sonra benim dediğim çıkınca kabul ettiği çok günler yaşadık. Özellikle bilgisayarlı ödevler de kimi bulduysa (arkadaşı, kardeşim,ben,damadı ) bana öğret, ben de denemek istiyorum, benim için yapar mısın demekten hiç çekinmedi. İlk dönem den sonra bütünlemeye bile ders bırakmayınca çok hoşuna gitti. Zorlandı , anlamıyorum, unutuyorum, benden geçmiş dedi ama bırakmadı . Hocalar derse gelin dedi ilk sırada oldu, panele gelin dedi kimse gitmedi benim babam gitti. Arkadaşları inanmadı ne öğretmen mi olacaksın , boşuna okuyorsun , ne gerek var dedi çok az bir kısım da arada tebrik etti.

Ben kızımı kucağıma aldığımda babam son senesine başladı.Kendi de inanamadı ama son senesiydi. Çok istediği içinde kaldığı üniversiteyi bitiriyordu.Bitirme tezi yapılacaktı.Baktım kıvranıyor arkadaşım parayla yapar mı falan diyordu.İki çocuğumla gözümü kararttım ve ben yaparım baba dedim. Ben bu kadar zorlanacağımızı düşünmemiştim.Çok iyi  bir profesörden aldı bitirme tezini .Sağolsun maillerle devamlı yazıştık, yapamadığımız yerlerde destek oldu yol gösterdi.

Ve geçen hafta geldi mi kep töreni zamanı.

Öyle bir gün oldu ki bende o gün doğum izninden işe geri döndüm. Allah dan erken çıkıyorum .Tam saatinde orada olabildim.Ve bizim önümüzden geçip bölümce bizi selamlarken olan oldu.Gözyaşlarımı tutamadım. Çok gururlandım, sevindim  .Oğlum dede dede diye seslendi.Kimse inanamadı. Tören başladı duygusal konuşmalar oldu ama benim aklım babamdaydı.Ya tansiyonu çıkarsa , ya çok heyecanlıysa.

Babam geçici bitirme belgesini almak için kürsiye geldi aldı ve sunucu aramızda 61 yaşında bir öğrenci var onu özellikle tebrik ediyorum dedi. Herkes ayakta alkışladı canım babam nasıl da sevindi .Babam babalar günü hediyesini bir hafta önce aldı.











20 Haziran 2015 Cumartesi

HEP İYİ NİYET KURTARMIYOR

Ben büyütülürken çok saf yetiştirildim. Kimseye vurmamayı, terbiyeli olmalı, küfür etmemeyi,kötülük yapmamayı, yalan söylememeyi hep öğütlediler durdular.İlk başlarda güzel hep övgü alıyorsun . Bu meziyetler güzel şeyler .Ama gerçek hayat başka sanki. Büyüdükçe anladım ki bunları çok az insan fark ediyor .Hatta sanki bazı zamanlar da tersi değer görüyor.Sen iyilik yapınca yada hareketine karşılık vermeyince tabiri caizse salak yerine koyulmaya başlıyorsun. Aslında her şeyin farkında oluyorum ama çirkeflik yapmak bana göre değil .Yine terbiye kurallarıyla ve saygılıca durumu ifade etmeye çalışıyorum.

Bazen kendime aileme , çevreme bu konuyla ilgili kızıyorum. Beni çok güzel yetiştirmişiniz ama insanlardan yara almaya müsait bir yapım var.Çok zarar veremiyorlar tamam ama böyle yapmaya çalışmaları bile beni yaralıyor.Neden yani ne gerek var diye soruyorum.

Aslında gerek yok onlara göre ben kaybetsem de iki günlük Dünya yastığa kafamı koyduğumda rahat mıyım o bana yetiyor .Aileme ve çevremde ben olmamı sağlayan herkese sonunda çok teşekkür ediyorum.

KALİTE ASLA TESADÜF  DEĞİLDİR.

17 Haziran 2015 Çarşamba

DENEYİMLER MERAK EDİLİR

İşe başlamamla sen nasılsın dan çok çocuklar nasıl , oğlun kıskanıyor mu , anlaşıyorlar mı , iki yaş farkı nasıl memnun musun soruları bolca sorulur oldu.

İki yaş farkından çok yorulsam da çok memnunum. İki kardeş birbirlerinin çok farkındalar ve zaman ilerledikçe daha çok arkadaş olacaklar diye düşünüyorum. Kardeş kıskançlığı konusunda tabi çocuktan çocuğa değişebilir. Ama yaş farkı ne kadar az olursa en azından başta kıskançlık az oluyor. Oğlum iki yaşında olmadan kardeşi oldu ve ilk altı ay hiç kıskançlık yaşamadık diyebilirim.Ama yaşı büyüdükçe aklı daha çok ermeye başladı , bebeğe ilgi fazla oldu mu bizi hareketleriyle uyarır oldu. Buradan anladım ki yaş ilerledikçe kıskançlık artıyor. Kardeş kıskançlığını da bu düzeyde yaşamaktan çok memnunum. Kızım dokuz ayı doldurdu , oğlum kardeşiyle oynamak istiyor. Ama hareketlerinin ayarını belirleyemiyor tek sorun bu.Bazen yaşıtı gibi davranıyor , uyardığımız zaman hoş olmuyor uyarmasak kızım zarar görmesin diye kararsız kalıyoruz.Anne olarak ikiye bölünmüş durumdayım ama memnunum yaş farkı kaç olursa olsun kırk yaşında bile insanın annesine ihtiyacı oluyor.

iki yaş farkı olan iki çocuk annesi olarak tavsiyem iki çocuk düşünüyorsanız az yaş farkı tavsiye olunur. Karar vermesi anne olarak çok zor, ilk zamanlar çok karmakarışık geçiyor. Ama ben kendim karar verecek olsam hala tek çocuklu ve karar verememiş  olurdum


12 Haziran 2015 Cuma

BEN KARNE ALIRKEN .....

Bu gün karneler alındı .Sosyal medya karneler, bir sürü yorumlar bende kendi karne günlerime gittim. Ben her karne günü aynı olmazdım .Bazı karne günleri kendinden çok emin , bazısında çok heyecanlı , bazı yaşadıklarımdan dolayı mutsuz olduğum hatta ailem destek olsa bile kendi kendimi üzdüğüm günler olmuştu.Şimdi düşünüyorum ne gerek varmış . Kendi çocuklarımın okul başarısı içi kendilerine gökyüzüne çıkarmalarına yada yerin dibine geçirmelerine fırsat vermek istemiyorum. Önemli olan hayatta başarı demek mutlu olmak demek bence. Bunu başarabilirsen en iyi yada en kötü olmak değil yeterli olmak yeterli bence.

Aslında ben hırslı bir öğrenciydim.Annem birinci sınıfta bana o disiplini verdi . Uygulamaya meraklıydım demek ki bir daha da dersin var mı , ders çalışacak mısın sorusunu hiç sormadılar. Ama ben başarılı oldum .Tam karşılığını aldım yoksa eksik mi yada fazla mı onu değerlendirmek çok saçma.Sırf okul başarısından değil kendi çabalarımla , şansızlıklarla, şanslarla, olaylar olayları çevirdi ve her şey benim elimde olmadı.Bazen hak ettiğim olmadı bazen ayağımın altına sunuldu.

Büyük konuşmak istemem ama çocuklarıma okul başarısının tek mutlu olma kaynağı olmadığını ama çaba göstermelerini de görmek istediğimi bir şekilde anlatmak istiyorum. Bunu uygulayan var mı?

11 Haziran 2015 Perşembe

BEBEĞİN BAKAN KİŞİYE ALIŞMA SÜRECİ

Daha önce belirtiğim üzere kızımıza benim işe başlayacak olmak sebebiyle babaannesi bakacak.İlk gün gibi akşam bırakmamız önceki yazımda belirtiğim gibi hüsranla sonuçlanmıştı.
http://anneyimkeyifliyim.blogspot.com.tr/2015/06/bugun-ilk-defa-uzuntulu-yaziyorum.html

İlk akşam kendimi çok kötü hissettim.Ağladım, suçlu hissettim, kayın valideme bıraktığım için tedirgin oldum,kendime kızdım, bir anda sıfırladım. Allah dan çok kısa sürdü.Pazar sabahı kalktığımda doğru düşünmeye çözüm yolları aramaya başladım.

 İlk önce kayın valideme ağladığında telaşlanmasını söyledim.Bu konuda annemden deneyimliyim.Eskilere göre bebek hiç ağlatılmaz .Ağladı mı hemen neden ağlıyor oluyor. Aslında kucakta durmak ve gezdirmeleri  için bazen gereksiz yere ağlayabiliyorlar.Ama sen kızarsın ağlattın diye dedi. Yok anne kızmam ben varken de ağlıyor odadan çıkınca ağlıyor bak diyerek rahatlattım.

İkinci adım olarak birbirlerine alışmaları için yalnız evde kalmalarına fırsat verdim.Evde olduğumda bile kızın bakımını anneye devrettim.Oda sağ olsun elinden geldiğince çabalıyor, oyunlar yapıyor ve kucağında dışarı gezmeye bile götürdü.

Şimdilik her şey yoluna girme yolunda ilerliyor çok az sorun çıkıyor. Maaşallah diyorum ve kızıma ve kayın valideme  teşekkürü borç biliyorum.


10 Haziran 2015 Çarşamba

DEĞİŞİK DUYGULAR DEĞİŞİK ZAMANLAR

Bizde durumlar iyiye gitmeye başladı . Kızım babaannesiyle daha güzel vakit geçirmeye alıştı. Bende oğlumla bol bol baş başa vakit geçirebilme fırsatı buldum.Aslında her işte bir hayır vardır.Bunun için ne yaptık?

Kademeli olarak yavaş yavaş kısa zamanlar da oğlumla dışarı çıkıyoruz.Babaanneyle kızımın samimiyeti ilerletmesi için bolca fırsat veriyorum.Arada kıskanıyorum ama dişimi sıkarak yapıyorum. Anne yüreği işte bir enteresan.

Ama oğlumla gerek onun yürümesinden kısa süre sonra hamilelik sürecine girmem ve diğer süreçlerin sırayla devam etmesiyle anne oğul baş başa çok gezmemiştik.Bu hafta bize çok iyi oldu yapamadıklarımızın acısını çıkarıp bol bol geziyoruz.Benim içinde işe başlamadan çok güzel oldu.

Her işte bir hayır vardır. Kızım hemen babaannesine alışması oğlumla baş başa gezemiycektik.


2-4 YAŞ ÇOCUKLARDA KAKA TUTMA

Kendimiz yaşayana kadar böyle bir sorundan haberimiz yoktu. İki buçuk yaşı doldurduk artık tam tuvalet eğitimine hazır hale gelmiş ve bir anda daha başlamadan oğlum kakasını tutmaya başladı. Şimdi anlam verebiliyorum bir kaç kere banyo yaparken oldu ve eli sürüldü ağladı çok rahatsız oldu. Bir haftadır kakasını yapmak istemiyor. Bağırsaklarında herhangi bir problem yok ama yapmak istemiyor. Kakasının geldiğini anlıyor ve belli ediyor ama yapmak istemiyor. İkna edemedik ve doktorumuza başvurduk.Doktorumuzdan aldığımız bilgileri sıralayacak olursam;

Öncelikle uygulama yapılıp çocuğun rahatlaması sağlandı.

2-4 yaş arası çocuklarda psikolojik olarak görülebiliyormuş.

genelde erkek çocuklarda görülme sıklığı daha fazlaymış.

Konuşmak yerine ya tuvalete oturtmaya yada lazımlığa oturmaya başlamamız önerildi.

Bizimle beraber zaten yapıyorduk tuvalete götürmemiz faydalı olabileceği söylendi.

Bu durumu bir an düzeltmeye çalışmamız çocuğa zararlı olabileceği söylendi.


8 Haziran 2015 Pazartesi

BİR KİTAP DAHA ( SİZİN HİÇ MAVİNİZ VAR MI)


Sadece dün aldığım ve gece elimden çocuklarım geç uyusa da bırakamadığım bir kitap.Çoğu kadının yaşadığı şeyler ama eksik yaşadıklarımız vardır. Her şey bir zamanı var tatilde çok almak istedim. Hatta kitapçıya kızıp kasada bırakmıştım.İyi ki bu günlerde okumuşum dedim. Az çok takip ediyorum Özge Uzun 'u özellikle ikinci hamileliğimde yazılarından çok etkilenmiştim. Çok dürüst bir anlatım , arada çok hoş şiirli nameler ve gerçek bir hikaye. Sırf annelerin değil ,, herkesin mutlaka okuması ve hayata daha çok sarılmasını sağlayacak bir kitap.

YENİ BİR KİTAP ( EVİNİZDEKİ TERAPİST)

Kişisel gelişim kitaplarını çok seviyorum.Kendimi tekrardan tanıyorum ve keşfediyorum. Blogları okurken dikkatimi çekmişti. Hemen sipariş verdim.Araya tatil falan girdi çocuklarla okumam zor olduğundan anca geçen hafta bitirebildim . Kitap içerik olarak farklı sorunları ve farklı yaşamları olan dört kişinin terapiste başlaması ve sorunlarını kısmen çözmeyi öğrenmesiyle devam ediyor. Bana uygulamalarda çok faydalı oldu diyemem kendime başlarda uygulamaya çalışsam da , başarılı olamadım.Çözüm bulma tekniklerinden çoğunu kullanıyorum ama eklemeler yapmamı sağladı.Teorik bilgiler işime yaradı. Dört kişiden birinin mükemmeliyetçi oluşu ortası olmamasını kendime çok benzettim. Benim için iyi yada kötü , yada başarılı yada başarısız olmak vardır. Kendimi çoğu zaman aslında başkaları için başarı olan şeyler de takdir etmediğimi gördüm.

Kitabın amacı düşüncelerimizi değiştirerek duygularımıza hakim olmayı öğrenmek olarak tanımlanıyor. 

Kitabı beğendiğimi söyleyebilirim . Sadece uygulamaları evde uygulamayı daha kolay hale getirebilirlerdi. Beş  üzerinden dolu dolu dört veririm, bir puanı uygulamada yaşanan zorluklardan kırdım diyebilirim. Belki de uygulama ihtiyacım dan alırken o beklentiyle almam hayal kırıklığı yaşamama sebep olmuş olabilir.

7 Haziran 2015 Pazar

KİLO VERME DE ETKİLİ ATIŞTIRMALAR

Sağlıklı yaşamaya karar verdiğimden beri arada sınırları zorlasam da yeni tatlar edindim. Özellikle akşam saatlerinde yemekten sonra atıştırma istediğim daha da artıyor. Bunun için denediğim ve kilomda artışa neden olmayan atıştırmalıklar şöyle sayabilirim.

1 porsiyon yer fıstığı kabuğunu ayıklayacağım diye baya oyalıyor insanı

elmalı,tarçınlı,yoğurt tatlı ihtiyacına baya iyi geliyor

1 avuç beyaz leblebi

limonlu maden suyu  aynı zamanda hamile ve emziren annelere tavsiye diliyor

1 avuç fındık

sodalı su ( 1 şişe suya 1 maden suyu katarsanız tadı daha güzel oluyor)

İKİ BUÇUK YAŞTA İLK SAÇ KESİMİ

Hep ertelediğim ve hiç kıyamadığımız oğlumun saçlarını kestirmeye karar verdik.Artık şekli düzeni bozulmuştu.Uçları kıvırcık ve saçlar dalgalı  eskisi çıkmazsa diye bir bir türlü cesaret edemedik.  Sonunda artık yaz geldi biraz düzeltmemiz gerekiyordu. Çok abartı meblağlar vermek istemiyordum ve güvenmek istiyorduk.Tavsiye üzerine Tuba Abla Çocuk Kuaförüne gittik.

Çokta memnun kaldık.Tam istediğimizi gibi oldu.Oğlum çok sevdi . Bol bol oynadı. Personel çok ilgili ve güler yüzlü karşıladı.Fiyatı da normal düzeyde 30 TL.Bolca resim çektim.




BUGÜN İLK DEFA ÜZÜNTÜLÜ YAZIYORUM....

Bloğumu 2015 girerken kendime bir hobi olarak açtım.Daha önceden çok yazmak istedim.Hatta on gün falan yazmış sonra hepsini silmiştim. Çok detaya girmek istememiştim, insanlar beni neden bilsin  istedim falan yazamamıştım işte.Sonra kızım doğdu ama bu aşamalar da hep sıkı bir blog okuyucusu oldum. Blog okumayı çok seviyorum.İnsanların duygularını , yeni şeyleri deneyimle öğrenmek çok hoşuma gidiyor.Benim deneyimlerimde belki bir kişinin bile işine yarar diye yazmaya başladım.

İlk defa ağlayarak yazıyorum. Bu gün kötüyüm Allah büyük dert vermesin çok duyguluyum diyelim. Oğlumu annem bakmıştı.Dokuz ay ben baktım ondan sonra anneme teslim ettim.Annem bir ay aynı şehirde bakabildi. İşe başlamam yine yaza denk gelmişti.Babam yazlıkta gelmek istemiyordu.Babamı yalnız bırakmaya içim razı olmadı . Anneme siz gidin hafta sonları bizde geliriz diyebildim.Ne kadar hataymış sonradan anladım.Çünkü oğlum süt içmeye devam ediyordu.Gönlü olmadan benim zorlamamla da  olsa içiyordu. Ben sütü sağarım , süt gelmeye devam eder sandım. Ama oğlum uzaklaşınca süt kesildi sağmayla gelmedi.Süt emmesi sadece 9 ay sürdü hemde sütüm olmasına rağmen.

Kızım olduğunda ailecek çok daha bilinçliydik. Babam annenler yazın burada kalsınlar geçen sefer bizim yüzümüzden süt kesildi. Bu sefer o vebali alamam geçen sefer hata yaptık dedi. Aynı zamanda üniversite okuyor çok bilinçlidir . Canım babam benim. Bu seferde benim içim razı olmadı . En iyisi bakıcı yada yuva dedim. Ücretsiz izin başladığından beri araştırmaya başladım. Bu sefer iki çocuk annesiydim oğlum yazlıkta kalmak istiyor.Orada aktivite çok fazla deniz, oyun, bahçe bizi seviyor tabi ama aramıyor .

Yuva internetten buldum sıfır yaş yazanlar şimdi o yaş grubumuz yok alamayız dedi. Karar verme aşamasına geçemeden yuva olayı bitti.Bakıcı da güvenemedik. O sırada eşim annem bakar dedi.Bakardı bakamazdı kendisine sorduk.Tabi bakarım dedi on gün geldi. Bu günler de daha iki üç gün oldu.

İlk defa bu akşam bıraktık. Gitmemiz gereken bir düğün vardı. Büyük oğlumuzu yanımıza alarak eşimle düğüne gittik. Ama 2 saat sonra telefon çaldı.Arayan kayınvalidemdi.Çocuk durmuyor gelin dedi. Hemen kalktık eve geldiğimizde kızım ağlamıyordu. Belki ağlamış olabilir ama susmuş.Ama ben çok kötü oldum. Bir apar topar heyecanla geldik. İkinci olarak içim rahat bırakmak istiyorum.Gelince de çok ağladı, sensiz durmuyor , siz gidince uyandı dedi . Zaten gerginim iş başlayacak , yenilikler var çok kötü oldu.Sabah hep beraber konuşup bu haftayı deneme haftası ilan edeceğiz.








4 Haziran 2015 Perşembe

İSTE OLMASIN İSTEME OLSUN

Aslında hep kötü şeyler de genellikle böyle yaparlar. Aslında iyi şeyler içinde öyle değil mi ?

Hayatıma şöyle bir baktım. Neyi aklıma bile getirip istemediysem önüme sunuldu , neyi çok istediysem olmadı. Sonrasında çok üzülmem her işte vardır bir hayır , mutlaka iyiliğim içindir , daha iyisi olacak demek ki der kendimi avuturum ama neden böyle olur ?

Lise yıllarımdan beri hep kariyer istemiştim .Otuzumdan önce evlenmem derdim. Her şey oturmadan çocuk yapmam. Hatta çalışan bir kadın olurum .Geçen de lise arkadaşım gelmişti bebek ziyaretine aferim kız hepsini istediğin gibi yaptın tam sırasıyla dedi. Onun gözünden öyle görünmüştü . O liseden sonra evlenmiş , çok üniversite de iken , çocukları büyümüş ve ben çocuk büyütürken iki kocaman çocuk annesi , canının istediğini yapıp kurslara gidiyor .

Uzaktan böyle görünse de ilk tercihim olan kariyer istediğim nokta da değil maalesef. Kafam da olan yerde değil belki başka kişiler için iyi görünse de başka planlarım vardı.Ama daha sonra ki sıradakiler ben çok istemeden önüme sıralandı , kendi kendi yeniledi ve istediğim gibi oldu. İstesem de böyle olmasını isterdim.

Hadi kötüyü kınarsak , istemezsek başımıza gelmesi normal karşılanabilir ama istemenin ne zararı var .Demek ki var sonradan çocuklar için düşündüklerime baktım .Önemsediğim şeyler sorun olarak bana dönüyor ama umursamadığım kendi haline bıraktığım şeyler mükemmel şekilde ilerliyor.

Çözemedim ama olmuyor çok isteyip olmayan şeyleri istemeyi bırakmayı deniyorum Bakalım ne olacak .


ÇOCUKLARDA ORTA KULAK İLTİHABI

Tatilin son günü ve yazlığa geçtiğimiz gün oğlumda hafif ateş ve burun akıntısı başladı. Daha önceden tahmin ettiğim üzere doktorumuza yazdırdığımız ilaçlarla telafi etmeye çalıştık.Ama kulağını göstererek ağlamaya başladığında farklı bir şey olduğunu anladık.Aslına doktorlara güvenme konusunda hassasım . Tercihim kendi doktorumuz haricinde çok götürmek değildir.Ama gece tutar ve küçük bir ilçedeyiz nöbetçi doktor bulamayız gibi tereddütlerle hemen hastaneye götürmek oldu. Özel hastane olmadığından devlet hastanesine götürmek zorunda kaldık. Kaydımız ve bilgilerimiz olmadığından biraz zaman sürdü , muayne  olmamız biraz uzun sürdü. Sonunda doktorumuz orta kulak iltihabı olmuş , toplu olarak çocuklarla bulunduğu bir yerden geçmiş olabilir dedi. Evet tatilde bolca çocuklarla beraber olmuştu. Kullandığımız ilaca devam etmemizi ek olarak antibiyotik ve kulak damlasının gerektiğini belirtti. Oğlumun kendi doktorunu arayarak bilgi verip emin olmak istedim. Çok güzel evet aynen böyle devam edelim dedi. Benim için rahatladı ikinci bir onay insanı daha da rahatlatıyor. Bu sayede ilk defa antibiyotik kullandık ve orta kulak iltihabı hakkında bilgi edinmiş oldum.Antibiyotik kullanmak istemedim ama iltihaplı olduğundan kısa sürede iyileşme sağlaması açısından ve kronikleşmemesi için doktorlar gerekli olduğunu belirtiler.

''Orta kulak iltihabı bakteri bulaşması sonunda ortaya çıkıyor. Tanısı sadece doktorun muaynesiyle kulağına bakmasıyla koyulabiliyor. Genelde kısa süreli olunca antibiyotikle geçiyor fakat uzun sürdüğünde 6 ayda 3 kere tekrarladığında değişik testler yapılması gerekiyor. Ağrı ve ateşle kendini belli ediyor. Tedavisi kısa sürede cevap veriyor.Antibiyotiğe 10 gün devam etmek gerekiyor. ''

Bu olay yaşadığımız bir olayı anlatmak şeklinde anlatılmış olup mutlaka uzman anlatımı değil deneyimdir. 

3 Haziran 2015 Çarşamba

İKİ ÇOCUKLA TATİLDEN NOTLAR

Eşimle tatilde en çok güldüğümüz konu çocuklarla ilgiliydi . Oğlumuz bir şeyler yaparak , kızımız da tatilin keyfini çıkararak güldürdü bizi.

Otele giriş yapmamız akşamı bulmuştu.Otele girdik hemen eşim çocuklara göz kulak oldu ben yerleştim. Hemen yemeğe indik. Hiç beklemediğimiz bir durumla karşılaştık. Yemeğe giderken çocuk parkından ve çocuk diskosunun önünden geçiyorsun tam önü olmasa da görülüyor. Zorla yemekten sonra geleceğimize ikna ettik .Buraya  kadar normal görünse de yemek bitip geri döndüğümüzde bir anda bizi bırakıp sadece kontrol ederek diskoya gitti. Çocuklarla çok aynı şeyleri yapmak istemedi ama müzik bitene kadar sahnede kalmayı istedi. Çok ilginç bir durumda sandaletlerini çıkarıp hatta bir kere şortunu çıkarıp sahile atmasıydı.Sebebini anlayamadık ama komikti.Özellikle turistlerin ve animasyon ekibinin çok ilgisini çekti.

Çok girişken ve komik oğlum bir kız kendinden büyük babası arada kaydıraktan kaymadan kızı gıdıklıyor . Bizim ki hemen olaya dahil oldu. Kendini bir şekilde gıdıklattı ve oyunlarına dahil oldu. Sonradan anladım ki adamı dedesine benzetmiş.Oyun bitince peşlerinden dede dede seslendi . Otelde gördüğümüz her yerde hatırladı ve dede dedi.Allahtan turist olduklarından anlamadılar bazen büyüklerde tuaf olup kendini kötü hissedebilirdi. Çünkü gerçek olan adam babam gibi ama kızıydı.

Eşim anlattı ben sonradan dahil oldum . Parkta kendini sallarken güzel uzun saçlı sarışın beş yaşında bir kızı da babasına sallatmış. Kızı beğendi sanırım çok ilgilendi. Biz de eşimle kızı beğendik ve sahiplendik.Hoşumuza gitti güzel kız , İngiliz, sarışın , uzun boylu neden olmasın ve kızıma geçecektim ki anlatmamı istemiyor sanırım uyandı bir daha ki uyuma döneminde yazmak üzere artık.

1 Haziran 2015 Pazartesi

ANNELER EVLAT AYRIMI YAPAR MI ?

İki üç gündür kafamı bu soru kurcalıyor. Aslında yapmaz , yapmadığıma eminim ama çok yakınım bir kişiden ayrım yapıyorsun eleştirisini aldım. Ne kadar kendimden emin olsam da içim burkuldu. Ne yapmıştım da böyle düşünmesini sağlamıştım.Öylesine söylenmiş bir söz müydü yoksa gerçekte böyle mi düşünüyordu.

İlk göz ağrısı farklı olur denir ama benim ayrım yaptığımı düşünen kişi bu yönde de düşünmüyordu.İlk göz ağrımı ikinci göz ağrımdan ayırdığımı söylüyordu. Düşündüm , düşünüyorum ama yok eminim yapmıyorum. Oğlumda böyle düşünüyorsa diye yazmak istedim.İnsan çok sonları dinliyor kendini oğlum da böyle düşünüyor mu kafasına yer ediyor mu dert ettim.Yazmaya karar verdim. Bloğum  evlatlarıma kalacak , hayatta olursam sorarsa anlatırım , olmazsam okumak isterse aklından geçirse okusun diye yazıyorum.

Sevgili oğlum ve kızım bunu bile kaç kere yer değiştirdim. Önce kızım mı desem yok sa oğlum mu . Ama doğum yılı sırasına göre olsun dedim. Kesinlikle ikinizi de aynı derece de seviyorum. Canımsınız.
Oğlum özellikle sana söylüyorum kesinlikle kardeşin gelince yerin değişmedi . Senin yanına kardeşini sığdırmaya sevgimi genişletmeye çalışıyorum. Şuan kardeşin sekiz buçuk aylık anne sütü emiyor , anne kokusuna daha bir düşkün ve bebek olduğundan zaman zaman fazla ilgilendiğim oluyordur. Çünkü kardeşin senin gibi değil bana daha düşkün , yadırgıyor . Sen ilk göz ağrısın deden , anneannen ve teyzen sana öncelik tanıyorlar. Sen üzülürsen diye fazla senin yanında kardeşine yaklaşmak istemiyorlar .Ben de denge kurmaya çalışıyorum. Sen iki buçuk yaşını doldurdun, çok hareketlisin, artık bebeklik dönemi bitip çocukla geçiş dönemindesin. Seni hep mutlu edip hem kendimce eğitim vermek istiyorum. Onun için her yaptığını onaylamayıp arada kızdığım uyardığım oluyor. Ama daha mutlu olman için bunu sakın unutma. Tekrar söylüyorum ikinizi de çok seviyorum .Anneler evlatlarını ayıramazlar sadece denge kurmaya çalışırlar.

YENİ BAŞLANGIÇLAR ZAMANI

Bu gün kendim için yeni başlangıçlar yapmaya karar verdim. Karar vermek yetmiyor tabi hemen uygulamaya geçirdim. Kaçında başarılı olabilir bilmiyorum ama en azından başarılı olacağıma inanıyorum . İnanmak çok önemli hem karar almaktan korkuyorsun inanmayınca , hem çaresi hissedip mutsuz oluyorsun ve hem karar alamamış hem de mutsuz olmuş olarak daha da mutsuz oluyorsun.

Karar almada yeni okuduğum kitabın rolü olmadı desem yalan olur. Kitabım bitince daha ayrıntılı açıklama yapacağım ama tam beklentimi karşılamasa da olumlu düşünmeme katkısı oldu. Bakış açıma farklı düşünmeme yardımcı oldu.

Aslında böyle kararlar almayı planlamamıştım .Ama biz plan yaparken kader gülermiş ne kadar da doğru olduğu yine tekerrür etti.

Bu belki de benim için bir fırsattı . Yeni bir ay , yeni bir mevsim  ve bir kandil günü bana belki de bir işaretti. Belki planladığım gibi tatilim  devam etmese de daha önemli şeyleri düşünme , karar alma ve hatta uygulama şansını elde ettim.

İnanmak başarmanın yarısı gerçekten doğru başaramaya bilirsin ama başaracağına inanmak bile insana huzur veriyor ve mutlaka başarmayı kolaylaştırıyor.

İstediğimiz şeyleri ertelemeyelim , er yada geç başarırız yeter ki inanalım belki çoğu kişi okurken çok hava da lafta kalıyor olabilir düne kadar benim içinde öyleydi ama inandım ve her şey değişti.Sizde ne isterseniz yapabilirsiniz yeter ki inanın.

Hadi  kolay gelsin Allah utandırmasın yar ve yardımcımız olsun.

29 Mayıs 2015 Cuma

8 AYLIK BEBEKLE DENİZ TATİLİ

Tatile giderken aklıma çok sorular vardı.Nasıl olacak ya pişman olursam ya geri dönmek istersem ya öyle olursa ya böyle olursa kafamı didikleyip durdum ne mi oldu özellikle sekiz aylık kızımla hiçbir sorun yaşamadık ve hatta çok mutlu oldu , çok eğlendi ve hareketleri bile değişti , güzelleşti.Tatile gideceklerin içine su serpmek için yazmak istedim.

Aklımda sorulardan biri ek gıdayla besleniyor ama hep ben yapıyorum tatilde ne yiyecekti? Doktorumuzla tatile gideceğimizi paylaştım. Doktorumuzun önerisi tuzsuz ve şekersiz olması koşuluyla beslenme çeşidini artırabileceğimiz oldu. Bu konu da cam rende mi yanıma aldım. Meyve saatini sorunsuz atlattık böylece. Akşam üstü yoğurt yiyordu ama ev yapımı olamadığından onu meyve ve bol anne sütü vererek kapatmaya çalıştım. Öğlen yemeğinde genelde çorbayı tercih ettik.Kahvaltı zaten artık normal tek tek beslenmeye başladık.

Otelde gezerken bebek arabasını tercih ettik, sahile zaten yakındık, bebek arabasının altında oyuncaklarımız  hep bulundu. Havanın her çeşidine göre kıyafetimiz de hep yanımızda oldu.

Otelimiz ilk geceden itibaren park yatak verdi ve mışıl mışıl uyudu.

Güneşten korumak için her daim 50 faktör kremimiz sürülü  ve şapkası takılı oldu.

Uyku saati geldiğinde saatini geçirmeden bebek arabasında uyutmaya çalıştım.

Denize ve havuza su soğuk geldi pek fazla girmek istemedi bir iki ıslatıp ısrarcı olmadık. Banyo olarak götürdüğümüz bebek havuzunda yıkadım iyi ki yanıma almışım dedim.

Aklıma gelenler şimdilik bunlar ama kısa ve öz bebeğiniz varsa korkmayın tatilinize gidin sadece olumsuzlukları önceden görümp çözüm bulmuş olmak insanı çok rahatlatıyor.




İKİ ÇOCUKLA TATİL İÇİN OTEL SEÇİMİNİ NASIL YAPTIK ?

Bu tatile kadar tatil seçimimiz gidilen yerin güzelse otelin temiz olması yeterli deniz tatili ise denize yakınlığı da tercih sebeplerimiz arasındaydı. Hatta çoğu kişinin aksine sadece oda kahvaltı oteli tercih edip ,diğer öğünler canımız ne isterse ve araştırdığımız tavsiye edilen mekanlarda yada kafamıza göre spontane yerler olurdu.

İlk defa tüm tatil aynı yerde kalacak olmak ve her şey dahil otel aramak tuaf gelse de  çocuklarla en iyi tercih bu olmalıydı. Daha önce yazımda belirtmiştim tercihimiz iki çocukla tatilde havasını bildiğimiz ve daha önce her yıl mutlaka uğradığımız  Bodrum- Yahşi oldu. Daha önce Yahşide her zaman Grand Levend kalıyorduk ve çok memnunduk.Tam pansiyon , yemekler güzel , denize yakın , temiz ve personel çok ilgiliydi.

https://hotelgrandlevent.com/

Ama çocuk konusunda çok çocuklu ailenin kaldığı bir otel olmadığından değiştirmeye karar verdim. Hatta çocuklarla oluğundan beş yıldızlı otel aramaya başladım.Yahşiden vazgeçmek istemediğimizden dört yıldızlı da  olur ama bari çocuk dostu otel olsun dedik. Birçok grupta , facebook sayfamda , arkadaşlarım öneriler alıp tek tek internetden inceledim. İlk girişimde kanımın ısındığı bir  otel çıktı karşıma .Oyun parkı , çocuk havuzu , çocuk klübü ve akşam çocuk eğlenceleri vardı tam istediğimiz gibiydi. İlk önce eşim oteli aradı zaten 3-4 gün kalmıştı tatilin başlamasına .Ama çok fazla fiyat verdiler internetden araştırırken Ets nin acentesi otel olduğunu öğrenip akşamında kendimizi acenta da bulduk. Hem daha detaylı bilgi aldık , hem fiyat çok daha ucuz oldu.

Kaldığımız otel http://petunyahotel.com/ inceleyebilirsiniz.

Otel hakkında genel olarak memnun kaldık diyebiliriz. Tam anlattıkları gibi çok çocuklu aile vardı .Oğlum sıkılmadı , bol bol oynadı , havuza girdi, öğlen aktivitelerine katıldı , akşam müzikli oyunlarla çok eğlendi . Yemekler çok bol çeşitli ve lezzetliydi. Odalar temiz ve otel genel anlamda temizdi. Personel çözümcü ve çok yardımcıydı.Her şey dahil olması tüm günlük yemek ihtiyacınızı tamamlıyordu.Olumsuz olarak sadece keşke çocuk havuzu ısıtmalı olsaydı çünkü oğluma serin geldi çok girmek istemedi ve internettin olmaması garip geldi.İnternet ücretli vardı bunun sebebi de çok yoğunluk olmasın diyeymiş ama biz ücretli olarak da bağlanamadık.





28 Mayıs 2015 Perşembe

İKİ ÇOCUKLA İLK TATİL Mİ DEMEYİN GÜZEL OLUYOR

Bizim çocuklu tatile başlamamız direk iki cocukla oldu. Oglumun ilk yazında annem ve babam ısrarla biz bakarız, zaten yazlıkta kalıyor, anlamaz deniz aynı deniz dediler.Bizde kabul edip başbaşa gitmiştik. Gittik ama zaten spontane gelişmiş rezervasyonsuz tatil olduğundan diş çıkarma ve huysuzluk olunca , anne baba yüreği dayanmadı ve Ayvalık 'a kadar (Sarımsaklı , Bergama görüldü) ve yazlığa geri dönülmüştü.

Geçen sene yine hamile olduğumdan oğlumu götüremedik . Benim ilgiye çok ihtiyacım vardı ve yaz dönemi 6 aylık hamile olarak çocukla tatil yine gözüm yememişti. Hamile olmak farklı bir durum belki benim için öyledir ama iki çocuklu tatili hamile tek çocuklu tatile tercih ederim.

Bu yıl eşimle mutlaka çocuklarla tatile gideceğiz kararı aldık.Çok zor yapamazsınız , oğlanı bırakın bari , gitmeseniz olmaz mı , bir sürü negatif söyleme karşı gideceğiz dedik ve vazgeçmedik.

Giderken düşündük . Önce nereye gidelim dedik. Normal şartlarda bol otel değişikliği ve maksimum 2 gün bir yerde kalarak tatillerimizi yaparız.Hep farklı yerlere gitmeye özen göstermemize rağmen bu sefer tek otel , tek yer ve bildiğimiz yer olsun dedik.Bodrum-Yahşi tek seçeneğimiz oldu. Arabayla anca iki çocukla oraya kadar dayanabilirdik .Uçak yolcuğu daha rahat görünse bol eşya , her ihtiyacımızı götürmek çok işimize yaradı. Doğru seçim yapmışız.Çocuklar arada otelde kalmak istemedi arabayla gezmelere gittik. Alışveriş merkezine yakın olmamız da iyi oldu.Eksik unuttuğumuz eşyaları takviye ettik, yazlık yerler de kıyafetler daha güzel markalar bölgeye göre ürün gönderiyor.

Genel olarak tatilimiz çok güzel geçti arada hava bazen bozdu , çocuklar bazen huysuzluk yaptı , kısa süreli sorunlar oldu ama iki çocukla tatile gidecek olanlara tavsiyem kesinlikle gidin.

 Her şeyin tadı farklı oluyor bizim rehberimiz oğlumuz oldu ve değişiklikte oldu aslında .Yeni daha önce yaşamadığımız bir deniz tatili oldu. Hiç bulunmadığımız çocuk havuzu güneşlenmesi , çocuk diskosu , oyunlar başlıca eğlence ortamlarımız oldu hatta oğlumuz sayesinde çocuklu bir çok aile ile sohbet ettik.Yeni insanlarla tanıştık.:)

neler tavsiye ederim, otel seçiminde nelere dikkat etmeliyiz devamı olacak ......



19 Mayıs 2015 Salı

TÜM ÇOCUKLARA ANNE GÖZÜYLE BAKMAK

Bu gün kendime hayret ettim annelik bana neler katmış bir kere daha görmüş oldum.Ailece pazar akşam yemeğine gittik. Daha önceden gittiğimiz bir mekan olduğundan oyun alanının tam karşısındaki masaya oturarak içimizi rahat ettirelim dedik. Bir anda  çocukların arasında bir ses yükselmesi bir kargaşa oldu. Duruma hakim olmak için incelemeye aldım. İki çocuk oğlum hariç bir oyuncağı paylaşamıyor. Biri daha büyük diğeri omdan daha küçük. Gidip müdahale etmek istedim ama sana ne oluyor dedim kendi kendime .İzlemeye devam ettim. Çıkan sesi bizden başka kimse umursamadı. Vuruşmaya başladılar büyük olan küçüğe vurdu ve oyuncağı aldı. Buraya kadar normal küçük olan ailesini çağırmak için kapıya geldi , ağlamaya başladı.Hiç gelen giden olmadı . Buraya kadar normal karşılamıştım. Kimse gelmeyince çömeldi , duvara yaslandı ve usul. usul ağlamaya başladı. Vee annelik damarım kabardı .Hemen , yerimden kalktım , çocuğu sakinleştirdim,annenin yanına götürmemi ister misin dedim ? hemen kabul etti.Kucağıma aldım boyu uzayınca ailesi fark etti ve hemen teslim ettim.

Çocuklar ağlamasın anneler dayanamaz.

18 Mayıs 2015 Pazartesi

BİR KİTAP DAHA BİTER TRENDEKİ KIZ

10 gündür okuduğum TRENDEKİ KIZ kitabım bitti. Hemen yazmak istedim . yazmak istemem kitap için daha çok zaman ayırmamı  ve hatta uykusuz kalarak okumamı sağladı. Blogger arkadaşlardan birinin tavsiyesine dayanarak aldığım kitaptı. Bende otobüs yolculuklarında özellikle uykum geldiğinde uzun süreliyse hep ışığı yanan evlere bakar onlar ne kadar yarat keşke yatağımda olsam derim.

Kitabın arkasında ve okuyanların görüşüne göre polisiye olarak geçiyor. Ama açıkçası benim için polisiye den çok üç tane farklı durumlarda olan kadının hikayesi ve yaşadıklarını hissettirdi. Kitaptan özellikle bir bölümden çok etkilendim. Daha önce bu konu hakkında yazmıştım. Kitabın özetini yapmak istemem bilince okuyası gelmiyor insanın.Katili kim olduğu kafamı çok kurcalamadı onun benim için duygusaldı. Değerlendirme yapacak olursam çok beklenti içersine girilecek bir kitap bence değil.Benden  beş üstünden üç aldı . Vaktiniz kısıtlı değilse okunabilir ama az kitap okuyan kişiler için zaman kaybı diyorum.


14 Mayıs 2015 Perşembe

NEREDEN ÇIKTI BU İTİRAF KİTAP ZEVKİME İYİ GELMEDİ

Çocuklardan evvel yaptığım gibi kitaplarıma dönme kararı aldım. Aslında hamilelikler iyi geliyor bol okuyorum ama doğumlardan sonra bir yavaşlama oluyor. Kızım yedi ayı doldurdu yine daha çok bitirmeli günlerime döndüm. Hep okuyorum ama boş zaman bulursam oluyordu.Şimdi zaman yaratıyorum.

Bu hafta TRENDEKİ KIZ yeni kitabım kitap hakkında daha bitmediğinden yorum yapmak istemiyorum .Ama dün akşam okuduğum kitap kahramanlarından birinin psikologuna itirafı beni çok sarstı. Belki  kızımı emziriyorum yakın temasımız daha fazla olduğundan aklıma ilk kızım geldi ve üzüldüm.Belki kurgu bir hikaye ama tuaf hissettim.

Kısaca  anne , babasıyla yaşayan MEGAN  ağabeyini 16 yaşında trafik kazasında kaybediyor.Mutlu bir evliliği varken eşinin tavsiyesi üzerine terapiye başlıyor. Bu hikaye aslında anlatmak istediği ve kimseye anlatamadığı esas hikayesi ve terapistine anlatıyor.Ailesinden  ayrılıp sevgilisiyle yaşamaya başlıyor. Sevgilisiyle tüm uyarıcı maddeleri neredeyse kullanıyorlar.Sevgilisiyle çok mutlular , ama bir anda hamile kalıyor. Hamile kalınca bir anda duraksıyor ama aldırmıyor , eski hayatına yaşamaya devam ediyor.Bebek bir şekilde bir hemşire yardımıyla hastaneye gitme zahmetine bile girmeden doğuyor. Bakımına falan alışıyor bu sırada sevgilisi evi terk ediyor.Terk ettikten sonra bir gün çok içiyor. Küvetin içini su dolduruyor . Bebeği de göğsüne alarak küvetin içine giriyor. Bu sırada uyuya kalıyor. Kalktığında kitapta kullanılan ifade ''kalktığımda göğsümde değildi , bedeni kolumla küvet kenarının arasına sıkışmış ve yüzü suya dönüktü''. İçimi acıktı ve devam etmekte zorlanıyorum konu bununla alakalı olmasa da. 

13 Mayıs 2015 Çarşamba

REKLAMLAR HEP MASUM MU

Ünlülerin ,belli kesimdeki  insanların yada hoşlandığımız insanların kullandıkları ürünler bizim için önemli mi ?  Ben kendi adıma bence önemli ama bu suistimal edilebilir mi bilinçli yada bilinçsiz edilebilir.

Hiçbir şirket kendi ürünüm , zararlı kötü demez ama tüm ürünleri de iyi kabul edemeyiz. Hiç reklam amaçlı olmadan kendim bir ürünü kullanıp memnun kalıp bunu tavsiye edebilirim yada memnun kalmayıp kesinlikle alam diyebilirim.Ama bunu başka bir şirket yada kişi yapmamı istese durum değişir. O zaman eskisi gibi özgür olamam .Özgür derken belki sadece kendim kullanırken önemsemediğim iyi yada kötü yanlarına daha farklı ve bilinçli bakmak gerekir. Ne boş yere övebilirim ne de haksız yere kötü bir yorum yapabilirim.Daha çok tarafsız olmam gerekir çünkü masumca sadece parasını ödediğim ürünün vebali bana ait ama sırf ben iyi dedim diye alacakların yada kötü dedim almayacaklar da şirketin zararı yine bana ait olur.


Bunlar neden mi aklıma geldi televizyonda görüyorum. Tiyatrocular , mankenler  yada farklı meslekler de ünlü kişiler zararını bilerek kendi kullanmadıklarına emin olduğum ürünlerin reklamlarına neden çıkarlar.Bazı bilnçli insanlar bu reklamlara kanmaz ama çocuklar ve bu analizi yapamayacak insanların günahlarına neden girerler.

Benim kadar bile düşünemediklerinden mi yoksa başka şeyler mi üstün geliyor.

Sizce?

12 Mayıs 2015 Salı

SAYILI ZAMAN GEÇERMİŞ GEÇTİ DE

Hep derler ki sayılı zaman geçer her ne olursa bu günlerin kıymetini bil.Evet geçiyor günlerin kıymetini bildim ve zaman da geçti.Pişman değilim ama tabi farklı duygular yaşamıyor değilim. Oğlumla kızımla beraber koca 8 ay geçirdik. Bunaldığım , sıkıldığım , kendime zaman ayıramadığım , daraldığım , çok mutlu olduğum, alıştığım , keyif aldığım koskoca 8 ay geçti ve çalışmaya başlamama tam bir ay kaldı.

Çok karışık duygular içindeyim . İki çocuğun sorumluluğu daha fazla ayarlama yapmak daha zor tabi oğlumdan sonra işe dönüşüme göre,Bir taraftan da işim sadece bana ait sadece anne olmadığım sadece ben olduğum , planlamayı kendimin yaptığı , istersem kendime zaman ayırabildiğim  bir ortam heyecanlanmıyor değilim. Ofisim değişebilir onun heyecanı da var.

Ama çocuklarımı bırakma konusunda ilk oğluma göre daha deneyimliyim. Her ikisi içinde doğru olanı yapmaya çalışıp iki çocuğumu da mahrum etmek istemiyorum. Üç alternatif vardı. İkisi de yanımızda kalacak , oğlum kreşe devam edecek , kıza bakıcı bir abla bulacağız.Ama bu durumda oğlum sadece kreşin küçücük bahçesine mahkum kalacak. Her ikisi de annemle yazlığa gelecek , ama kızım anne sütü içmeye devam ettiğinden bu fikir de anlamını yitirdi . Oğlumda bu lükse sahip değildim ama kızıma istediği kadar anne sütü vermek istiyorum. Tamam oğlum yazlıkta kalsın dedim , bu sefer kızım için kreş, abla , bakıcı arayışı başladı. Kreş zaten çok fazla yok, olanda küçük buldu.Bakıcı konusunda da içimize sinen birini bulamadık.Çok zor çok iyi tanımak lazım , canın ve anne, baba ortak kararı olmalı. Ortak bir karar alamadık eşim annesini önerdi. Ben iki buçuk yıldır daha 1 kez bile  1 saat bile bakmadığından endişeliyim. Kayın validem şehir dışında bizim için yazın bizde kalmayı , bakmaya kendi razı oldu , hemen tamam dedi. İlk eşim konuştu , geçen bende açtım konuyu tama  ne zaman geleceğim dedi sadece başka detay ne zaman döneceksin falan demedi. Ama şans vermek istiyorum kaybedecek bir şey yok biraz da mecburi şans ve en kötü anneanne-babaanne bile bakıcı tanımadığı bir abladan iyidir diye düşünüyorum.Aralarında kan bağı var ve mutlaka çok seviyordur.

Değişik duygulardayım.

Her şey çok güzel olsun ve bu yazı güzel anılarla hatırlamak istiyorum.






11 Mayıs 2015 Pazartesi

SAÇI SÜPÜRGE EDEN VE KEYİFLİ ANNELİK

Bu karşılaştırma tam bizim için ev için geçerli bir ortam diyebiliriz. Ben keyifli anneliği annem saçını süpürge eden anne ve anneanneliği oynuyor. Aralar da sorun olmuyor değil ama kimse değişmiyor , herkes bildiğini uyguluyor. 

Aslında olan benim keyifli zamanlarıma oluyor , çocukların ağlamasına kesinlikle olanak tanınmıyor, her dedikleri yaptırılıyor , kitap okuyorum , çay içiyorum molası ya da işim var demek çok sakıncalı .Hemen laf söyleniyor. Tamam torunlarının  kendince iyiliğini düşünüyor kendince haklı arada söylüyorum beni neden düşünmüyorsun diye cevap yok ne var ki aa sen iki çocuklu annesin olacak o kadar .Hep beraber olduk mu bende asker oluyorum emir eri anne .

Aslında beni yetiştiren annem beni de böyle yetiştirdi ama kendim böyle yetiştirmeyi tercih etmiyorum.Kendi evim olana oda evlenince oldu , evde sorumluluk olarak sadece kendi okulumdan ve işimden sorumlu oldum. Bu yüzden sorumsuz olmadım , evlenince de hiç zorlanmadım hatta belli süre pratik detaylarla yardımcı bile almadım.Tabi sonra çocuklarla yetişmesi zor oldu. 

Ama kendim saçını süpürge eden değil keyifli anneliği tercih ediyorum . Çocukların her dediğini yapmak , hiç ağlamaması , ay üşür , canı acır düşer  bana göre değil. Çok tehlikeli olmadıkça düşmesine bile fırsat vermek taraftarıyım. 


AHH BABALAR AHH NE TATLISINIZ

Çok garip gelen aslında bana değişik duygular tattıran bir hikaye yada bir olay paylaşmak istiyorum. Annem ve babamla beraber yazlıkta kalıyoruz . İstanbul yazlık arası mekik dokuyorum desem yeridir. Belli bir marka olan ama derisi aşınan çok kullanışlı çantamla geldim. Eskiydi biraz ama ufak cüzdan , cep teli ve anahtar alıyor , askılı benim için zaten bu mütevazi yer de yeterli diye düşündüm hatta burada bırakırım . Burada kullanmalık olsun dedim yenisini evde bıraktım. Buraya kadar sorun yok.

Babam nasıl oldu bilmiyorum konuyu bir türlü oraya getirmeye çalışıyor. Ben sana çanta aldım neden kullanmıyorsun , anneme işte bir tane daha çanta var neden bana vermediğini soruyor falan. Ve sonunda baklayı ağzından çıkarıp çantan çok eski neden kullanıyorsun , neden yenisini almadın , o kullanılır mı falan dedi.Şaşırdım kaldım. Babam hep mütevazi olmayı öğütler , her şeyi atmama kızar , ne var kullan der.Ne düşündü bilmiyorum üzüldü sanırım çantam eski diye . Baba yüreği ne hissetti şakayla karışık ama bakmış , incelemiş yani.

Baba yüreği de bir başka atıyor .